Olaylar Ve Görüşler

Emperyalizme karşı ütopya arayışları - Yaşar AKSOY

20 Ekim 2022 Perşembe

Şevket Süreyya Aydemir’in, İzmir’in kurtuluşunun yıldönümü dolayısı ile Cumhuriyet gazetesindeki 9 Eylül 1974 tarihli “Emperyalizmin İlk Yenilgisi” başlıklı yazısı, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın acılı ve şanlı yıllarının bir derinlikli analizini sunmuştu: “(...) Hülasa, Milli Mücadele’de Türkler, yalnız Yunanistan’a karşı değil, bütün müttefiklerine, yani çağdaş emperyalizme karşı savaştılar. Ve Türklerin bu zaferi, emperyalizmin ilk yenilgisi oldu!”

Günümüzde aynı emperyalizmin, yine Yunanistan ve müttefikleri aracılığı ile Anadolu’yu kuşattığını, içte ise her bakımdan Kemalist Cumhuriyetin antitezi bir kindar siyasetin sert egemenliğini görüyor ve yaşıyoruz. Bu bakımdan ulusal kurtuluşun 100. yılında antiemperyalist devrimci hareketler önem arz etmektedir.

Ne demişti Mustafa Kemal Paşa, tam da kutsal isyanın en ateşli yıllarında, yani 1 Aralık 1921’de: “Bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteye kapitalizme karşı olan bir mesleği (doktrini) takip eden insanlarız.”

Nâzım Hikmet, 30 Ağustos 1961’de Budapeşte Radyosu’nda yaptığı tarihi konuşmada kutsal isyanı hararetle onaylamıştı: “Ulusal kurtuluş, bizim; Türklerin en büyük bayramlarından biri, yalnız bizim değil insanlığın bayramlarından biridir. Çünkü biz, ulusal kurtuluşta ilk defa biz Türkler, insanlığa emperyalizme ve kapitalizme karşı silah elde çarpışmakla muzaffer olabilmenin yollarını gösterdik. Ve emperyalizmin her şeye rağmen yıkılmaya mahkûm olduğunu gösteren milletlerden ilki benim milletimdir.”

‘RÜYA OLMASIN’

İlhan Selçuk’un 27 Ekim 1998 günkü Cumhuriyet’te yazdıklarını hiç aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor:

“Arap İngilizle birleşmiş, Türkü arkadan vurmuş. Ermeni Rusla birleşmiş, Doğu Anadolu’yu kana bulamış. Rum Yunanla, Yunan İngilizle birleşmiş, Batı Anadolu’yu ele geçirmiş. Ülkenin mahvolmadık, yakılmadık, kan dökülmedik, yıkılmadık, kül olmadık hiçbir yeri kalmamış. Kalan Ne?

Elde avuçta İstanbul ile İzmir bile yok. Anadolu’nun 6-7 milyon nüfuslu en yoksul bölümüyle yüzde 95’i okuma yazma bilmez yorgun, yoksul, bitik, ezik bir halk. 

Nasıl kurtulmuşuz? Şaşıp kalıyorum.

Yunanı nasıl denize döküp hizaya getirmişiz, İngilizi İstanbul’dan nasıl çıkarmışız, dünyanın süper güçleri ile nasıl masaya oturmuşuz? İnanılır gibi değil. Sakın rüya olmasın?”

İlhan Selçuk’un son cümlesi ders vericidir. Kutsal isyan ve Cumhuriyetin kuruluşundan 100 yıl sonra geriye baktığımızda, “Sakın rüya olmasın?” cümlesi bağrımızı alevler içinde bırakmakta.

Alevleri söndürüp bağrımızı yeniden devrimin çiçek bahçesine dönüştürmek için derhal emperyalizme karşı yepyeni bir direnişi yükseltmek zorundayız. Ne pahasına olursa olsun!

YAŞAR AKSOY

ARAŞTIRMACI



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları