Olaylar Ve Görüşler

Kadir Serkan Selçuk - Siyasal İslamın geleceği

13 Mart 2024 Çarşamba

Kilise, ortaçağ Avrupa’sında devletlerin ve kitlelerin üzerinde kurduğu dini otoritenin yanı sıra ekonomik olarak da büyük bir güç durumundaydı. Dönemin üretim ilişkilerinden doğan avantajlar sayesinde, kurulan ittifaklar, toplanan bağışlar, yasallaştırılmış zorlamalar ve buna benzer faktörlerle oluşan ve büyüyen bu güç yer yer kralları, imparatorları dahi zor durumda bırakabilecek hatta tahtlarından indirebilecek kudrete erişmişti

Öyle ki zamanla dini otoritenin oluru olmadan karar alınamaz ve karşı çıktığı hemen hemen hiçbir işe girişilemez olmuştu. Bunun asıl sebebi, kilisenin dini otorite olmasından çok ekonomik olarak devasa boyutlara erişmiş olmasıydı. Dönemin en büyük topraklarına sahip bu gücü kimse karşısına almak istemiyor, aksi takdirde karşılaşılacak tehlikelerden çekiniliyordu.

SKOLASTİK ANLAYIŞ

Bu durum doğal olarak kilisenin işine geliyordu. Yüzyıllarca süren skolastik anlayışın ve yaşanan toplumsal durgunluğun sebebi dini ve iktisadi açıdan hemen her şeye egemen olan kilisenin mevcut düzenden duyduğu memnuniyetti. Hem maddi olarak Avrupa’nın en büyük gücüydü hem de devlet adamları ve toplum üzerinde dini ve toplumsal açıdan söylediği sözlerin hiçbir şekilde tartışılamadığı bir otoriteydi.

Kiliseye kalsa bu durumun sonsuza kadar sürmesinde hiçbir problem yoktu ancak öyle olmadı. Üretici güçlerin gelişmesiyle ve yeni sınıfların ortaya çıkmasıyla birlikte yüzyıllarca süren karanlık dönem sona erdi. Ortaçağın bu en yüksek gücü, Aydınlanmaya giden yolda halkın nefretiyle karşı karşıya kalan en büyük mekanizma oldu ve etkinliğini büyük ölçüde yitirdi.

Türkiye’de siyasal İslamın yükselişi ve iktidara gelerek yönetimde söz sahibi olması da tarihsel açıdan Avrupa’dakine nazaran daha kısa sürede ve farklı biçimde gerçekleşmesine rağmen yukarıda bahsedilen süreçle benzer özelliklere sahip. Dinin, halkın yaşam tarzına müdahaleye varacak şekilde kurgulanarak etkisinin artırılmasının yanında, yeşil sermayeyle ve yandaş iş dünyasıyla oluşturulan ekonomik güç, siyasal İslamın ortaçağ kilisesinden pek de bir farkı olmadığını gösteriyor.

YOLSUZLUK BATAKLIĞI

Bununla birlikte, nasıl Aydınlanmayla birlikte kilise gücünü önemli oranda yitirdiyse, siyasal İslamın da aynı geleceğe uğrayacak olması kaçınılmaz bir durum. Çünkü bir yandan dini kullanarak insanlara dindar bir yaşamı benimsetmeye çalışıp diğer yandan yolsuzluk batağına saplanmak, kendi zenginlerini yaratmak ve zengini daha zengin fakiri daha fakir hale getiren bir sistem kurmak eninde sonunda toplumun tepkisiyle neticelenecek uzlaşmaz bir çelişki içinde olmak anlamına geliyor.

Artık iyice ayyuka çıkan bu çelişkili durumu ortadan kaldırmak adına önümüzdeki yerel seçimler iyi bir fırsat olarak düşünülmelidir. Sandıktan çıkacak güçlü bir uyarı, demokrasiye olan güvenin tazelenmesi ve siyasal İslamın sona ermesi yolunda atılmış sağlam ve öncü bir adım olabilir.






Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları