Aydın Engin

Bıkmadınızsa Yine IŞİD Üstüne…

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Bir hafta içinde üç defa IŞİD, Ezidiler, Suriye, Irak üstüne Tırmık yazmışım. Bugün de öyle yapacağım. Etti dört.
Oysa dış politika uzmanlığım filan yok; uzmanlık ne söz, bu mesleğin her dalında çalıştım ama dış haberler servisinin kapısından içeri adım atmışlığım da yok.
Öyleyse üst üste dört yazı niye?
Cevabım pek kısa ve yalın: Kanımca IŞİD Türkiye’nin bir dış politika sorunu değildir.
Artık değildir.
Bilinenleri, kamuoyunda bilinçlere yerleşmişi yinelemenin âlemi yok. Evet, Türkiye’nin dış politikası çıkmaz sokaklara girmiştir ve gidip gidip sokağın sonundaki duvara toslamaktadır.
Bir örnek: AKP’nin en tepesindeki iki zatın, Erdoğan ve Davutoğlu’nun yaptıkları onca kıyağa, gösterdikleri onca desteğe rağmen IŞİD’in Musul Başkonsolosluğumuzu basıp 49 yurttaşımızı rehin aldığından beri habire duvara toslanıyor. Genelgeçer hiçbir ahlaki değer ve ilke ile kendini bağlamayan ve bunu bir siyasal-ideolojik çizgi olarak benimseyen IŞİD, bildiği yolda ilerliyor.
“IŞİD’in arkasında ABD var… Hayır, hayır, asıl Suriye’de Baas rejimi IŞİD’i destekliyor” yollu onca komplo teorisi her gün daha da saçmalaşıyor.
AKP iktidarı, rehin yurttaşlarımızın yaşamını tehlikeye atmamak gerekçesiyle yayın yasağı koydu. Bu anlaşılabilir bir önlem. Ancak sorun IŞİD üstüne yazıp çizdirmeme, IŞİD’in insanlık için nasıl bir tehlike oluşturduğuna değinmeme noktasına tırmandı.
Oysa dünya medyası son günlerde IŞİD’le yatıyor, IŞİD’le kalkıyor. Keza Batı başkentlerinde acil çözüm aranan başat sorunun adı: IŞİD. Dünkü Cumhuriyet’te yayımlanan “Batı-Esad işbirliğine doğru” başlıklı derleme haber, bu yoğun diplomatik trafiği pek güzel yansıtıyordu.
İngiltere’nin saygın gazetesi The Guardian’ın pazar eki The Observer, IŞİD konusuna dün iki tam sayfa ayırdı ve Suriye’deki parçaları yok edilmeden IŞİD’in Irak’taki varlığını genişletmesi ve pekiştirmesinin önlenemeyeceği gerçeğini vurgulayıp Amerika, İngiltere ve Almanya’nın IŞİD’e karşı Esad rejimi ile işbirliği içine girdiklerini duyurdu. Şimdilik istihbarat desteği ile sınırlı bu işbirliğinin yarın bir üst düzleme çıkması çok az kişi için şaşırtıcı olacak… Observer o iki tam sayfada, IŞİD’ın Irak ordusundan ele geçirdiği motorlu araçlarla kuzeye doğru ilerlediğinin, yönünün de Türkiye sınırı olduğunun altını çizdi.
Bunlara, geçen günlerde gazetelerin tek sütunluk haberlerinin ya da haber içinde gözden kaçabilecek paragrafçıkların anlattıklarını da ekleyelim:
Türk ve Kürt köktendinci çevrelerden IŞİD saflarına katılanların sayısının iki bini aştığı tekzip edilmeyen bir haber. İstanbul Ömerli’de yüzlerce (binlerce?) kişinin katıldığı namazlı niyazlı “IŞİD’i destekleme mitingi”ni hatırlayın. Hani Gezi sırasında yırtıcı bir şahin kesilen İstanbul Valisi’nin “Toplantı ile ilgili bize bir başvuru yapılmadığından müdahale etmedik” diyebildiği gövde gösterisinden söz ediyorum.
İstanbul Bağcılar’da IŞİD üniformalarının ve posterlerinin satıldığı mağazanın ticaretine aralıksız ve engelsiz devam ettiğini bilmeyen kalmadı. Daha sayayım mı?

***

Yukarıda sıraladığım örneklere bakarak, Ortadoğu’da “belirleyici aktör” rolüne soyunan ve Esad rejimini yıkmak için TIR’larla “insani yardım malzemesi”ni IŞİD saflarına yollayan, 900 kilometrelik Suriye sınırını cihatçı terör çeteleri için yolgeçen hanına çeviren siyasal tercihin bir dış politika çizgisi olduğu söylenebilir mi?
IŞİD bağlamında yürütülen politika artık dış politikanın bir alanı olmaktan çıktı. Bu bal gibi bir politika çizgisidir.
Bugüne kadar bu çizgiyi Başbakan ile Dışişleri Bakanı yürüttüler. Bundan böyle Başbakan ile Cumhurbaşkanı yürütecekler.
Yani, değişme, düzelme olasılığı hemen hemen yok. Üstelik o ikilinin yetkileri ve etkileri bugün daha da genişledi…
Tehlike kapımızı çalıyor.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları