‘Adaletin terazisi’ mi demiştiniz?..

11 Aralık 2015 Cuma

Başbakan Davutoğlu, dün 64. Hükümetin 2016 yılı eylem planını açıkladı!
Planın adalet ve hukukla ilgili bölümünde tek bir ölçüye bakacaklarını söyledi:
“Adalet terazisi...”
Ardından yurttaşlara seslendi:
“Hangi düşüncede, fikirde, mezhepte, etnik kökende olursa olsun herhangi bir devlet görevlisi eğer bu adalet terazisinden şaşarsa doğrudan bize geleceksiniz...”
Güzel, doğru, olumlu bir yaklaşım da...
Hemen akıllara geliyor, Can Dündar ve Erdem Gül’ün terörist ve casus olarak tutuklanıp Silivri zindanlarına atılması...
Peki... AKP iktidarında, kumpas davalarında ortaya çıktığı gibi, bırakın adaletin terazisinin şaşmasını, yerle bir edilmesini bir yana koyalım!
Bugün de belirli ölçülerde idarenin güdümünde algılanan yargının akıllarda, vicdanlarda tartışma yaratan kararlarına, bizzat iktidar olanlar zemin yaratıyorsa, ne olacak?
Can ve Erdem’in yaptığı haberle, gazetecilikle ilgili “bunlar yanlarına kalmayacak” denmesini nereye sığdıracağız?
Mevcut yasal çerçevede söz konusu tutukluluk bile birçok açıdan tartışmalıyken, kim, kime şikâyet edilecek adaletin terazisi için Sayın Davutoğlu?
Can ve Erdem için “tutuksuz yargılama” istiyorsunuz ama Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Gelin bu konuda bir yasa çıkaralım, gazetecilerin tutuksuz yargılanmasını sağlayalım” önerisine ses çıkarıyor musunuz?..
Bugünkü hukuksal yapı elvermiyorsa, yasa çıkarma gücü Meclis’te, o zaman harekete geçin.
Adaletin terazisi söylemle geçiştirilemez, tutarlılık gerektirir...

***

Bugün yurttaşların kaçta kaçı Can ve Erdem’in casus ve terörist olduğuna inanıyor?
Kaç insanın vicdanına sığıyor başlarına gelenler?..
Bu ülkede adalet ve hukuk kavramları yıllardır sancılı, yaralı.
Birçok insan hapislerde, hücrelerde hastalandı, çürütüldü, işlerinden oldu, gelecekleri karartıldı, kimileri öldü.
Anneler, eşler, kardeşler acılara, gözyaşlarına gömüldü...
Erdem’in çocukları Sarp Güney ve Deniz geceleri babasız uyuyor artık.
Can’ın oğlu Ege, “Can Dündar adına gurur ve onur, babam adına ise öfke ve hüzün duyuyorum” diyor.
Bu ülkenin çocuklarına bunu yapmaya kimlerin hakkı var?

***

Süreç sancılı. Adalet, yargı, hukuk, hâkim, savcı...
Kumpas davalarında somut olarak ortaya çıkan adalet kaosu sürüyor?
Can Dündar’a mektup yazan İzmir Karşıyaka Adliyesi’nden hâkim Murat Aydın, vicdanların sesi oldu.
“Aklımın bir yanı, yaşananların hukukla ilgisi olmadığını, son on yılda yaşanan pek çok olayda, davada, hukukun değil hukuk dışı olmanın, intikamın, hukuku araç haline getirmenin egemen olduğunu hatırlatıp duruyor. Bunların olduğu bir yerde hukukun işleyişine ve kurallarına değinmek ne kadar anlamlı olabilir ki?” dedi.
İzmir Büro’dan arkadaşımız Emre Döker dün hâkim Murat Aydın’la cesaretli çıkışını konuştu.
Birçok meslektaşı mektubundan ötürü kendisini kutlamış “cesur” bir hareket olarak değerlendirmiş Aydın’ı.
“Ben mesleğiyle ve ülkesiyle ilgili kaygı duyan bir adamım. Cesur değilim sadece kaygılıyım ve doğrusunu söylemek gerekirse korkuyorum” diyor.
İktidar ve korku!
10 Aralık İnsan Hakları Günü. Sayın Başbakan, adaletin terazisi mi demiştiniz?..  


Yazarın Son Yazıları

Yaşasın Cumhuriyet 1 Ocak 2016
Sesler kısılırken... 25 Aralık 2015
Sahipsiz Saip Köyü... 7 Aralık 2015
Rüzgârgülleri... 4 Aralık 2015
Karizmanın sınırı!.. 30 Kasım 2015
Adım adım uçuruma!.. 27 Kasım 2015
Korkunç gerçeğe doğru 23 Kasım 2015
Canavarı kim yarattı? 16 Kasım 2015
Sahici olmak... 9 Kasım 2015
Mavi Yeşil Direniş 2 Kasım 2015