Arif Kızılyalın

Top Devlet desteği ile sahada!

20 Kasım 2019 Çarşamba

‘Destek olimpik branşlara olmalı’ - Devlet elini çekse, örneğin vergi borcunuzu affetmiyorum, Spor Toto desteğini belli noktaya çekiyorum, naklen yayın ücretinde de üst sınırdan ödemede bulunması için yayıncı kuruluşa ricada bulunmuyorum dese 140 profesyonel kulüpten kaçı kapısına kilit vurur?

- Süper Lig’de bir iki kulübün dışında kulüp kalmaz. Alt liglerde ise durum bundan daha farklı değil. Burada şunu atlamamalıyız. Devlet tabii ki spora destek olacaktır ama bu sponsorluk, profesyonel bütçesi olan profesyonel takım sporları için değil, daha çok olimpik branşlara olmalıdır.

Sosyologlar, “Tribünler, sokakların aynasıdır” der. Büyük olasılıkla bu saptama, Latin ülkeleriyle İspanya’daki iç karışıklık döneminde söylenmiş. Çünkü sokakta birileri, “Yaşa Franco” dediğinde tribünde de aynı ses yükselmiş ya da “Alejando” pankartları Barselona’da hem caddeleri hem tribünleri renklendirmiş. Görüldüğü üzere futbol, hayatın bir tür tezahürü aslında. Şimdilerde Türkiye de aynı iklimi yaşıyor. Ne var ki tek bir farkla. Bizdeki “futbol-sokak” ilişkisi, siyasi temalı değil, biraz duygusal; yani maddiyat üzerine kurulu. Al, ülke ekonomisini vur futbol ekonomisine! İki sektörde de para ve borç krizi hâkim. “Üretim yok, tüketim çok” diyor ekonomistler bu duruma; doğru dürüst bir şeyler üretmeden, elimizdekini, hatta ufuktakini bitiriyoruz; tonla borç varken, borcu borçla kapatıp, sıcak para bulduğumuzda, “harcamazsak olmaz” psikozuyla tranfsere dalıyoruz. Türk futbol kulüplerinin - ki sayıları 3. lig dahil 140 - toplam borcu 14.5 milyar TL yani 2.5 milyar dolar civarı bir para. Bunun aslan payı da her zaman olduğu gibi 4 büyüklerin. İşte bu konuyu futbol ekonomisti Tuğrul Akşar’la konuştuk. Kendisi dönem dönem www.futbolekonomi. com adresli sitede uyarıyor futbol dünyasını ama üzerine alınan yok. - Türk futbolunun toplam borcunun 14 milyarı aştığı resmi kaynaklarca doğrulandı. Buralara nasıl gelindi, bu işin sonu nereye varacak?

- Türk futbolunun bugün içinde bulunduğu yer tam bir finansal çıkmaz. Bir darboğaz ve kulüpler içinse bir borç batağı...Belirttiğiniz 10 milyar TL borç tutarı, sadece üç büyük kulübe ait. Süper lig kulüplerinin borcu bugün 14.5 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Buraya nasıl mı geldik? Son yirmi yılda Türk futbolunda parasal büyüme, yönetimsel ve sportif gelişimin önüne geçti. Türk futbolu 2000’li yılların başından itibaren hızla parasallaşıp ticarileşmesine karşın, bu büyümeyi yönetecek yönetsel yapılanmayı, reformu futbolumuzun üstyapısında gerçekleştiremedik. Örneğin, 2000’de 150 milyon Avro gelire sahip olan Türk futbolunun bugün gelirleri yüzde 400’e yakın artarak 738 milyon Avro’ya geldi, ama biz hâlâ 2000’deki UEFA ve FIFA sıralamamızı yakalayamadık. Bence Türk futbolunun temel çelişkisi: parasal büyüme artarken, sportif performansın artmayışı. Liyakatsiz, basiretsiz, yeteneksiz ve vizyonsuz yönetimlerin ve yöneticilerin yönetimi ve denetiminde Türk futbolu yolunu bulmaya çalıştı. Oysa bu parasal büyümenin sportif performansımızı artıracak şekilde yönlendirilmesi gerekirdi. Klasik yönetim anlayışıyla, kulüplerimizi konvansiyonel yöntemlerle yönetmeye kalktık. Ne şeffaflık sağlanabildi, ne yöneticiler denetlenebildi, ne hesap sorulabildi, ne de paydaşlara karşı bir sorumluluk hissedildi. Uçurumun kıyısındayız. Gelirleri, borçlarını karşılamayan bir ligde kalıcı başarıya ulaşma şansı yoktur. Bu nedenle Süper Lig’in geleceğini iyi görmüyorum.

- Bu borç sarmalında ilk iki sırayı alan Fenerbahçe ve Galatasaray transfer rekorları kırdı, milyon Avro’luk sözleşmeler yaptı. Bu gidişatı nasıl yorumluyorsunuz? - Bu tam anlamıyla bir disiplinsizlik. Öz kaynaklarınız eksiye dönmüş, borçlarınız gelirlerinizin dört katına çıkmışken, birikimli zararlarınız gelirinizi aşmış, şiddetle sıcak paraya ihtiyaç duyarken, finansal yükümlülüklerinizi yerinize getiremediğiniz için borçlarınızı yapılandırmışken, böylesi paraların harcanması tam anlamıyla bir mali disiplinsizliktir. Kabul edilebilir bir yanı yok bunun maalesef.

Hibe değil, geri ödemesi ağır!

- Bankalar Birliği’nin borçların yeniden yapılandırılması anlaşması gerçekten kamuoyuna yansıdığı gibi çok düşük faizle, geri ödemesi ötelenmiş bir can suyu mudur?

- Öncelikle belirtmeliyim ki, borç yapılandırmaya ilişkin ne kulüplerimizden ne de federasyondan kamuya bir açıklama yapılmadı. Ne kadar borç yapılandırıldı? Yapılandırma faizi ne oldu? Vadesi ne oldu? Hangi teminatlarla bu krediler yapılandırıldı? Federasyonun transparan davranarak kamuoyuna bilgilendirmesi, futbol paydaşlarına karşı bir sorumluluktur. Çünkü bu kulüplerin Borsa İstanbul’da hisselerini almış mali yatırımcılar var. Hüsnü Güreli’nin internet sitesinden öğrendiğimiz kadarıyla kulüpler piyasa faiz oralarından beş puan fazlaya, 2 yıl ödemesiz toplam beş yıl vade ile Ziraat Bankası’nca oluşturulan bir konsorsiyumla borçlarını yapılandırmışlar. Bu borç yapılandırma operasyonu, öyle anlatıldığı gibi düşük faizle, cansuyu olarak kulüplere verilen krediler değil. Maliyeti yüksek; vadesi, faiz oranının yüksekliğine göre daha kısa kalmış, kulüpleri ödemede zorlayacak bir yapılandırma olmuş. Sonuçta bu krediler birer hibe değildir.

- Sizce bu mali tablolarla futbol takımlarına bu krediler verilir mi?

- Bugün bu kulüplerin maalesef finansal dengeleri bozulmuş durumda. Hepsinin öz kaynakları negatif. Yani varlıklarını satsalar, borçlarını ödeyecek durumda değiller. Hepsinin birikimli zararları var. Hal böyle olunca, gelirleri borçlarını karşılamayan, borç batağına saplanmış, kredilerini geri ödeyebilme yeteneklerini kaybetmiş, finansal dengeleri bozulmuş bu kulüplere, finans etiği kredi vermeyi reddeder. İzin vermez.

- Türk futbolu, Avrupa’daki örneklerinde olduğu gibi niçin gelir yaratmıyor. Örneğin maç günü geliri, bilet geliri çok düşük seviyelerde.

- Avrupa’da aslında beş Büyük Lig’i çıkarırsak, sadece birkaç ligin kendi dinamikleriyle gelir yarattığını görürüz. Bu ligler de büyüklükleri bakımından Portekiz, Hollanda, Belçika, Danimarka, Avusturya, İsveç ve Polonya ligleri. Bunların dışında Rusya ligi var ama borçlanma oranı yüksektir. Bizde devlet sübvansiyonu ile giden bir lig var. Ülkemizde bugün futbolun ana sponsoru temelde devlettir. Futbol maçlarımızı dışarı satamıyoruz. Düşük rekabetli, kaliteden yoksun ligimizde seyirci de tribüne rağbet etmiyor. Böyle olunca 14 bin ortalamaya oynayan bir lig çıkıyor karşımıza. Bu nedenlerle, devlet destekli, yayın gelirleri yüksek, diğer asli faaliyet konularında gelir yaratamayan bir ligle karşıya kaldığımız için, ligimiz beklenen gelirleri yaratmakta zorlanıyor.


Yazarın Son Yazıları

‘İhtiyat akçesi’ 31 Mart 2020
Vebalini kim öder? 24 Mart 2020
‘Cambaza’ bakarken 10 Mart 2020
Futbolumuzun hali 3 Mart 2020
Ve Kadıköy fobisi bitti 23 Şubat 2020
Galatasaray bu kez VAR! 16 Şubat 2020