Suriye’de ‘cehennemin kapıları’

10 Ekim 2016 Pazartesi

Suriye üzerinden yürütülen paylaşım savaşı ‘felaketle’ eşdeğer sonuçlara gözkırpar hale geldi. ABD/Körfez/Türkiye hattının desteklediği el Kaide’nin Suriye mümessili Nusra Cephesi ve cihatçı grupların Halep’teki yenilgisinin eli kulağında. Sıra El Kaide emirliğinin bulunduğu İdlib’e gelecek. Yani işler kızışıyor.

ABD medyaında Beyaz Saray’da ‘Suriye ordusunun vurulması’, Rusya’ya karşı ‘örtülü savaşın körüklenmesi’ senaryolarını okuyoruz. Rusya ise ‘Nusra’nın silahlarını bile alıp Halep’in doğusundan çıkması’ türü diplomatik esneklikler bir yana askeri manada alttan almıyor. Tersine BM kararları lehineyken, ‘oyunu kuralına uygun oynayan’ Ruslar ‘önleyici restler’ çekiyor.

Resme toparlayarak bakalım...

***

BMGK’da Cumartesi günkü ‘Halep ve insani durum’ tasarısı elbette tiyatroydu. ABD Dışişleri sözcüleri defalarca buranın Nusra kontrolünde olduğunu, ateşkeslerde topalanıp silahlandıklarını, kentin batısında 1.5 milyon insanı hedef aldıklarını doğrulamışken ve ABD el Kaide’nin temizlenmesini öngören BMGK kararlarına ‘evet’ demişken... ‘İnsani tema’ elbette ‘yenilgiyi önleme’ gayretinin tezahürü. Vaktiyle Nazileri yenmek için hiç gerek yokken sivillerle dolu Dresden’i vurmuşlardan bunları işitmek ise şaşırtıcı.

Uzun süredir iki şeyi yazıyoruz: “ABD’nin ‘talihsiz’ cihatçı yatırımıyla ‘Suriye’de kontrollü kaosu’ bile sürdüremez hale geldiği/askeri üstünlüğü Rusya’ya kaptırdığını.. Halep cihatçılardan kurtarılmadan Rusya’nın pes etmeyeceğini..” Ancak Halep’in yitirilmesi ABD’nin Ortadoğu’daki hegemonyasına ağır darbe vuracağından iş çetrefilleşiyor.

***

Son bir ayda Obama/Kerry’nin Rusya ile kotarmaya çalıştığı Suriye anlaşmasının Pentagon/CIA tarafından gömülmesi, bugünkü dramatik tabloyu izah ediyor.

* Nusra ve cihatçılar zaten anlaşma ve ateşkesi reddetmişti. ‘Ilımlı’ diye sunulanlar da Nusra’dan ayrılmayı...

* ABD ılımlıları ayırma sorumluluğunu yerine getirmediği gibi 17 Eylül’de Deyr ez Zor’da Suriye ordusunu vurdu. Hamle alenen IŞİD’a yararken, Pentagon ‘yanlışlıkla’ dedi.

* Rusya, Obama/Kerry hattının yenildiğinden hareketle sahaya yüklenirken, ABD işbirliğini askıya aldı.

* Halep için BM’nin Suriye temsilcisi Stafan De Mistura’nın ‘onurları ve silahlarıyla İdlib’e giderlerse eskortluk edebileceği’ yakarısı da işitildi.

***

Rusya Savunma Bakanlığı sözcüsü Konaşenkov’un Cuma günkü mesajları çok mühim.

* S-300 ve S-400’lerin Tartus ve Hmeymim’e konuşlandırıldığı. S-200 ve BUK sistemlerinin kapasitesinin artırıldığı.

* Suriye ordusuna saldırılar Rus askerlerini de tehdit edeceğinden yanıtsız kalmayacağı: Yani ‘uçuşa yasak bölgeyi de biz kurarız’.

* Konaşenkov’un ifadesiyle “Deyr ez Zor saldırısını düzenleyen cevvallere karşı benzeri kazalar yaşanmaması için önlemlerin alındığı”, “‘Görünmez’ jetlerle ilgili amatörlerin hayallerinin hayalkırıklığı yaratacak hakikatlerle karşı karşıya kalacağı”...

* Rusya’nın Suriye ve Halep sahasında cihatçılarla olan Batılı “gayrıresmi unsurların” yerini ve kaç kişi olduklarını bildiği. (Rus kaynaklara göre 5 bin ama muhtemelen mübalağa)

Rusya işi şansa bırakmıyor. Suriye’ye S-300V, nam-ı diğer SA-23 Gladiator füzesavar ve uçaksavar sistemlerini konuşlandırdı. Bu salt Suriye havasahası değil, çok daha geniş bir bölgeyi kapsıyor. Ruslar, ABD ile plütonyum anlaşmasını da boşuna askıya almadılar.

***

Peki ABD ne yapacak? Rusların deyişiyle ‘korkunç tektonik kaymalara’ yol açacak bir savaş? 3. Dünya Savaşı? Nükleer savaş?

Şahsen giderayak Obama’nın buna onay vermesi zor. Hele Türkiye ve Suudiler gibi planlarının tümüyle örtüşmediği müttefikler varken. Fakat Washington’da iki kanat çarpışmakta. Birisi “ABD’nin dünyanın vageçilmez ulusu olmaktan çıkıp, küresel üstünlüğünü yitirmesindense savaşı yeğleyecek olanlar”. Diğeri Graham Fuller’ın “Suriye, Hangi Bedelle ‘Zafer’” başlıklı son yazısında işaret ettiği gibi “Moskova ile bölgede ‘cihadizme son vermek yolunda stratejik hedefi paylaştığını’ düşünenler”... Yani geriye satranççı Rusların ‘çıkış stratejisi’ kalıyor.

***

Burnumuzun dibinden felaket yaşanma olasılığı varken, Putin’in bugünkü Türkiye ziyareti çok mühim. Mesajı muhtemelen darbe girişimi vesilesiyle ABD’ye karşı Rusya ile ‘cilveleşmenin’ bırakılıp Suriye politikasında hakiki değişiklik talebi olacak. Stratejik tercih vaktinin daraldığı aşikar. Ama onu da ziyaret sonrasına bırakalım.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

ABD’de darbe tehdidi 7 Eylül 2018
Zaharçenko darbesi 5 Eylül 2018

Günün Köşe Yazıları