Çiğdem Toker

TOKİ Çok Canlar Yakabilir

27 Kasım 2013 Çarşamba

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2011 genel seçimlerinin ardından kurulurken bürokrasinin temel beklentisi, TOKİ’nin buraya bağlanacağı yönündeydi.
Üstelik bu beklentinin tek gerekçesi; yeni bakanlığın başına, aralıksız sekiz buçuk yıl TOKİ Başkanlığı yapmış Erdoğan Bayraktar’ın getirilmesi de değildi.
Her iki kurumun konu, yetki ve sorumluluk alanlarında örtüşen kentsel dönüşüm, dar gelirlilere konut, gelir paylaşımı modeli gibi temel politikalar, böyle bir hukuki bağı gerekli kılıyordu.
Ancak Başbakan Tayyip Erdoğan, bütün beklentileri boşa çıkararak TOKİ’yi “uhdesinde” tutmayı sürdürdü.
“Pragmatik bir siyasetçi” olarak, Başbakan Erdoğan’ın bu tercihi kullanırken, iç içe girmiş üç yararı gözettiği düşünülebilir:
? TOKİ’nin performansı üzerinden, seçmen algısı nezdinde “siyasi başarısı”nı maksimize etmek.
? Bir bakanlığa bağlı olması halinde uzayacak, dolayısıyla zaman kaybettirecek işlemleri tek imzada çözmek.
“Kentsel dönüşüm”ün en büyük çıktısı olan rant alanlarının yeni sahiplik yapıları üzerinde nüfuzunu genişletmek.
Diğer yandan bu tercihin gözden kaçan bir sonucu da:
Mitinglerle beraber yapılan TOKİ açılışları dendiğinde akla, mevcut başkan Ahmet Haluk Karabel’in değil yalnızca Başbakan Erdoğan’ın gelmesi, Samsun’daki sel felaketi gibi TOKİ’nin yol açtığı mağduriyetlerde ise TOKİ’nin bakanı olmayan Bayraktar’ın kamuoyu önüne çıkıp hesap vermesi...

***

Başbakan Erdoğan’ın dün belediye başkan adaylarını ilan ettiği grup toplantısı, yukarıda sıraladığım üç faydanın, somut bir strateji belgesi görünümündeydi.
Meclis tarihi açısından “ilk”lerle dolu olan dünkü AKP grubunda, 5’i büyükşehir olmak üzere, 10 şehrin 10 adayı açıklandı.
Başbakan, isimlerin anonsundan önce, her kent için -aceleyle hazırlandığı belli- üçer dakikalık görüntülerin yer aldığı video filmleri izletti.
Böyle bir usulün Meclis geleneklerine aykırılığı bir yana...
Bir iki istisna hariç, videolarda yeşil rengin ve insan unsurunun azlığı, buna karşın adliye, Emniyet “sarayları”, toplu konut alanları ve hatta cezaevlerinin (!) bolluğu dikkat çekiciydi.
Görüntüleri kuliste izlerken, boğuk bir çığlıkla irkildik...
Yerimizden kalkıp sese yöneldiğimizde, güvenlik görevlileri, başörtülü bir kadını, ağzını kapatıp sürükleyerek Meclis bahçesine çıkarmaya çalışıyordu. Bütün gayret, kadının çığlıklarının duyulmaması içindi. Ancak bu zaten mümkün değildi, çünkü fonda, AKP’nin Mehter Marşı, tını ve motifleriyle “güncellenmiş” 2007 seçim şarkısı, yüksek perdeden dakikalardır çınlıyordu zaten
Sakinleştirilmesi mümkün olmadı ve kadın yaka paça uzaklaştırıldı.
Adını öğrenemediğimiz o kadının, daha sonra TOKİ evlerinden mağduriyeti olduğunu öğrenmek ise tuhaf bir ironiye dönüştü. Ama bu ironi bile sonucu değiştirmiyor:
TOKİ “eserleri”, önümüzdeki yerel seçimlerde, özellikle sosyoekonomik yapısı görece zayıf kentlerde iktidar partisinin güçlü kozlarından biri.

***

Üstelik bu iddiayı güçlendiren bir enstrüman da TOKİ’ye, dolayısıyla TOKİ’nin bağlı olduğu Başbakan’a sunuldu.
Maliye Bakanlığı, “Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği”ni değiştirdi.
Bugüne kadar, devletle çalışan müteahhitler hakediş alabilmek için “taahhüt dosyası”, “yapım işleri hakediş raporu” gibi zorunlu belgeleri sunmak zorundaydı.
16 Kasım’dan bu yana bu iki kritik belgeyi sunma zorunluluğu artık yok.
“İlgili mevzuatın yetkili kıldığı makam onayı” ve “ödeme takip cetveli” yeterli olacak.
Falanca ildeki bir toplu konut ya da kamu binası projesini TOKİ adına yapan bir müteahhide fazla hesap kitap sorulmadan “iş seviyesi”ne göre ödeme yapılabilecek. Müteahhit TOKİ’ye gidip “iş seviye belgem budur” diyerek ödeme alabilecek.
“İş şişirme” ya da “eksik işi bitmiş gibi” göstermenin önünde hiçbir engel kalmadı.
Bu gidiş tehlikeli...
Yerel seçimlere daha çok “TOKİ eseri” yetiştirmek uğruna ilerde çok canlar yanabilir...



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hoşça kalın 9 Eylül 2018

Günün Köşe Yazıları