Aydın Engin

Ağır ol, cumhurbaşkanı desinler…

04 Ekim 2015 Pazar

Neydi o öyle?..
Şöyle bir göz atayım” diye oturduğum televizyonun başına beni mıhlayan, neredeyse bir saat ekrana çivileyen TBMM “açılış - kapanış”ının canlı yayınından söz ediyorum…
Bir cumhurbaşkanı Meclis açılışında konuşuyor. Eh doğal. Meclisleri ağır ve okkalı bir konuşmayla cumhurbaşkanları açarlar.
Ama bu defa öyle değil. Kürsüde bir cumhurbaşkanı var ve önüne gelene laf yetiştiriyor. Kimini azarlıyor, kimine posta koyuyor, kimilerine başöğretmen edasıyla akıl veriyor…
Bence TBMM tarihinde sahiden de “tarihi” bir oturumdu.
Ahmet Hakan kardeşime dört “görevli yarma”nın saldırmasının, Hasan Cemal kardeşimi bir ay içinde ikinci kez savcı karşısına sürükleyen “Cumhurbaşkanı’na hakaret” dizisinin öfkesi ile tam tadını çıkaramadık. Ama kaçırılacak gösteri değildi.
Denk geldi, kaçırmadım…
İsmet İnönü cumhurbaşkanıyken küçüktüm, hatırlamıyorum. Ama Celal Bayar’dan itibaren bütün cumhurbaşkanlarını yetişkin yaşlarımda gözledim; kimilerini gazeteci olarak daha da yakından tanıdım. Valla “böylesi”ni hiç görmedim…
Eskiler “Ağır ol molla desinler” derler ya. Ben de neredeyse “Ağır ol cumhurbaşkanı desinler” diyecektim. Sonra nasıl olsa öğüdüm işe yaramayacak diye vazgeçtim.

***

Ama kabul edin perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.
Erdoğan “Heyt, ben Kasımpaşalıyım” diye naralanıyor, başı belada medya patronu can havliyle “N’olmuş. Ben de Kelkitliyim” diye ses yükseltiyor; ardından bir başkası kasketi kafasına geçirip, paltoyu omuzuna atıp, eline tespih alıp racon kesiyor; Osmaniyeli olduğu bilindiğinden cümleyi “Ben Karagümrük’e sevdalıyım” filan diye kuruyor…
Yakında siyaset esnafının ortalığa dökülüp “Hooooop ben Şebinkarahisarlı Mustafa… Bana Şereflikoçhisarlı Kemal derler… Anlı şanlı Keşanlı Ali… Karamürselli İsmail… Afyonkarahisardan Süleyman” filan diye naralanmalarıyla karşılaşırsak hangimiz şaşıracak?
Tamam, eski zaman valilerinin, mebus, vekil, bakan bakmayan tayfasının üstlerine geçirdikleri o “devlet adamı” kılıfından oldum bittim hoşlanmadım. Suratlarındaki “devlet adamı ciddiyeti”nin arkasının ne kadar kof, ne kadar sığ olduğuna meslek yaşamımda çok tanık oldum. Ama devletin en tepesindeki makama oturan bir zatın, Meclis açış konuşmasında önüne gelene cevap yetiştirip fırça attığına, terörü lanetleme bahanesiyle 6 milyon seçmenin oyuyla Meclis’e girmiş bir siyasi örgütü alenen aşağıladığına, üstelik bütün bunları neredeyse bir mahalle kabadayısı üslubuyla yaptığına da bugüne kadar tanık olmadım…

***

Bence bu işin zembereği boşaldı; çivisi çıktı. Yakında zaten kol gezen Osmanlı hayranlığı ile başında öne yıkılmış fes, belinde kuşak, kuşakta sapı görünen bir saldırma, bol paça pantolon, üstte yelek, omuzda ceket, ayakta sivri burun pabuçlarla “Heeeeeyt, anamı kesen ben, babamı kesen ben, kız kardeşimin ciğerini çıkarıp doğrayan yine ben. Var mı lan bana yan bakan” diye dolananlar görürsek şaşmayalım.
Ondan sonra da sıra çengi çigana gelir, kanto başlar:
Kapısı kapıma bakar / bakışı yüreğim yakar / Kasımpaşa kızları / Yumurtaya kulp takar”…
Ya hey…  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları