Olaylar Ve Görüşler

Ölüm kalım meselesi - Dr. Ayfer Yazkan KUBAL

18 Şubat 2023 Cumartesi

Başımız sağ olsun. Geçen hafta gerçek bir ölüm kalım savaşı verdik. Yüz binlerce insanımızı kaybettik. Depremden sonra hepimiz öyle bir yardım çabasına girdik ki adeta her adımımızda enkaz altında ya da enkazdan kurtulmuş ancak donma tehlikesi ile karşı karşıya kalan bebeklerimizi, amcalarımızı, teyzelerimizi, kardeşlerimizi kurtarmaya yardım ediyoruz, diye düşündük. Kendimizden geçtik daha fazla ne yapabiliriz diye. Evimizde sessiz sessiz ağladık. Arabamızda ağladık. Çünkü çok iyi biliyorduk ki geç kalmıştık. Hatalarımızı itiraf etmek zorundayız. Bir daha tekrar etmemek için kendimize de dönüp bakmalıyız vatandaş olarak, halk olarak. Her konuda “Şunu da idare edin, sevgili başkanım; şuna bir yardım edin sayın büyüğüm, şu da pek ufak bir detay, görmezden gelin sayın müdürüm...” anlayışından vazgeçmemiz lazım. 

Sadece binalar için mi? Hayır, insan hayatını, insanın varlığını ihlal eden her konuda bu “rica”lardan vazgeçmek lazım. Dik durabilmek lazım ve dik duranın yanında durmak lazım. Hangi grup, güç odağı, üst yönetim, abi, abla olursa olsun, bu ricaları reddetmek gerekiyor. Bu ricaların yapılamaması gerek. Önce bu bilincin yerleşmesi gerek. Hem kanunen hem vicdanen uygunsuzluğun göz ardı edilmesi gibi bir durum düşünülememeli. Bunu teklif eden, düşünen çok korkmalı. Kanundan korkmalı, adaletten korkmalı, olduğu kurumdan ihraç edilmekten korkmalı. 

İMAR AFFI

Milyonlarca vatandaş gidip koşa koşa imar affı cezasını ödedi. Eğer “Hem yaparım (suç işlerim) hem de cezasını öderim” anlayışından vazgeçmezsek, ideolojinin de partililiğin de insanlığın da bir manası yok. Canımızı acıtsa da toplumun iyiliği için bu “by-pass”lara, bu göz yummalara asla ve kata müsaade etmemeliyiz. Bilimden ve insan hakkından ayrılmamalıyız. Biz kendi arkadaşımıza yanlış bir tutum içindeyse “Yanlışsın arkadaş” diyebilmeliyiz, cesurca ve korkmadan.

2018’de imar barışı Tayyip Erdoğan’ın vaatleri arasındaydı. Milyonlarca insan alkışladı. İmar affı demek oy demek bu ülkede. Bu bile başlı başına bir krizdir. İskânı olmayan ya da deprem yönetmeliklerine uymayan yüz binlerce bina “affedildi”. Sonucu ortada, canlarımız gitti. Yanlış yapılan ameliyatlarda doktorlara af var mı? Hatta doktor olmayan hasta tedavisi yapabilir mi? O zaman mühendis olmayan da bina yapamasın! Yasalarda ve yönetmeliklerde bir sıkıntı yok ama uygulama, bizim en büyük sorunumuz. Her konuda olduğu gibi yasalarımız, insan haklarımız, yönetmeliklerimiz her konuda fevkalade yazılmış olmakla beraber hiçbirinde uygulama olması gerektiği gibi değil.

ACİL ÇÖZÜM

Eğer ki bir sonraki depremde yarım milyon, bir milyon insan kaybetmek istemiyorsak, acilen bu anlayışı değiştirmemiz gerek. Acilen depreme dayanıklı-dayanıksız bina ayrımının yapılması gerekiyor. Eş dost, rica minnet kabul etmeden, acilen devletin bu konuyu hızla çözmesi gerek çünkü deprem yarın veya haftaya veya seneye olabilir. Vatandaş olarak oy hakkımızı “yaşamaktan” yana kullanalım.

DR. AYFER YAZKAN KUBAL



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları