Denizkızları ve foklar

25 Şubat 2016 Perşembe

Tekneyle Foça’nın siren kayalıklarına doğru yol alırken, Homeros’un Odysseia destanını karıştırıyorduk.
Denizkızları ve sirenlerle ilgili pek çok şey okumuştuk. Halikarnas Balıkçısı ve Azra Erhat’ın kitaplarından öğrendiklerimizi birbirimizle paylaşıyorduk.
“Bakışları sonsuz okyanusları, uzun deniz gezintilerini anımsatırmış. Güzellikleri dillere destan, sesleri büyüleyici. Kayaların üzerine oturur uzun saçlarını tararken şarkı söylerlermiş. Onların şarkılarını duyan denizciler kendilerini denize atar, kayalara çarpıp can verirlermiş”
“Peki Odysseus nasıl sağ kaldı?”
“Odysseus kendini geminin ana direğine bağlattı. Böylece o büyülü şarkıları dinleyip sağ kalmayı başaran ilk insan oldu.”
Biri Melih Cevdet Anday’ın “Kolları Bağlı Odiseus” şiirini okuyordu. Diğeri elindeki William Waterhouse’un “Siren” tablosunun fotoğrafını inceliyordu.
“Peki şarkıları nasıldı” diye soruyordu bir arkadaşımız ısrarla.
Nereden bilebiliriz ki?
“Arkadaşlar bu kadar heyecanlanmayın” diyordu bir başkası, “Denizkızı diye birşey yok”.
Elbette biliyorduk. Denizkızı diye bir şey yok! Peki niye gözlerimizi kayalıkların dibindeki mağaralardan ayıramıyorduk? Birden bir karaltı gördük denizde.
“Denizkızı” diye bağırdı biri. Oysa bir foktu. Bir akdenizfoku.
“Denizkızımızı bulduk işte” diye haykırdı diğeri.
Fok bir göründü sonra denizin derinliklerinde gözden kayboldu. Birkaç saniye sürdü her şey. O kadar. Ve biz sanki bir denizkızı görmüş gibi heyecanlanmıştık. Öyle ya dünya üzerinde 600 akdenizfoku kalmıştı kala kala. Türkiye kıyılarındaki sayı 100 civarındaydı. Türü tehdit altındaydı. En az bulunan 12 memeli türünden biriydi.

***

Tekneyi adanın arkasındaki koya çekip siren kayalıklarına çıktık. O zamanlar burası koruma altında değil. Biz de buraların foklara ait olduğunu henüz bilmiyoruz.
Kayalıklara oturduk. Gözümüz hâlâ denizde. Foku tekrar görür müyüz diye bakınıyoruz. Boşuna.
Günbatımını izlerken, balıkçıların bize anlattığı sesleri duyabilecek miyiz diye merakla bekliyoruz. Fırtınalı gecelerde kayalıklardan müziği andıran ürkütücü sesler yükselirmiş. Öyle anlatmışlardı bize.
Siren kayalıklarında binlerce mağara ve oyuk var. Güçlü bir rüzgâr estiğinde o oyuklardan tuhaf sesler çıkabilir elbette. Neden olmasın. Gerçi daha önce defalarca gelmiştim bu kayalıklara, öyle sesler duymamıştım.
O gece 22.00’ye doğru güçlü bir rüzgâr esmeye başlayınca birden o sesleri duymaya başladık. Sanki üflemeli çalgılardan oluşan dev bir orkestranın ortasında oturuyorduk.
Gece yarısına doğru Foça’ya dönerken, doğanın konserinden büyülenmiş gibiydik.
Gördüğümüz foka da bir isim takmıştık: Denizkızı.

***

Siren kayalıklarının altındaki mağaralarda o zamanlar üç tane akdenizfoku yaşıyordu. Biri yavruydu.
“Bugün kaç fok yaşıyor siren kayalıklarında” diye soruyorum Foçalı bir balıkçıya.
“Neredeyse bir yıldır kimse fok görmedi Foça’da” diyor.
Foklar gitmiş olabilir mi?
Foça sadece İzmir’in en güzel ilçelerinden biri değil. İnsanı cana yakın, kültürlü, doğa sever. Eğer foklar Foça’da bile rahat edemedilerse...
“Ne olur ki gitseler” diye soruyor bir arkadaşımız.
Yanıtı Foçalı balıkçı veriyor:
“Siren kayalıkları öksüz kalır.”



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Önce Cumhuriyet! 9 Eylül 2018
İklim için ses ver! 2 Eylül 2018
Özel yaşamın sonu mu? 26 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları