Çiğdem Toker

Gül, ‘Her şey Rayına Giriyor’ Dedi Ama...

04 Aralık 2013 Çarşamba

Diyelim ki, bir yakınınız kronik böbrek hastası. Organ nakli zorunlu.
Böbreğinizi bağışlamak istiyorsunuz; uyumsuzluk saptanıyor.
Aynı durumda bir çift daha var. Sizin böbreğiniz öteki hastaya, diğer bağışçının böbreği sizin hastanıza uyuyor. Ama siz bunu bilmiyorsunuz. Bilseniz de bu karmaşık süreci yönetecek koşullara sahip değilsiniz.
Prof. Dr. Utku Ünver isimli bir mikroekonomi kuramcısı çıkarak, bu durumdaki hasta-yakın çiftlerin yaşamsal sorununu çözecek model geliştiriyor: “Böbrek takası.”
Çalışma arkadaşlarıyla birlikte New England’da (ABD) doktorlarla temasa geçtiğinde; bir sosyal bilim olan ekonomi ile pozitif bilim tıbbı birleştiren proje, büyük ilgi görüyor. Sistem kuruluyor; “böbrek nakil zinciri”, diyaliz mahkûmu hastaların hayatını kurtarmaya başlıyor.
Prof. Dr. Ünver, işte bu çalışmasıyla, TÜBİTAK Özel Ödülü’ne layık görüldü.
Çankaya Köşkü’nde dün düzenlenen TÜBİTAK Bilim ve Teşvik Ödülleri kalabalıktı.
Ödül alan 15 bilim insanının yakınları, bakanlardan Ali Babacan, Egemen Bağış, Nihat Ergün, Veysel Eroğlu, SBF Dekanı Yalçın Karatepe, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin de konuklar arasındaydı.
Tören için hazırlanan tanıtım filmi, Cumhuriyet’i kuran kadroların bilime verdiği önemi anlatan siyah-beyaz karelerle başladı..

‘Kızlı-erkekli’ deyince...
TÜBİTAK Ödülleri’nin bu yıl 7.’sinin Köşk’te düzenlendiğini vurgulayan Gül, İbn-i Sina’nın “Bilim ve sanat, takdir edilmediği yerden göç eder” sözünü anımsattı.
Ödüle layık görülen bilim adamlarının çocukken yetiştikleri ortamlardan, özverili aile büyüklerinden söz ettiği konuşmalar etkileyiciydi.
Tören öncesinde biz gazetecilerin sohbet konusu, doğal olarak “hükümet-cemaat” gerilimiydi.
Cumhurbaşkanı konuşmasının içinde “Geçen hafta hayatının en mutlu günlerinden birini yaşadığını” belirtip, “Kızlı-erkekli altın madalyalı gençleri ağırladım. Gurur duydum” dedi.
Ve ülkenin bir önceki gerilim konusunu özetleyen o iki kelime, salonda dalga dalga gülüşmelerin yayılmasına yetti.
Tören bitti. Resepsiyonda ödüllü bilim insanlarıyla kısa sohbetler eden Gül’ün, sorularımızı cevaplayıp cevaplamayacağını merak ediyorduk. Cumhurbaşkanı yaklaşıp selam verirken, baktığı yüzlerin hepsinde aynı ifadeyi görünce kendini tutamayıp güldü. İhtimal bu gülüş, haftalar öncesinden planlanmış törenin naif temasıyla çakışan sert gündemin azizliğineydi.

Bu tartışmalar gelir geçer’
Çevresini kuşatan daire daralınca, Gül soru beklemeden söze girdi:
“Bugün bunu konuşuyoruz. Geçen hafta başka bir şeyi konuşuyorduk. Kalıcı olan ve bence hepinizin öne çıkarması gereken, bu faaliyetler. Bu tartışmalar gelir geçer. Kalıcı bilimdir. Biraz bunlara önem verelim. Gölgelememek için günlük işlere girmiyoruz. Her şey rayına giriyor gördüğünüz gibi.”
Bu sözlerin ardından uzaklaşan Gül, “Her şey rayına giriyor” ifadesiyle, büyük olasılıkla Başbakan Yardımcısı Arınç’ın açıkladığı, dershanelere dönüşüm için süre veren yasa taslağına atıfta bulunuyordu. Bunda, bazı gazetelerin dünkü “ılımlı” manşetlerinin etkisi olabilir.
Ne var ki, -Cumhurbaşkanı eğer bilmediğimiz başka bir gelişmeyi işaret etmediyse-, “her şeyin rayına girdiğini” söylemek hiç kolay değil. İki nedenle:
- Cemaate yakın medya açısından, dershanelere “dönüşüm” için süre verilmiş olması, “girişim özgürlüğü”ne keyfi darbe vurulduğu argümanını değiştirmiyor.
- “Dershane” hamlesinde somutlaşan çatışmanın daha geriye uzandığı, asıl hedefin “ötekileştirme” olduğu dile getirilirken “kurban bağışlarının bile fişlenmesi” örnek gösteriliyor.
Bir kulis haberiyle tamamlayalım: Yakın gelecekte; yargı organlarının bireysel ve kurumsal düzlemde “dershane” davalarından başını kaldıramaz duruma gelmesi uzak bir olasılık değil.
Gül’ün “Bu tartışmalar gelir geçer” sözü, temenni düzeyinde kalacağa benziyor.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hoşça kalın 9 Eylül 2018

Günün Köşe Yazıları