Öztin Akgüç

Hızlanan gerileyiş süreci

11 Aralık 2019 Çarşamba

Ülkede 2002 yılında başlayan gerileyiş süreci her alanda hızlana­rak sürmekte; iktisat yazındaki bulaşma, yayılma etkileri, toplum yaşamı için de geçerli olmaktadır. Bir kurumda, bir kesimde başlayan durağanlık, gerileyiş, yaşanan sorunlar, diğer kurumlara, alanlara da bulaşmakta, süreç yaygınlaşmaktadır.


Ülkede ekonomi alanındaki gerileyiş, siyasal düzenden bağımsız değildir. Ülkedeki siyasal düzen demokrasi, Cumhurbaşkanlığı Hü­kümet Sistemi olarak ifade ediliyorsa da patronaj sistemi özelliği göstermektedir. Sistem, başkan, önder ile izleyicileri, yandaşları arasında dayanışmaya dayanan bir siyasal düzendir. Bu dayanışma, çıkar iliş­kileri quid pro quo, karşılıklı yarar sağlama, kazan-kazandır anlayışı­na dayanmakta, başkan önder, kendini izleyenlere, yandaşlara ihale, tahsis, kredi, göreve atama, iş bulma, koruma gibi yararlar sağlarken; yandaşlar da oy vererek, direktiflere uyarak, biat ederek, övgüler düzerek başkanı desteklemektedir. Bu düzende, liyakat, ehliyet, kamuya hiz­met, kamu yararına ençoklamak geçerli olmamakta; kişisel beklenti­ler, çıkarlar, atandıkları onurları korumak gibi güdüler ağır basmak­ta; bürokraside, kamu yönetiminde verimsizlik, savurganlık, yolsuz­luk, kaynak israfı artmaktadır.


Düzen, ürkek özel sektörü de etkilemekte; özel sektör, başkanla iyi geçinmenin yollarını aramakta, merkezle iyi ilişkiler kuracak kişi­leri göreve getirmekte, yetkin olmakla birlikte muhalif tanınanları, eleştiri yapanları, yeniden yapılanma alalaması ile tasfiye etmekte; görev vermemekte, tersine seleksiyon, yönetim hatalarına yol açmaktadır. Yaşanan eko­nomik başarısızlıkta özel sektörün yanlış seçiminin, bilançoların, fınansal yapıların bozulmasının, risklerin yönetilememesinin önemli rolü vardır.

Eğitim alanında; iyi eğitim görenler, eğitmen sorumluluğu ile ha­reket edenler, onurlarını koruduklarından, zillete katlanamadıklarından bir şekilde tasfiye edilmekte, dışlanmaktadırlar. Yetkin kişilerin yerleri doldurulamadığından, eğitimin kalitesi de giderek düşmekte; siyasal düzen de varlığını sürdürebilmek için eğitimde kalite düşüklüğünü desteklemektedir.


Patronaj düzeni; kamuda ehliyetsizliği, liyakatsizliği tercih ede­rek, özel sektörü ürküterek, yanlış kararlar almaya zorlayarak, eğitimin kalitesini düşürerek, ülkede insan kaynağı israfına da yol açarak, ekonomik gerileyiş hatta çöküş sürecini hızlandırmaktadır.


Ülkemizde, önemsiz rakam farkları bir yana bırakılırsa, 2013 yılın­da 12 bin 580 USD olan kişi başına gelir, 2018 yılında 9 bin 682 USD’ye ge­rilemiştir. 2019 yılında resmen öngörüldüğü gibi binde 5 gibi büyü­me hızı sağlansa bile; artış hızı, nüfus artış hızının altında kalacağından, kişi başına gelir 9 bin USD dolayına gerileyecek, 2013-2019 döneminde kişi başına gelir yüzde otuz dolayında azalış göstermiş olacaktır.


IMF verilerine göre, Türkiye, dünyada kişisel gelir sıralamasında 2013 yılında 64’üncü sırada iken, 2018 yılında 78’inciliğe gerilemiş olup; gerileyiş, 2019 yılında daha da belirginleşecektir.


Büyüme hızında yavaşlama Türkiye’nin, dünya ekonomileri sıralamasındaki yerini de etkilemiştir. Ülke, AKP’nin iktidara geldiği ilk yıllarda, GSMH olarak dünyada ekonomik büyüklük sıralamasında on altıncı iken 2019 yılında on dokuzunculuğa gerileyeceği tahmin edilmektedir. Gerileme sürecinin yön değiştirmemesi halinde, ülke­nin yakın gelecekte G20’lerin de dışında kalması olasılığı yüksektir.


Türkiye’nin ekonomik gerileyiş sürecine girişinin başlangıcı, 24 Ocak 1980 kararlarına dayanır. Ülke, dünya koşullarının elverişli olduğu, sermaye girişinin canlı olduğu yıllarda, baz etkisi ile de yüksek büyüme hızlarına ulaşmış görülse de, büyüme hızında süreklilik sağlanamamakta, sermaye girişlerinin durağanlaştığı, dünya koşullarının elverişli olmaktan çıktığı dönemlerde, ekonomi krizlere girmektedir.


Ekonominin gerileme sürecinden çıkışının öncelikli koşulu, patronoj düzeninin halkın oyları ile sona ermesi; liyakate, ehliyete dayanan siyasal bir düzenin oluşturulmasıdır.


1970’li yılların “Bu düzen değişmelidir” sloganı günümüzde dile getirilerek, halkın desteğiyle düzenin değiştirilmesi süreci başlatılmalıdır.


Yazarın Son Yazıları

Toplumumuzdaki ayrışma 26 Şubat 2020
Planlı kalkınma 12 Şubat 2020