Zorbanın aczi
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Zorbanın aczi

11.08.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bilmezsiniz. Benim 5 ciltlik Bütün Şiirler’imin SİA Yayınevi tarafından yayımlanması tamamlandı. Bütün Şiirler’in ikinci kitabında yer alan Zorba ve Ozan adlı kitabın 50’nci son şiiri sanki zorbanın aczini tanımlıyor gibi. Anlam son dizede yoğunlaşıyor: “Hep buradaymış bu, hiçbir yere gitmemiş.”

Evet, zorba hep gider ama ozan (şair) her zaman kalır! Ve zorba gidecek TELE1 ve Merdan Yanardağ kalacak!

***

ZORBA VE OZAN (50)

Düşlerim hiç gerçekleşmeyecek sanıyorsun - / dedi ozan, yargı gecesi, son söz olarak - / ayırabilir misin sen düşü gerçekten?

düşlerimle demir attım dünyaya, / gördükten sonra ışıkla gölgenin kavgasını / ne yapayım ben artık düşsüz hayatı?

Geçen zaman kazandığım topraktır benim, / yıktığın kent bir gün benim kalem olacak, / ölümümü gördün ve dirilişimi göreceksin.

O gün, İsrafil’in Sûr’u üç kez çalınca / geri döneceğim kanatlı atımla birlikte; / diyeceksin, şaşkın gözlerle bakarak bana:

Hep buradaymış bu, hiçbir yere gitmemiş.

(Paris, 12.6.1986)

***

Evet, zorba gider, direnen kalır! Ama nasıl? Tarihin gidiş yönü geçmişte hep demokrasiden yana, kamusal ekonomiden yana olmuştu. Toplumsal hayatın, ekonomik ilişkilerin sonucu ortaya çıkan sınıflar (burjuvazi ve proletarya), tiranlığın dayandığı yapıyı yıkmıştı.

Şimdi nereden çıktı bu “tiranlık” diye soracaksınız. Biraz önce okuduğunuz kitabın adı Zorba ve Ozan. Kitapta zorba Kenan Evren ile şair Özdemir çarpışmakta. Bu kitap Le Tyran et le poète adıyla Fransa’da “Le Temps de Cerises” yayınevi tarafından 2007 yılında yayımlandı. Çevirmen Ferda Fidan Türkçe “zorba” sözcüğünü “Le Tyran” (tiran) sözcüğüyle çevirmeyi uygun görmüştü. Tiran, zorba ile amaçladığım anlama cuk oturuyordu.

O halde tiran(lık) ne anlama gelmekte ona bakalım: Herhangi bir yasaya dayanmayan, sadece tek bir hükümdarın keyfi uygulamalarıyla yönetilen monarşik yönetim sistemine tiranlık denir. Yasama, yürütme ve yargı güçlerinin tamamı tirana bağlıdır. Devletin başındaki kişi eğitim, sağlık, yönetim ve diğer tüm alanlarda sınırsız yetkiye sahiptir. N.F. Kısakürek bu rejime BAŞYÜCELİK der ve müritlerine hararetle tavsiye eder.

Konumuzu somutlaştırmak için bu tanıma müdahale edeceğim. Günümüzde, Avrupa’daki hükümdarların tamamı demokrat ama seçimle gelen bazı yöneticiler tam anlamıyla tiran. Tiranlık ile yönetilen ülkede yönetimin her üyesi, her organı kendi başına tirandır. Tıpkı RTÜK gibi!

Adonis kitaba yazdığı önsözde “Bu kitap, bugün gökyüzünde şiddet ve sefalet yaşanırken Fransızca yayımlandı. Küçük adamın kanının damladığı bir gökyüzü. Dünyamız kendisini Tanrı’nın sözünün tutsağı olarak görüyor. Dünyamız, Tanrı düşmanı olarak gördükleri insanları öldürerek kendi inançlarını kanıtlayan insanlarla dolu”.

Adonis epeyce uzun önsözde despotların, diktatörlerin, tiranların günümüzde tekrar tanrılaşmasından söz ediyor. Bu türden yöneticiler eskiden dünya egemeniydi, günümüzde tekrar ortaya çıkmaları bir anakronizmdir (tarihe aykırılık; çağdaşlığa, çağdaş yaşama ayak uyduramama, günü geçmiş törelere bağlılık), bir anomalidir (kusurlu oluşum, doğuştan kural dışı veya normalin dışında olma). İki anlamda da yirmi birinci yüzyılda yedinci yüzyılın, derebeylikler çağının normlarını tarihe ve topluma zorlamak. Bayağı bir benzetme yapacak olursak Cumhuriyet balosuna Tarzan gibi gitmek gibi bir şey.

AKP ve Başyüce’den önceki rejim kuşkusuz demokrasi açısından kusursuz değildi. Ama TBMM görevini yapmaktaydı. Anayasa Mahkemesi, TBMM’nin işlemlerini, çıkardığı yasaları denetlemekte, kimilerini geri göndermekteydi. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlara cumhurbaşkanı ve hükümet kesinlikle uymaktaydı. Danıştay, Sayıştay ve Yargıtay anayasanın kendilerine verdiği görevleri yapmakta ve ilgililer bu üç “tay”ın verdiği kararlara uymakta idi.

Mevcut yönetim, yürürlükteki anayasanın başta 13, 14 ve 15. maddesi olmak üzere temel haklar ve ödevlerle ilgili maddelerini umursamamakta; anayasanın başta 36, 37 ve 38. maddeleri olmak üzere yargı erkiyle ilgili maddeleri hiçe saymakta. Sanki ülke anayasasız yönetilmektedir. Bu durum ve koşullar içinde devlet örgütünün bütün kurum ve kuruluşları da kendileriyle ilgili anayasa maddeleri, yasaları, tüzük ve yönetmelikleri işlemlerinde uygulamamakta, karar verirken, işlem yaparken tek kişinin ağzına bakmakta dahası onun yerine geçmekte, onun yerine karar vermektedir. Tıpkı RTÜK gibi!

Bu türden anakronik organizmalarda “kullanım süresi” diye bir şey yoktur. Ömrü bir hortlağın ömrüdür. Zaten ölüdür. Ölü olduğu için acizdir. TELE1’i hepten kapatabilir, Merdan Yanardağ’ı süresiz mapıs damında tutabilir ama yedekleri vardır, aciz değildirler.

Yazarın Son Yazıları

Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
03.04.2026
Devri sabık yaratmak (1)

Önce yazının adındaki üç sözcüğün anlamını yazalım, sonra 1946- 1950 dönemindeki anlamını açalım, daha sonra da günümüze getirip orada irdeleyelim.

Devamını Oku
31.03.2026
Müslümanların büyük sorunu

Müslümanların en büyük sorunu İslamın son din, Hz. Muhammed’in son peygamber, Kuran’ın son kutsal kitap olması inanç ve iddiasından kaynaklanır.

Devamını Oku
29.03.2026
Falakalık herifler!

“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” sözü, Ziya Paşa’nın meşhur bir beyitidir ki buna edebiyat sanatında metafor denir.

Devamını Oku
27.03.2026
Laiklik nedir?

Laiklik kavramını, konusunu, evrensel ve yerel uygulamasını tekrar ele almak istiyorum.

Devamını Oku
24.03.2026
Ahmet Hakan'ın zırvaları

Ahmet Hakan'ın zırvaları

Devamını Oku
22.03.2026
Ebedi Kemalizm

20-25 yıl kadar oluyor... Bir zamane genç ökesi (dâhisi) bize meydan okurcasına, damdan düşercesine “Eh artık Kemalizmi tartışmak zamanı gelmedi mi” demez mi?

Devamını Oku
20.03.2026
Televizyon ve ben (2)

Görevde bulunduğum süre içinde televizyonda reklama karşı çıktım ve Başbakan Bülent Ecevit’e firmaların reklam giderlerini vergiden düştüklerini anlattım ama engel olamadım.

Devamını Oku
17.03.2026
Televizyon ve ben (1)

Bu yazıyla ilgisiz görünmekle birlikte çok önemli bir sorundan söz edeceğim...

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyet gazetesi

Cumhuriyet gazetesine yazan (yazabilen) bir yazar olmasaydım şu anda kesinlikle Mazhar Osman’da olurdum.

Devamını Oku
13.03.2026
Türkolog Orhan Tümen

Bu yazının adı “Yazar ve Okur” olacaktı ama özel bir teşhir nedeniyle “Türkolog Orhan Tümen” oldu.

Devamını Oku
10.03.2026
Hükümet nedir? (4)

Cumhuriyetler...

Devamını Oku
08.03.2026
Hükümet nedir? (3) Hükümet biçimleri

Platon’un “Devlet” adlı kitabında, hükümetleri beş temel tipe ayırdığı belirtilmektedir. (Dört tanesi mevcut formlar ve biri Platon’un ideal formu olup “yalnızca sözde var olan” bir formdur.)

Devamını Oku
06.03.2026
Hükümet nedir? (2)

Modern hükümetler 17. yüzyılın sonlarından itibaren, cumhuriyetçi hükümet biçimlerinin yaygınlığı arttı.

Devamını Oku
03.03.2026
Hükümet nedir?

Değerli okur(lar), devletin ve biçimlerinin neler olduğunu Vikipedi’den aktararak bilginize sunmuştum.

Devamını Oku
01.03.2026
Devlet nedir? (4)

Liberal felsefeden doğmuştur ve bu nedenle “liberal teori” olarak anılır.

Devamını Oku
27.02.2026
Devlet nedir? (3)

Devlet şekilleri...

Devamını Oku
24.02.2026
Devlet nedir? (2)

Kavramsal tarihi...

Devamını Oku
22.02.2026
Devlet nedir? (1)

Çok yorgunum! Bu nedenle “insan aklı ya da beyni terbiyeciliği” belasından bir süre kurtulmak istiyorum.

Devamını Oku
20.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (2)

AKİT adlı mizah gazetesinin tozunu attırmayı ne yazık ki bugün de sürdüreceğiz...

Devamını Oku
17.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (1)

Akit adlı gazete tam anlamıyla bir mizah gazetesidir.

Devamını Oku
15.02.2026
AKP’nin ortak aklının iflası

Değerli okur!

Devamını Oku
13.02.2026
AKP’nin ortak aklı

Değerli okur(lar) bugün okuyacağınız yazıyı 16 Eylül 2001 günü Hürriyet Pazar’da “AK Parti’nin kollektif aklı” adıyla yayımlamıştım.

Devamını Oku
10.02.2026
‘Rum’ demek ne demek?

On yıl kadar önce Sisam (Samos) Adası’nın Karlovassi kasabasında kutlanan Uluslararası Yannis Ritsos Günleri’nde yaptığım konuşmaya şöyle başlamıştım:

Devamını Oku
08.02.2026
Şeriata karşı çıkmak

Basından öğrendiğime göre, SOL Parti’nin “Şeriata karşıyız” pankartına karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin AKP hükümeti, daha doğrusu R.T. Erdoğan hükümeti nedense soruşturma açmış...

Devamını Oku
06.02.2026
Devletin cebinden...

Çiğdem Toker’in “Yap İşlet Devlet Projeleri’ne DEVLETİN CEBİNDEN Büyük Simbiyoz” (Tekin Yayınları, 2025) adlı kitabı AKP’nin ekonomik uygulamalarını hallaç pamuğu gibi atan bir kitap.

Devamını Oku
03.02.2026
İşçi burjuva olamaz

Jean-Paul Sartre’ın Les Temps Modernes adlı dergisinin ilk sayısında yayımlanan “Sunuş” başlıklı yazısından bir kez daha alıntı yapıyorum.

Devamını Oku
01.02.2026
Duymadık demeyin!...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM grup toplantısında “MHP iktidar ortağı değil” demiş.

Devamını Oku
30.01.2026
Kendin ettin kendin buldun

Emekliler ekonomik ve siyasal bir toplum kitlesidir.

Devamını Oku
27.01.2026
İktidar kanadında Esra Erol kavgası

19 Ocak 2026 tarihli Sözcü gazetesinin 14. sayfasında yayımlanan bir haber: “İKTİDAR KANADINDA ESRA EROL KAVGASI.

Devamını Oku
25.01.2026
Dondurma isteyen çocuk

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum:

Devamını Oku
23.01.2026
Cumhuriyetin fazilet ve adaleti

DEM Parti demlenmeye ve demletmeye devam ediyor.

Devamını Oku
20.01.2026
İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de.

Devamını Oku
18.01.2026
Arkamdan ne derler...

11 Ocak 2026 gün ve 418665 başlıklı yazım “Çünkü ‘Arkamdan ne derler’ kaygısı her zaman en önemli ilkem oldu...” cümlesiyle bitiyordu.

Devamını Oku
16.01.2026
418665

“Dört yüz on sekiz bin altı yüz altmış beş” çocuk işçilik döneminde benim sağlık sigortası numaramdır.

Devamını Oku
13.01.2026
Anadolu 4

12 Aralık 2025 tarihli yazımdan bir alıntı yaparak bugünkü yazıma başlayacağım...

Devamını Oku
11.01.2026
Anadolu (3)

Luvi bölgeleri...

Devamını Oku
09.01.2026
Anadolu 2

Anadolu tarihi: Anadolu’nun tarihi bir anlamda Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya’dan gelen işgal, istila ve fetih dalgalarının tarihidir.

Devamını Oku
06.01.2026
Anadolu

Değerli okurlar geçmişi, şimdiyi ve geleceği anlamak, kavramak için “Şimdi”yi anlayarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Devamını Oku
04.01.2026
Gerçek liderlik ne değilmiş?...

2000-2012 yıllarında yazı yazdığım Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun (AHC), Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’i hiç mi hiç beğenmiyorlarmış.

Devamını Oku
02.01.2026