Olaylar Ve Görüşler

Toprak Mahsulleri Ofisi ve silolar

18 Temmuz 2023 Salı

13 Haziran Toprak Mahsülleri Ofisi’nin (TMO) kuruluş günü. Bir zamanlar ülkemizde özellikle İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu köylerinde, üreticilerin hasat mevsimi olan sonbaharda arpa ve buğdayını güvenle ve sevinçle teslim ettiği TMO ve hububatın depolandığı silolar vardı. O TMO ki üreticiyi mağdur etmeyecek ve bir sonraki hasat zamanına kadar geçimini sağlayacak derecede gelir elde etmesini sağlardı.

Birinci Dünya Savaşı’nda tüm dünyada sanayi tesislerinin tahrip olmasından sonra toplumların tarıma yönelmesi sonucu aşırı buğday üretimi olmuş ve ürünlerin sağlıklı bir şekilde depolanması ihtiyacından doğmuştur silolar. Kurtuluş Savaşı sonrasında ülkemizde bir yandan sanayi alanında atılım yapılırken bir yandan da köylüyü üretime teşvik etmek ve ürününü değerinden satın alarak ihtiyaç halinde iç piyasaya sürmek üzere 10 Temmuz 1932 tarihinde TC Ziraat Bankası buğday alımıyla görevlendirmiş, 1933 Haziran’ında fazla ürünün depolanması için gene Ziraat Bankası’na, depo ihtiyacının karşılanması için silo ve ambar gibi hububat muhafaza tesisleri kurma görevi verilmiştir.

Bu faaliyetler sonucunda buğday üretimi daha da artmış, bu yıllarda görülen İkinci Dünya Savaşı’nın işaretleri Ziraat Bankası tarafından yürütülen hububat alım ve depolama işlerinin ayrı bir kuruluş halinde oluşturulması ihtiyacı doğmuş ve böylece 13 Temmuz 1938 tarihinde iktisadi devlet kuruluşu niteliğinde olan TMO kurulmuştur.

3491 sayılı kanunla kurulan TMO’ya; buğday fiyatlarının üreticiler bakımından normalin altına düşmesinin ve tüketici aleyhine yükselmesinin engellenmesi; buğday piyasasının korunması ve düzenlenmesi; gerektiğinde buğday ithalatı ve ihracatı yapması; dünya buğday üretimi ve hareketlerini takip etmesi; gerekli görülecek yerlerde un ve ekmek fabrikaları kurması gibi esas olarak hububata yönelik görevler verilmiştir. İktisadi devlet kurumu olarak kurulan ve yıllarca bu statüde görev yapan TMO ne yazık ki 1984’te Türkiye’de devlet kurumlarının zarar ettiği gerekçesiyle hızla özelleştirildiği bir dönemde “Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe ve faaliyetlerinde özerkliğe sahip, sorumluluğu sermayesi ile sınırlı bir “İktisadi Devlet Teşekkülü” haline dönüştürülmüştür. Tarımı ve üretimi destekleyen politikiların yerini ranta dayalı ekonomiye bırakmaya başladığı doksanlı yılların ortalarına kadar buğday dahil tarımda kendi kendine yetebilen yedi ülkeden biri olan Türkiye, ne yazık ki 2022 verilerine göre dünyada en fazla buğday ithal eden üçüncü ülke olmuştur.

Çarpık kentleşme ve hızlı betonlaşma sonucu boşalan köyler ve üretimden koparılan köylüler, devlet kurumlarının neredeyse tümüyle özelleştirilmesi ve yabancı sermayeye haraç mezat satılması sonucu Türkiye tarımsal üretimde neredeyse tümüyle dışa bağımlı olan bir ülke olmuş, silolar nostaljik birer yapı, TMO da misyonundan uzak bir kurum haline gelmiştir.

PROF. DR. ÜLKÜ SARITAŞ - GASTROENTEROLOJI VE İÇ HASTALIKLARI UZMANI



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları