Saçmalık, cahillik, iktidar

28 Eylül 2023 Perşembe

Geçtiğimiz günlerde, siyasal İslamın, “yazar-konuşurları” (“intelligence” sözcüğüne saygımdan, “entelijansiya” demek içimden gelmiyor) saçmalık ve cahillik devrinin “güzide” örneklerini sergilediler. Siyasi sonuçları vahim olmasa bu saçmalıklara, cehalete gülüp geçebilirdik. Ne yazık ki “burnumuzu tıkayarak” da olsa, ilgilenmek durumundayız.

KİMİ ÖRNEKLER...

Birtakım tipler, medyaya çıkıp “İslam âlemine” hitaben, kısmen Arapça kısmen Türkçe “Hepimiz bir milletiz” mesajları okudular. Hesapça, ırkçılığa karşı çıkıyorlardı. Ancak İslam âleminin (bir dinin takipçilerinin) tek bir millet oluşturduğu iddiası tam anlamıyla bir cehalet abidesiydi. Birincisi, millet modern, kapitalist dünyaya ait bir kavramdır. Bu anlamda, etnisite, dil, ekonomik mekân, gibi ortaklıklarla yakından ilgilidir. Din, hele ümmet kavramı bu farkları yok sayan bir “bütünlük” fantezisiyle ilgilidir. “Hepimiz bir milletiz”, tarih ve mantık açısından anlamsız bir ifadedir. 

İkincisi, “İslam milleti” kavramı, ABD’de ırkçılığa karşı mücadele içinde doğmuştur, yeni bir peygamber tanımlar: Allah, İslam milleti (Nation of İslam) akımının kurucusu Fard’ın kişiliğinde kendini göstermiş ve Elijah Muhammad’i kendi elçisi olarak atamıştır. İslam milleti, geleneksel Sünni veya Şii İslamdan farklı bir İslam yorumu sunar. “Hepimiz bir milletiz” diyenler, işte böyle bir bagajı üstlenirken cehaletlerini de sergilemiş oluyorlar. Dün liberaller AB’ye sırnaşıyordu. Bugün siyasal İslamcılar Arap emirliklerine sırnaşıyor...

Aynı gün, siyasal İslamcı bir yazar, “Arapların aslında beyaz benizli olduğunu” ileri sürüyor ve açıklıyor: “...yüz yıldır bize ‘Arap’ diye tanıtılanlar Arap değildir. ... Çünkü gerçek Araplar, peygamber efendimizin vefatlarından sonra İslamiyeti bütün insanlara ulaştırmak için Çin’den Rum diyarına (İstanbul’a) kadar bütün dünyaya yayılmış olup; hiçbiri geri dönmemiştir. Haremeyni, Necdiler ve çoğu esmer olan Afrikalılar doldurmuştur.” “Peygamberimiz ve bütün sülalesi de beyaz idi ki günümüzdeki seyid ve şerifler de beyaz ve çok sevimli insanlardır.” (Vurgular bana ait). Adam, hem düpedüz “beyaz” güzellemesi yapıyor hem de Türkiye’ye gelen siyah-kahverengi insanların, tenlerinin renginden hareketle onların aslında gerçek Araplar olmadığını iddia ediyor. Böylece, radikal bir ırkçılığın tezahürüne, sınır tanımaz bir saçmalığa, şaşkınlıkla bakakalıyoruz.

DİL VE İKTİDAR

Yine o günlerde bir başka sivri akıllı, “Türkçenin kökünün Arapça olduğunu” iddia ederek derin bir cehalet örneği sergiliyordu: Türkçe, daha büyük Altaik dil ailesinin bir parçası olan Türk dil ailesine dayanır. Türk dil ailesi, Doğu Avrupa’dan Orta Asya’ya ve Sibirya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada kullanılan birbiriyle ilişkili diller grubunu içerir. Arapça ise Afroasiyatik dil ailesine aittir. Afroasiyatik dil ailesi içinde Arapça, aynı zamanda İbranice, Aramice, Amharca gibi dillere ev sahipliği yapan Sami alt ailesinin bir parçasıdır.  

Bu İslamcı “yazar-konuşurlarının” saçmalıklar, cehalet örnekleri aslında, temelsiz bir nostaljinin ve iktidar arzusunun semptomlarıdır: Siyasal İslamın bu “yazar-konuşurları” varlıklarına tarihsel bir dayanak, meşruiyet arayışı içinde kendilerini Osmanlı ulemasıyla özdeşleştirmeye, onun ayrıcalıklarını edinmeye çalışıyorlar. Ne ki Osmanlı uleması, Osmanlı sosyal formasyonunun organik bir sınıfıydı. Onu yeniden üretiyor ve koruyordu. Siyasal İslamın “yazar-konuşur” tipleriyse kapitalist Türkiye sosyal formasyonunda, koruyucu değil kaynakları emen, toplumun ekonomik-kültürel dokusunu çürüten asalak, yıkıcı bir sınıftır.

İkincisi, bu tipler, Cumhuriyetin, Arap harfleri, kıyafet, tarikat gibi simgesel iktidar araçlarını ve mekânlarını, ulemanın elinden almasıyla oluşan durumu, o zamanın “kültür devrimini” geriye çevirmeyi arzuluyorlar. Kıyafetler, tarikatlar alanında, CHP’nin de yardımıyla başarılı oldular, şimdi en radikal adıma, Türkçe alfabeyi ve dili ortadan kaldırmaya geldi. Böylece, Reformasyon öncesi Katolik ruhban sınıfı gibi, halkı cahilleştirerek, dinin bilgisinin tekelini, bu yolla artık değere ulaşma ayrıcalığını güvenceye almayı hedefliyorlar.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Koşullar uygun değil! 27 Mayıs 2024
Çürüme ve çözülme 23 Mayıs 2024
Bir Ukrayna daha mı? 20 Mayıs 2024

Günün Köşe Yazıları