Olaylar Ve Görüşler

Atatürk ve sinema - Fehmi Gerçeker

17 Ekim 2023 Salı

1885 yılında Paris’te 70 kişilik bir salonda ilk gösterimi yapılarak başlayan sinema konusunda Atatürk’ün yaptıkları zamanından yıllar sonra anlaşılmaktadır. Atatürk sinemanın önemini anlayan dünyadaki ilk kişilerden biri, sinemayı değerlendiren ilk devlet başkanıdır.

1915 yılında Hollywood daha ilk filmini yaparken bundan birkaç yıl sonra Atatürk “Sinema öyle bir keşiftir ki bir gün gelecek, barutun, elektriğin ve kıtaların keşfinden çok dünya uygarlıklarının görünüşünü değiştirecektir. Sinema dünyanın en uzak uçlarında oturan insanların birbirini tanımalarını, sevmelerini sağlayacaktır. Sinema insanlar arasındaki görüş, düşünüş farklılıklarını silecek, insanlık idealinin oluşmasına en büyük yardımı yapacaktır. Sinemaya layık olduğu önemi vermeliyiz” demiştir.

YURTTAŞLARLA BİRLİKTE

Kendisi Çankaya köşkünde özel sinema odası kurarak dünya sinemasının gelişimini yakından izlemesine rağmen, filmleri halkla birlikte seyretmeyi tercih etmiştir. Ankara’da Yeni Sinema, İstanbul’da Elhamra, Opera, Glorya, İzmir’de Lale ve Ankara sinemalarında halkın arasında onlarla yanyana filmler izlemiştir. Yanyana, birlikte izlemeyi o kadar sevmiştir ki 22 Ocak 1932 tarihinde İstanbul da gittiği Opera sinemasında, sinema sahibinin kendisine hazırlattığı koltuğu görünce ayrıcalığa karşı gelmiş, hemen koltuğu kaldırtarak bütün seyirciler gibi sıradaki yerinde oturarak filmi izlemiştir.

14 Şubat 1923 tarihinde İzmir’de, Ankara sinemasına gittiğinde ise her gittiği yerde toplanan kalabalığın alkışları arasında sinemaya girmiş, balkondaki yerini almıştır. Tamamen dolu salona baktığında bütün seyircilerin erkek olduğunu fark eden Atatürk, sinema müdürünü yanına çağırmış ve “Derhal salonun yarısını boşaltın, bu yerlere dışarıda olan kadınları alın” demiştir. Film ancak salona kadınların alınmasından sonra başlamış, böylece kadınlarla erkekler eşit şartlarda film izlemeye başlamışlardır.

ÖZEL TANITIM FİLMİ

Atatürk 1923 Şubat’ında “Ahlaka aykırı olanları yasaklamak koşuluyla ziraat, sanayi, coğrafya, iktisat ve sağlıkla ilgili filmleri göstererek köylülere gereken yararlı bilgilerin verilmesi gerekir” demiştir.

Dünya 1930 yıllarında “halkla ilişkiler” çalışmalarında filmlerin kullanımları konusunu tartışırken Atatürk çorak alanda kurduğu ve ziraat, tarıma örnek olan başarılar sağladığı Atatürk Orman Çiftliğ’inin oluşumu ve ziraat alanındaki çalışmaları “Bütün ülke görsün ve her yerde bu şekil uygulanabilsin” diyerek özel bir tanıtım filmi yaptırmış, bu filmin bütün ülkede seyredilmesini sağlamıştır. Nüfusun yüzde sekseninin okuma yazma bilmediği Türkiye’de sinemanın önemini belirten Atatürk, kurulan her Halkevine sinema projeksiyon makinesinin zorunlu olması kuralını getirmiştir.

DEVRİMİN AKTARIMI

“Film çekmek tayyare uçurmak gibi teknik bir hadisedir. Tabii kişide sanat ateşi gerekir. Ama sadece o yetmez” diyen Atatürk, Münir Hayri Egeli’yi Almanya, İtalya ve SSCB’ye sinema eğitimine göndermiştir. Eğitiminden sonra Atatürk’ün kendisinin de senaryo çalışmalarına katıldığı “Ben Bir İnkılap Çocuğuyum” filminin yapılması ve bu filmin dünyaya dağıtılmasını istemiştir.

Hatta bu filmde rol alabileceğini de belirten Atatürk, “Ben hayattayım. İstiklal Savaşı’na ait bütün belgeler burada, kılıcım, çizmem duruyor. Çağırdığınızda bana düşen görevi yapmadım mı? Böyle bir teklif karşısında kalsam kabul eder, bir artist gibi filmde rol alır, anıları canlandırırım. Bu milli bir görevdir. Türk gençliğine bu mücadelenin nasıl kazanıldığını anlatmak, göstermek ancak bir filmle olabilir” demiştir.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları