Öztin Akgüç

2020 yılının ekonomik riskleri

15 Ocak 2020 Çarşamba

Risk, beklentilerin gerçekleşmemesi, kayba yol açacak tehlikele­rin oluşmasıdır.

Yeni yılda bankacılık sektöründe ağırlaşacak sorunlar, kamu ke­simi finansman açığının büyümesi, ana, birincil; yıl sonunda BİST’te oluşan fiyat balonu, döviz kurunun baskılanması, tali, ikinci derece risk kaynaklarıdır.

Ekonomide yaşanan finansal zorluklar, ödeme güçlükleri, banka­ların 2019 yılı bilançolarına tam yansımamıştır. Kredilerin yeniden yapılandırılarak tahsilinin uzun süreye yayılması, tahsil edilemeyen kredilerin sürekli yenilenmesi, bankalarda aktifin seyyaliyetini, akıcı­lığını azaltmakta, donuk aktiflerin varlık toplamı içerisindeki payı artmaktadır.

Piyasada ödeme güçlüğünün artması, gecikmeler yalnız borçlu firmaların bireysel sorunu olarak kalmamakta, yükümlülüklerin yeri­ne getirilmemesi, alacaklı firmaları da etkilemekte, piyasadaki finan­sal hastalık bulaşmakta, yayılmaktadır. Yayılma süreci henüz sonlanmamış, bankaların finansal tablolarına tam yansımamıştır. Bankacılık sisteminin aktif kalitesi ile birlikte kaynak yapısı da bozulmaktadır. Bankaların ana kaynağı mevduatın artışını, ülkede tasarruf oranının düşüklüğü yanı sıra vergi kesintisi sonrası mevduat faizinin reel ola­rak negatif oluşu da sınırlamakta, mevduat kısa vadelerde yoğunlaş­maktadır.

Bankaların mevduat dışı kaynaklarının ana kalemi, sendikasyon (konsorsiyum) kredileridir. Ülkemizin dış piyasalarda kredi değerlili­ğinin azalması, kredi riski sigorta primini (CDS) yükseltmekte, bu tür kredilerin çevrilme (roll over) maliyetini artırmaktadır. Mevduat ve mevduat dışı kaynaklarını yeterince geliştiremeyen bankaların, Merkez Bankası kaynaklarına gereksinimi artmaktadır. Merkez Bankası kaynakları ile fonlama, bankaların kaynak yapısını bozduğu gibi, parasal genişlemeye de yol açmaktadır. 2020 yılında bankaların kredi, likidi­te, kur risklerinin artması, faaliyet kârlarının azalması finans sektörünün sorunlarını daha da ağırlaştıracaktır.

TCMB’den yapılan aktarmalara karşın yüz milyar TL dolayında olan 2019 bütçe açığının 2020 yılında büyümesi, açığın iç borçlanma ile fonlanması beklenmektedir. Dış borçlanma olanakları sınırlı olduğundan, büyüyen bütçe açığı, dolaylı biçimde de olsa TCMB kaynakları ile fonlanacaktır. Gerçi TCMB yasal dü­zenleme gereği, birinci el piyasasından doğrudan DİBS alamamakta, ancak APİ yoluyla ikinci el piyasasından DİBS almaktadır. DİBS, bankalardan doğrudan ve/veya ters repo yoluyla alınmakta; bankalar TCMB’den sağladıkları kaynakla DİBS alımı yaptıklarında; TCMB dolaylı biçimde de olsa bütçe açığını fonlamış olmaktadır.

2019 yılında TCMB’nin kârının ve ihti­yat akçesinin Hazine’ye aktarılması, merkez bankaları banknot çıkar­ma tekeline, imtiyazına sahip olmaları nedeniyle olağan karşılanabilir.

2020 yılında, Merkez Bankası bilançosunun pasifinde yer alan değerleme hesabı­nın Hazine’ye aktarılması gündeme gelebilir. Lehte oluşan kur farkla­rının, değer artışlarının izlendiği değerleme hesabının Hazine’ye akta­rılması, ihtiyat akçesi dağıtılmasından farklıdır. Değerleme hesabı olası kur kayıplarına karşı bir güvence, bir emniyet yastığı oluşturdu­ğundan, bu hesabın kullanılması Merkez Bankası’nı, kur riskine karşı korunaksız kılar. Değerleme hesabına Hazine tarafından el koymaya kalkı­şılması, yedek akçe dağıtılmasına kıyasla tehlikelidir.

Bankacılık sisteminin kaynak ihtiyacının artması, bütçe açığının büyümesi. 2020 yılında TCMB’nin anti-enflasyonist, sıkı para poli­tikası izlemesini zorlaştıracaktır.

TCMB’nin hızlı faiz indirimi, mevduat artışının yavaşlaması, bor­sada fiyat balonu oluşması, birikim sahiplerinin döviz ve altın gibi alternatif yatırım araçlarına yönelmelerine yol açmıştır. TCMB’nin 2018 yılında dış şoka, kurlarda hızlı yükselişe karşı politika faizini yüzde 24’e yükselttikten sonra azar azar faizi indirmesi gerekirken yaptığı hızlı faiz indiriminin olumsuz sonuçları 2020 yılında daha net olarak görülecektir. Nitekim borsada fiyat balonu sönmeye yüz tutarken, kurlarda da yükselme eğilimi başlamıştır.

2020 yılı, iyimser beklentilerin aksine ekonomik açıdan da daha zor geçecek bir yıl olacaktır. Gerçekleri öngörerek yerinde önlemleri alacak yönetici kadroların olmayışı da sorunları ağırlaştıracaktır.


Yazarın Son Yazıları

Toplumumuzdaki ayrışma 26 Şubat 2020
Planlı kalkınma 12 Şubat 2020