Dikmen Gürün

‘İyi kötüdür, kötü iyi...’

18 Nisan 2023 Salı

Shakespeare tragedyaları sadece büyük tutkuları, sevdaların derinliklerini değil, bir ülkede ters dönen yönetim çarkının neden olduğu yıkımları irdeler. Eleştirmen Terry Eagleton Shakespare tragedyalarında yönetsel düzensizliğe dair sorunların nasıl sorgulandığından söz ederken bunun sadece düne değil, bugüne dair bir sorgulama olduğunun da altını çizer. “Macbeth” tragedyası ihtirasları uğruna değer yargılarından ödün veren bir yöneticinin yıkıma sürüklenişi çevresinde döner. Güçlü bir dildir bu yıkımı resmeden. Macbeth’in yok etmek ve var olmak için verdiği mücadele çağdaş zamanların da kavgasıdır. İşte bu nedenle de günceldir “Macbeth”, Shakespeare’in tüm oyunları gibi...

FARKLI BİR BAKIŞ

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları kısa bir süre önce “Macbeth” tragedyası ile İstanbul’dan geçti. Daha doğrusu 140 dakika ve tek perdeye, 7 oyuncuya indirilmiş olan bir uyarlama ile buluştu seyirciyle. Vurucu bir müziğin, o denli vurucu bir koreografinin öne çıktığı, dekor ve ışık tasarımının oyuncuları arkaladığı farklı bir çalışma bu kanımca. Macbeth (Mert Kırlak) ve Lady Macbeth (Gonca Yakut) ve de Cadı figürü ile anlatıcı dışında oyunun diğer kişileri Barış Erdenk’in yorumunda dönüşümlü olarak diğer oyuncular tarafından canlandırılıyor.

Shakespeare’in kahramanları içinde bulundukları dünyanın düşünsel ve duygusal çatışmalarını ortaya koyarak tartışma alanları açarlar. İlişkilerindeki güçlü ve zayıf yönler bu şekilde öne çıkar. Özlem Belkıs’ın uyarlamasında ve Sibel Arıcan’ın dramaturjgisinde akışı oyun kişileri arasında bir tür kısa gelgitlerle gözlemliyoruz. Oyun içinde durdukları yer kısa dokunuşlarla işaret ediliyor. Bu da derinlikli bir metin incelemesini değil, anlatının görsel ve işitsel unsurlarla şekillenmesi fikrini destekliyor. 

Macbeth, oyunun başında kanlı bir zafer kazanır. Oyunun sonunda ise kanlı bir yenilgidir kaderi. Aslında “İyi kötüdür, kötü iyi” paradoksu üzerinde düşünüldüğünde Macbeth krallık için savaşır ve krallık için Kral Duncan’ı öldürür. Ondaki bu ihtirasları tetikleyen Lady Macbeth olsa da artık durdurmak olanaksızdır gemlenemez arzuları. Lady Macbeth ise elindeki kanı Arabistan’ın tüm parfümlerinin ve suyun temizlemeyeceğini anlayacaktır geç de olsa...

Söylemleriyle bilgi ve Aydınlanmanın karşıtı olan Cadılar ise tek bir oyuncunun (Pınar Bekaroğlu Ciotta) ve onun yanı sıra, bu yorumda “anlatıcı” (Ali Eyidoğan) olarak konumlandırılan, hem kadın hem erkek olduklarına dair göndermelerin taşıyıcılarıdır. “İyinin kötü, kötünün iyi olduğu eski zamanlara ait bir hikâyeyi” dolayısıyla çökmekte olan düzene yönelik söylemlerini paylaşırlar. Yine Eagleton’ın bakışıyla şişirilmiş erkek egemen düzenle alay eden bir yönleri vardır Cadıların... 

DİNAMİK BİR ÇALIŞMA

Oyunda, baskın bir reji öne çıkıyor. Emre Sarı’nın dekor tasarımı şiddet kokan bir hapishaneyi çağrıştırırken Kerem Çetinel’in ışık tasarımı karanlığı, kanlı bir dönemi de yansıtıyor. Gürkan Çakıcı’nın besteleri ve Sibel Arıcan’ın aynı keskinlikteki köşeli koreografisi ve de Medina Yavuz Almaç’ın kostüm tasarımı yoruma el veren unsurlar. 

Aynı şeyi oyuncular Ali Eyidoğan, H. Tolga Tümer, Mert Kırlak, Pınar Bekaroğlu Ciotta, Yalçın Özen, Gonca Yakut, Berkay Gökçek için de söylüyorum. Hepsi, Barış Erdenk’in dinamik reji örgüsü içinde enerji yüklüyor oyuna... 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Neler oluyor bize? 11 Haziran 2024

Günün Köşe Yazıları