Türkiye enkazdan çıkabilecek mi?

17 Şubat 2023 Cuma

Marmara depremini muhabir olarak izlemiştik. Gölcük, Derinkuyu, İzmit, Adapazarı yerle bir olmuştu. Donanma Komutanlığı’nda depremin etkisi yüksekti. Tek katlı betonarme bina kâğıt gibi yırtılmıştı ancak ayakta duruyordu. Günlerce gelmeyen iş makinesini bekleyen bir kadın iki elini havaya kaldırarak ilk gördüğü iş makinesini durdurmuş ve yakınlarının cansız bedenini enkazdan çıkarmıştı. Su, elektrik yoktu. Mevsim yazdı, enkazların kaldırılması gecikince etrafa, insan psikolojisini bozan kokular yayılıyordu.

Aradan 24 yıl geçti, Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 10 ili etkileyen deprem gerçekleşti. Aynı sorunları bir eksik bir fazla yeniden yaşadık, yaşıyoruz. Marmara depreminde açıklanan can kaybı rakamlarına kimse inanmamıştı, yine şüpheyle yaklaşılıyor. İlk 48 saatte müdahale çok sınırlı kaldığı için enkazda yaşamını yitirenlerin sayısı artmıştı, yine aynı. Şimdiki depremin etkilediği alan çok geniş, bunu görmek gerek. Ama yüzde 95’i deprem bölgesi olan Türkiye, yaşadıklarından ders çıkarmış gibi durmuyor. Marmara depreminin müteahhidi Veli Göçer’di. Aradan geçen zamanda ders almadık. Bu depremin çok sayıda Veli Göçer’i olacak gibi.

Merkezi ve yerel yönetimlerin depreme dayanıklı yapı üretme konusunda sınıfta kaldığı, denetlemeleri yapamadığı ortada. Deprem bölgesi ülkemizde, en çok övünülen ne kadar çok yüksek bina yapıldığı. Oysa TOKİ başkanı, “Artık zemin artı 5 katın üzerine çıkmıyoruz” diyor. Anlamak güç, o zaman yerel yönetimler niye göğü delen binalara izin verdi, veriyor?

Son bir iki yılı aklımıza getirdiğimizde sel felaketi yaşadık, toprak kayması yaşandı, kuraklık yaşandı, yaşanıyor, orman yangını yaşandı. Ve neredeyse her yıl bir deprem meydana geldi. Ancak afetlerin tanımını yapmak, bu konuları araştırmak ve önlem almak için çalışan bağımsız bir kurum yok ülkemizde. Her türlü afeti yaşıyoruz, sadece deprem için bir bakanlık kurulsa yeridir. Afetlerle ilgilenecek bir bakanlık yok. Önlemleri belirleyip yurttaş adına denetim yapacak bir kurum yok. Nasılsa her dönemin yandaş müteahhitleri para kazanıyor. Yerel yöneticiler sorgulanmıyor, yıkılan binalardaki o yüksek katları onaylayanlar hesap vermiyor.

Bir deprem çok yıkım getiriyor. Birinci sırada insan kaybı. Hiçbir şeyle karşılığını hesaplamak olanaklı değil. Yıkılan binalar, çöken altyapı büyük bir ekonomik kayıp. Deprem sonrası yapılan çalışmalar bir diğer gider kalemi. Yeniden yapılaşma ayrı bir gider.

“Dış güçlere” gerek yok, “akıl ve bilimin yolu”na girmezsek kendi enkazımızdan çıkamayacağız.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yalanın ekonomisi 12 Temmuz 2024

Günün Köşe Yazıları