Dış politikada ‘değişiklik’

01 Haziran 2016 Çarşamba

İnsan cidden hayret ediyor. Türk dış politikası, gönüllü girdiği bataklığın ortasında çırpınan birisinden farksız. Hâlâ kalkıp değişiklikten bahsederler. Tahayyül edelim: Gövde, baş ve eller dışında gömülmüş. Parmaklar oynadığında tümden batma alametleri belirmekte. Kenarda sizi kâh acıyarak, kâh keyifle izleyenler diziliyken uzanıp elinizden tutacak yok. Haykırıp duruyorsunuz, nafile.
Yeni hükümette ‘düşük profil’ arayışıyla koltuğu koruyan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun son beyanları akılda bunları canlandırıyor. ABD, AB, Rusya ile ilişkiler, Körfez monarşileri hariç, Araplarla işler facia. Kilit elbette Suriye ve Kürt politikası. Ve hepsi gayet iyi sebeplerle ‘günah keçisi’ yapılarak ‘kellesi alınmış sadrazamın’ odağına oturduğu kibir ve hırsın tezahürü. Bugün medyadaki avanelerinden “Mekke önlerinde İran tanklarına karşı durma” hayaliyle yanan birisini, “Ankara’da ortak bakanlar kurulu yapıldığı gün, bize gelip; ‘Suriye’de isyan başlatacağız, bize destek olun’ diyenler bugün ortalıkta görünmüyor” diye yazmak durumunda bırakan kader utansın!
ABD ile ilişkiler adeta siyasal İslamcı idareye rağmen yürütülmekte. Ankara vaatlerini zaten tutamıyor. Suriye’de rejim değişikliği için beslenen cihatçılar ne başarı kaydettiler ne tümüyle kontrol edilebilmekteler. Pragmatik Amerikalılar, sahada tek güç olarak Kürtlerin öncülüğündeki SDG’yi görüyor. Rakka’nın kuzeyini onlarla temizleyip Arap gücüyle kenti almak peşindeler. Uçakları vızır vızır İncirlik’ten kalkmakta.
Çavuşoğlu ise Kürtleri dışlayıp Rakka’yı almaktan söz ediyor. Yetmiyor “Amerika’nın PYD ile çalıştığı için zora düşeceğini” söylüyor. Parmağını oynatsa göreceğiz. Birileri “geçti Bor’un pazarı” demeli. Afrin kantonuyla birleşecek Rojava’nın sığınmacı krizinin de ilacı görüleceği günler uzak değil.
Bir başka ibre Davutoğlu. 2013’te “Suriye’de Kürt devleti kurulması mümkün değil”; 2014’te “Sınırımızda IŞİD’i, PKK’yi, Esad’ı istemiyoruz” buyurmuştu. Hayallerinin tam aksinin gerçekleştiğinden hareketle bile projeksiyon yakabiliriz!
Rusya, BM’de temsil edilen Suriye hükümetiyle savunma anlaşması uyarınca bu ülkede bulunmakla kalmıyor, ABD ile dirsek temasında. Amerikalıları çoktan Esad’ın devrilmesinin daha kâbus sonuçlarına ikna etti. Suriye Kürtleriyle yakın çalışıyorlar. Türkiye’nin A dediğine Z diyorlar. Afganistan senaryolarını boşa çıkarttılar. Tersine Suriye’deki varlıklarını küresel çıkarlarını gözetmenin unsuru kıldılar.
Türkiye ise -hangi akla hizmetse- Rus uçağını düşürmenin bedelini ödemekte. Tek çıkış özür ve tazminat. Bence o da yetmez, Ankara’daki siyasi heyet değişmeden eski güzel günlere dönüş uzak.
Tek koz AB’yle ilişkiler gibi duruyor. Salt görüntü… “Kapıları açarız sığınmacıları salarız” şantajının sonu yok sanılıyor. Var. Vize muafiyeti pragmatik Avrupa liderlerine rağmen AP’ye takılıverdi işte. Akıbeti meçhul.
Suriyeliler İhvan’ı 1980’lerdeki kanlı isyandan gayet iyi tanıyor. Bunca kandan sonra Ankara’daki suretlerle anlaşacak kimse yok. Türkiye buna kalkışsa besleyip büyüttüğü cihatçılar iyice bumeranga dönecek.
Bu dış maceranın başarısızlığı içerideki iktidar hırsıyla birleşince Kürtlere açılan savaş salt karadelik üretebilir. O da memleketi yutmaya aday.
Suudi ve Katar finansmanında Anglo- Sakson destekli sözde ‘ılıman’ İslam kalkışmasının bedeli fitil fitil memkelete çıkacak. Çare tek. Bu yönetimin gitmesi. Başka değişiklik ummak beyhude.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

ABD’de darbe tehdidi 7 Eylül 2018
Zaharçenko darbesi 5 Eylül 2018

Günün Köşe Yazıları