Olaylar Ve Görüşler

Vatana ihanet suçunu işleyenler- Çınar Ark

28 Şubat 2023 Salı

Biraz daha özgür hissediyor insan. Özgür olmak önündeki en büyük engel korkularımız değil midir? Peki korktuklarımız başımıza geldiğinde ne olur? İster istemez özgürleşiriz. Asılmaktan, kesilmekten herhangi dış bir etkenden korkmaz hale geliriz. Peki neden korkar insan? Savaştan korkabilir. Bir yıl önce başlayan Rusya-Ukrayna savaşında sivil can kaybının 15 bin olduğu tahmin ediliyor. Pandemiden korkabilir. 2019’dan beri dünyayı ve ülkemizi kasıp kavuran COVID, 3 senede 100 bin vatandaşımızı canından etti. Nükleer silahtan korkabilir. Nagasaki’ye atılan nükleer bombanın 39 bin sivil can kaybına yol açtığını yazmışlar. Peki Deprem? İki hafta içerisinde resmi verilere göre 43 binden fazla insanımız hayatını kaybetti.

MİLLİ GÜVENLİK

Milli güvenlik bazında Rusya’nın Ukrayna için oluşturduğu tehdit, İkinci Dünya Savaşı’nda ABD’nin Japonya’ya oluşturduğu tehdit, depremin Türkiye Cumhuriyeti’ne oluşturduğu tehdit yanında vız gelir. Pandemide bile daha iyi sınav veren Türkiye’de depreme karşı gerekli bütün adımların atılmaması vatana ihanettir. Devletin asli görevi vatandaşlarının güvenliğini, daha net bir tabirle milli güvenliği sağlamaktır. Bunun yerine getirilmemesi her devletin temelinde yatan toplum sözleşmesine aykırıdır. Toplum sözleşmesi bozulduğunda devlet otoritesi iflas eder ve vatandas¸ korkularıyla yüzleşmek durumunda kalır. Depremin vurduğu 10 ilde durum aşağı yukarı bu. Geriye kalan 71 ilimizin sakinlerinin reaksiyonu ise toplum sağlığımızın ne kadar bozulduğunu gözler önüne seriyor. Soma felaketinden beri yas tutmayı bile beceremiyoruz. Yardım kuruluşları üzerinden kutuplaşma yaratmak toplum sağlığımızın sıfıra yakın olduğunu gösteriyor. Sosyal medyadan uzak durmaya çalışın. Çok uzun soluklu bir maratondayız ve sosyal medyadan yapacağınız paylaşımların kimseye faydası yok, size zararı var. Yardım etmek istiyorsanız telefonunuzu kapatın ve aksiyona geçin

‘YAPTIM OLDU’

Hastayız, patolojik reflekslerimiz oluştu ve bunu çözmek bir seçimle olacak iş değil. Yıllardır süregelen “yaptım oldu” politikalarının doğurduğu sonuç; yetki ile bilgi arasındaki uçurumun gitgide açılması oldu. Artık “güçlü” adamların bizi güçlü hissettirmesine kanmamalıyız. Yönetmeliklere “açık bulma” bulmacası şeklinde yaklaşamayız. Devlet bürokrasinin ideologları değil, Türkiye’nin en deneyimli eğitim kurumlarında uzmanlaşmış insanlar bu ülkede imar denilen hadisede son söz sahibi olmalı. Birbirinden kopmus¸ kurumlarımıza ne kadar ihtiyacımızın olduğunu beynimizin en derinine kazımalıyız. 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları