En büyük sorun

27 Aralık 2019 Cuma

Ülkemizin güneydoğu sınırının dibindeki İdlib’de, Rus hava kuvvetlerinin desteklediği Suriye Ordusu (bu kez, asi ÖSO’nun bizim icadımız olan yakıştırmayla millileştirilmiş çakma milli değil, gerçek Suriye milli ordusu) saldırılarını yoğunlaştırır, savaştan kaçmaya çalışan yüz binlerce Suriyeli sığınmacı adayı sınırlarımıza yığılır, Türkiye’deki 5 milyonluk Suriyeli sığınmacı, başta en yoğun şekilde yerleştikleri Güneydoğu Anadolu olmak üzere bütün ülke için büyük, ekonomik, demografik, sosyal, siyasal, sorunlar doğurur ve bunlara yenileri eklenirken, biz Türkiye’nin batısında İstanbul’da, Boğaz’a paralel yeni bir Kanal İstanbul açmanın tartışmasına dalmış bulunuyoruz.

Kanal İstanbul ile yatıp Kanal İstanbul ile kalkıyoruz.

Sanki Türkiye’nin, İstanbul’un başka sorunları yokmuş gibi...

Sorunlar yumağı haline gelmiş olan Türkiye’de en büyük sorun, tüm bu sorunları yaratan politik kafadır.

Türkiye için gerçekten bir beka sorununa dönüşmesi olasılığı çok güçlü olan Suriyeli sığınmacılar sorunu gibi, Kanal İstanbul sorununu yaratan bu kafa AKP kafasıdır.


PKK terörünün Suriye tarafından desteklenmesinin doğurduğu sorun iki ülke arasındaki Adana Mutabakatı ile çözülmüşken, Suriye’deki iç savaşa eleman, silah ve lojistik destek sağlayarak, Türkiye’nin demografik yapısını bozacak bir kaosun içine atan, Emevi Camii’nde namaz kılma rüyaları gören bu AKP kafasıdır.

Esad’ın gidiciliği varsayımı üzerine bina edilmiş politikanın, yanlışlığı ayan beyan ortaya çıktıktan sonra bile, Esad ile görüşmemekte direnen kafa, şimdi Türkiye’nin güneydoğu sınırında PKK’nin yan kuruluşları, PYD-YPG yapılanması oluşmasına karşı en iyi çare olarak Esad ile görüşülmesi önerisine yine inatla karşı çıkmaktadır.

Şu anda Türkiye’nin Zeytin Dalı Harekâtı’yla İdlib bölgesinde oluşturduğu 15 gözetim bölgesinin ikisinde (8. ve 9. bölgeler) TSK’nin kuşatma altında olması, bölgede operasyon yürüten güçlerle karşı karşıya bulunması tehlikesine rağmen AKP kafası hâlâ inadından vazgeçmemektedir.

Suriye, Suriyeli sığınmacılar ve Kanal İstanbul tartışmalarının gösterdiği gerçek, en büyük sorunun AKP kafası olduğudur.

Suriye konusuna, ulus devletin değil, şeriatçı İhvan’ın gözlüğüyle bakan AKP kafası ekonomik durgunluğun, işsizliğin tavan yaptığı bir dönemde, ekonomisini üretim tabanına oturtmayıp talan, yağma ve rant üzerine bina etmeye kalkınca da İstanbul’da çılgın cinayet demek olan Kanal İstanbul buluşunu sunuyor Türkiye’ye ve İstanbullulara.

Sorun çözmek değil, sorun yaratmakta direnen bu kafa siyaseti de gerginlik ve çekişme ekseni üzerinden yürütmeyi yeğlemektedir.

Durum böyle olunca toplum, sürekli bir gerginlik yaşamakta ve abes tartışmaların çıkmazına saplanıp kalmaktadır.

Aslında bu durum AKP’nin oylarına da yansıyınca insan neden hâlâ sorun yaratmakta direnildiğini haklı olarak merak ediyor.


Gerçekte fazla şaşacak bir şey yok. Aslında AKP kafası iktidara toplumun sorunlarını çözmek için gelmedi. Onun asıl amacı laik demokratik toplumu sorunlar yumağı haline getirip, her alanda kavram kargaşası yaratarak çözmek, böylelikle çözülmüş toplumu bizatihi bir sorun haline getirmekti.

Bu politikanın sınırına gelinmiştir.

Toplumun sorunlarını çözmek yerine bizatihi toplumun kendisini çözerek sorun haline getirmeye çalışan AKP’nin artık her hamlesiyle kendisi çözülmektedir.


Yazarın Son Yazıları

Covid-19 ve OHAL 20 Mart 2020
8 Mart mektubu 10 Mart 2020
Futbola dikkat! 28 Şubat 2020
Amaç ne? 7 Şubat 2020