Gazeteler neden var?

16 Kasım 2015 Pazartesi

Televizyon hayatımıza girdiğinden beri gazetelerin işlevi tartışılıyor.
Haber kanallarında olayları anı anına izleyen insanlar, neden aynı haberleri gazetede okumak istesin” sorusu, yarım asırdır medyanın gündeminde...
İnternet ve sosyal medya devreye girip haber ve bilgi akışı başdöndürücü bir hıza ulaştıktan sonra soru daha da ağırlaştı.
Bulunabilen cevap şu:
Gazetelerin yeni işlevi, TV seyircisinin, Twitter kullanıcısının anlık aldığı haberleri yorumlamak, gelişmelerin ardındaki geniş çerçeveyi, televizyonda es geçilen boyutları sunmak…
Türkiye gibi çoğu televizyonun baskı altında tutulduğu ülkelerde ise bağımsız gazetelerin bir işlevi daha var:
Ekranda gösterilmeyeni yazmak…
Eleştiri yasağını kırmak…
Bazen de herkesin sustuğu yerde haykırmak…

Seçim analizleri
Geçen hafta Cumhuriyet, yazılı basına düşen bu sorumlulukları layıkıyla yerine getirmeye çalıştı.
Her söyleşisi ses getiren arkadaşımız Selin Ongun, seçim fırtınasının ardından yaptığı üç söyleşiyle sandığın nabzını tuttu.
Altan Tan, Prof. Ersin Kalaycıoğlu ve Ahmet Tezcan, zihin açan, çarpıcı tespitlerle gündem belirledi.
Miyase İlknur’un eski MHP milletvekili Nazif Okumuş’la yaptığı söyleşide söylediği “Bahçeli’nin arkasında kimsenin bilmediği bir irade olma ihtimali yüksek” sözü de haftanın çok tartışılan çıkışlarından biri oldu.

Kadın cinayetleri
Damla Yur, artık 3. sayfaların sıradanlaşan haberlerine dönüşen kadın cinayetlerini “Her gün öldürülüyoruz” başlıklı dizisiyle büyüteç altına aldı.
Güzel olmaları sayfada yer almalarını kolaylaştıran şiddet mağduru kadınlardan ziyade, ağırlıkla onlara şiddet uygulayan erkekleri ve indirim kararlarıyla o şiddeti onaylayan yargı mensuplarını merceğine koydu. Çözüm önerileri sundu.

Silvan’da
Merkez medyanın görmezden geldiği ya da propaganda malzemesi yaptığı konu ise Silvan’dı.
Sokağa çıkma yasağı olan Silvan, medyaya kapalıydı. Girebilenler ise sesini duyuramıyordu.
Cumhuriyet, Silvan’da olup biteni yerinde izledi.
Kemal Göktaş oradaydı. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın üzerine gaz fişeği atıldığında hemen yanındaydı. Bize birinci elden izlenimler sundu.
Silvan yangınının ardındaki tehlikeli stratejiyi de, bölgeyi yakından izleyenlerle aydınlatmaya çalıştık.

Cezalar ve ödüller
Yoğun baskı altında gazetecilik hem zor, hem riskli… Gerçekleri izlemenin, yazmanın bedeli ağır…
Geçen hafta gazetemizin yargı muhabiri Canan Coşkun, “Yargıda tartışılan konut satışı” haberi nedeniyle 23 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmaya başladı.
Canan’ın yargılandığı gün, duruşma listesi, baştan sona Cumhuriyet davalarıyla doluydu.
Gazetemiz, tarihinde görmediği kadar fazla sayıda davayla karşı karşıya; ama aynı zamanda da dünyanın itibarlı meslek örgütlerinin ve medya organlarının ilgi odağında…
Tesadüfe bakın ki, yarın Adliye baskınında şehit düşen savcının rehin fotoğrafını yayımlamaktan ötürü yargılanacağımız dava başlıyor.
Aynı gün, Strasbourg’da “Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü”nün büyük ödülünü alacağız.
Rahmetle andığımız yazarımız Cüneyt Arcayürek hakkında, marttaki bir yazısından ötürü açılan dava, geçen gün vefatı nedeniyle düştü.
İfade özgürlüğümüzü kararlılıkla sürdürürken, davalarımızın vefatla değil, demokrasiyle düşeceği günler için mücadele ediyoruz.
Hepinize iyi haftalar.

Cumhuriyet ve Atatürk
Cumhuriyet, 29 Ekim ve 10 Kasım’ı iki kitapla selamladı.
29 Ekim’de Prof. Bülent Tanör’ün “Kuruluş”unu, 10 Kasım’da ustamız Orhan Erinç’in “Atatürk’ün ardından ne yazdılar”ını armağan ettik okurlarımıza…
Cumhuriyet’i ve Atatürk’ü, onlara yaraşır birer eserle andık, yaşattık. Okurlarımızdan da çok olumlu eleştiriler aldık.
Yeni kitaplarla kütüphanenizi zenginleştirmeye devam edeceğiz.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları