İran boyutu öne çıkmaya başladı

19 Ekim 2023 Perşembe

Hamas’ın 7 Ekim saldırısını izleyen gelişmeler içinde ABD ve İngiltere medyasında, dış politika analizlerinde İsrail-Filistin sorununun İran boyutu kaygı verici biçimde öne çıkmaya başladı. Okurken aklıma, 11 Eylül 2001 olayından sonra ABD “neocon” çevrelerde yaygınlaşmış “Herkes Bağdat’a gitmek istiyor, gerçek erkekler ise Tahran’a” sözü geldi.

GÖSTERE GÖSTERE GELEN FELAKET

Bölgeyi iyi bilen analistler, yaklaşık bir yıldır uyarıyorlardı: Büyük bir felaket geliyor. ABD dış politikasında, belki de en etkin düşünce kuruluşu, Council on Foreign Relations (CFR) Başkanı Haass, geçtiğimiz haziran ayında Anthony Blinken’a, Bölge bir patlama noktasından çok uzak değil” demiş, eklemiş: “Yerleşimler belirgin biçimde artıyor, şiddet olayları belirgin biçimde tırmanıyor, Filistin yönetiminde merkezi bir irade eksikliği daha da belirginleşti, İsrail’de tarihinin en aşırı sağcı yönetimi var.” European Council on Foreign Relations’ta Ortadoğu uzmanı Hugh Lovatt, “İki yıldır uyarıyorum: İsrail’in yerleşimciler politikası sertleşiyor, yerleşimci hareketi daha da radikalleşiyor, Filistin yönetimi zayıflamaya devam ediyor, silahlı grupların sayısı, etkisi artmaya devam ediyor. Bugünkü olaylar bu sürecin ifadesidir” diyor.

Bu sırada ABD’nin Afganistan’dan “onur kırıcı biçimde” çıkması, Çin’e karşı konuşlanırken Ortadoğu bölgesini geriye itmesi, İsrail’le Körfez ülkeleri, en önemlisi Suudi rejimi arasında başlayan yakınlaşma, yukarıdaki uyarıların dikkate alınmasını zorlaştırmış. Öyle ki Biden’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan, son olaylar patlak vermeden üç hafta önce “Bölge hiç olmadığı kadar sakin” diyormuş. Bunlara İsrail’de “süreç olarak faşizm” içinde gelişen devlet krizini ekledik mi, şimdi şaşıranlara şaşırmak gerekiyor. Yanlış anlaşılmasın “Biliyorlardı ama göz yumdular” demiyorum. Görecek gözlerin sahipleri başka yerlere bakıyor, kendilerine başka hikâyeler anlatıyorlardı.

VE İRAN

Yukarıda Haass ve Lovatt’ın betimledikleri ortamın, bölgede başlayan İsrail-Arap yakınlaşmasından son derecede rahatsız İran açısından yeni bir manevra alanı yaratacağını da düşünmek gerekirdi. Şimdi aniden, “Gerçek erkekler Tahran’a gider” noktasına geldik. Wall Street Journal, Foreign Policy, National Interest, Washington Post, İngiltere’de Guardian gibi yayınlarda, son bir haftada artan oranda, yorumcular birbiri ardına, olayın “İran boyutuna” işaret ediyor: İran, Filistin’de Hamas ve İslami Cihat, Suriye, Irak ve Yemen’de milisler yoluyla vekâlet savaşları yürütüyor; Lübnan’da Hizbullah büyük tehdit. Bu yönde ilerleyen yorumlar gelip “İran’da rejim değişmeden Hamas yok edilemez” noktasında buluşuyorlar. 

Walter Russell Mead, Wall Street Journal’da, Obama ve Biden’ın İran politikalarını eleştirdikten sonra “İran’ı tatmin etmek olanaksızdır” derken II. Dünya Savaşı öncesinde Chamberlain’in Hitler’e verdiği tavizleri betimleyen “appeasement” kavramını kullanıyor: “Taviz verdikçe cesaretlendi”. “Iran is unappeasable”. Bir başka yorumcu El Kaide’ye ilişkin bir betimlemeyi anımsatarak “Biz İran’la savaşmıyoruz ama İran bizimle savaşıyor” diyor.

The National Interest’te bir analist rejim değişikliği projesini kendince tasarlıyor: 

“İran’a, bir cephe açarsak halk rejimin etrafında birleşir. Ekonomik olarak sıkıştırmak da çok zor. Rusya-Çin bağlantıları, ‘Küresel Güney’in desteği var ama İran halkı rejimden memnun değil. Azeriler, Beluciler, Kürtler gibi türlü etnik ayrılıkçı gruplar var. Bu grupların taleplerini, mücadelelerini, mali, lojistik, haberleşme, enformasyon alanlarında desteklemek ve mücadele sertleşir silahlı hale gelirse ona göre destek vermek gerekir.” Yazar, İbrahim Anlaşması ülkelerinin de desteğinin alınabileceğine inanıyor.

Kimi yorumcular, ABD seçim dönemine girerken İran’a yönelik bir kriz yaratılmayacağına inanıyor. Halbuki tarih bazen, seçimlere giderken kriz çıkarmanın yararlı olabileceğini de gösteriyor. Bu noktada ünlü bir fıkrayı anımsadım: “Tam uçurumun kenarına gelmiştik ki bilge liderimiz ileri doğru büyük bir atım attı...”



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Koşullar uygun değil! 27 Mayıs 2024
Çürüme ve çözülme 23 Mayıs 2024
Bir Ukrayna daha mı? 20 Mayıs 2024

Günün Köşe Yazıları