Al Sana Porno!

11 Şubat 2014 Salı

İnternet sansürünü protesto edenlere “porno lobisi” diyorlar ya...
Ben, son dönem sızan telefon konuşmalarından daha pornografik bir şey izlemedim.
İnsan dinlemeye utanıyor.
İçerik, sado-mazo bile sayılabilir.
Acı çektirmekten zevk alan telefon tacizcileri mi ararsın, muhatabından hakaret işittikçe sadakati, tutkusu artanlar mı?
Ama “kırbaçlanan”ın bu işi zevk aldığı için değil, “büyüklerine” para kazandırmak için yaptığını ve “Beni kullanın” diye iktidar sahiplerine yalvardığını görünce insan, “Oh” deyip keyifleneceği yerde mide bulantısı hissediyor.
Asıl o zaman porno lobisine lanet ediyor.

***

Habertürk TV’ye iş görüşmesine giden bir arkadaşım anlatmıştı.
Odaya girip son günlerde popüler olan “medya komiseri”nin karşısına oturmuş. Muhatabı ilk soru olarak şunu sormuş:
“Namaz kılmayı biliyor musunuz?”
Kızcağız bu alakasız soru karşısında şaşkınlık içinde kilitlenmiş, görüşmeyi sürdürememiş.
O görüşmede buyurganlığın keyfini süren kibirli yönetici ile telefon kaydındaki ezik yağcı arasındaki farktadır “pornografi”...
Otorite karşısında kendini yok edercesine boyun eğmeye, bir utanca ortak olmak için kişiliği ayak altında ezdirmeye de “porno” diyoruz biz...

***

Yalnız değiller elbet...
Bu, tanık olduğumuz ne ilk müdahale, ne de son olacak.
Başbakan’ın hazzetmediği sağlık haberine imza attığı için, hazrete kurban verilen gazeteci arkadaşlarımız da upuzun bir harcananlar listesinde anılacak.
Son 10 yılda medya, Başbakan’ın gözüne girebilmek, ihalelerden pay kapabilmek uğruna kişiliğini berhava eden nice patron/ yönetici gördü:
“Bu gazeteye Beyefendi’yi üzecek haber girmeyecek” diye tembihleyen, “Beni affedin” diye Başbakan’ın huzurunda gözyaşı döken patronlardan tutun da, gerçekler ekrana sızmasın diye rejiyi basan, telefon talimatıyla manşet atan yayın yönetmenlerine kadar...

***

Son konuşma kayıtlarında medya komiseri, “Uludere’yi görmedik, Başbakan’ın gözüne girdik” diye övünüyor ya... Bu katliamı görmezden gelmenin utancına ortak çıkmak için birbiriyle yarışan çok medya yöneticisi tanıyoruz biz...
Bir kısmı şimdiden malumumuz; bir kısmı yazılıp çizildikçe deşifre olacak.
Ama bu son örnekte, detaylarıyla kaydedilmiş, medya tarihine emanet edilmiş, yüz kızartıcı bir teslimiyet belgesiyle karşı karşıyayız.
Başbakan’ın gözüne girmeye çalışırken girdikleri yer, yerin dibi...
İhalesiz alınmış ve yandaşlık hizmetine koşulmuş medya kuruluşlarının ağır bedeli...
Yüce Divan’da bitecek bir yolun suçüstü tutanağı...
“Namus fukarası” mı dediniz?
Sizin yanınızda Karun kadar zenginiz.  

Bir porno hikâyesi daha
Digitürk ihalesini yakından izleyenler iyi biliyor. Bu bereketli kanalın ihalesine, Başbakan’a yakınlığıyla bilinen bir işadamı giriyor. Ama kanalın taliplileri arasında, Başbakan’a yakınlığıyla bilinen bir başka işadamı var. O işadamı, hemen bizim medyadaki “Hükümet komiseri”ni devreye sokuyor. “Komiser”, önce rakip işadamını ihaleden çekilmeye iknaya çalışıyor. Tutmayınca, Suudi ortağı olan muhafazakâr işadamı için grubun medya sitesinde şu haberi yayımlatıyor: “Suudiler erotik yayıncılığa mı giriyor?” Bu haberin yanındaki fotoğrafta işadamı, bir porno starıyla yan yana görünüyor. İşadamının suç duyurusu hâlâ savcılıkta... Şantajcılar, Digitürk için kuyrukta... “Porno lobisi” lafı hafif kalır... “Porno mafyası” desek?



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları