Veysel Ulusoy

Devlet Yatırım Bankası, DPT ve diğer kurumlar

05 Mayıs 2024 Pazar

1964 yılının mart ayında özel hukuk hükümlerine tabi yani özerk bir yapıda olan Devlet Yatırım Bankası (DYB) kuruluyor Ankara’da. Bir iktisadi devlet teşekkülü (İDT) niteliğindeki bu bankanın görevi, “İktisadi devlet teşekküllerinin yatırımları için gerekli kredileri sağlamak, gerektiğinde bu maksatla garanti vermek, bu kanun ve diğer kanunlarla kendisine verilen işleri yapmaktır” şeklinde tanımlanıyor. 

Bir bakıma devlet yatırımlarının yine devlet eliyle yapılması için gerekli finansal tarafı yapılandırma amacını üstleniyor, kalkınmanın finasmanı konusunda etkin bir yapı oluşturuluyordu. 

Bu kurumun 1960 sonrası kalkınma planları kapsamında da çok önemli rolleri olacaktı. 

Oldu da... 

24 Ocak 1980 tarihinde, sözde istikrar kararları olarak adlandırılan liberal ekonomi politikalarına geçiş ile beraber bankanın yapısal özelliği büyük değişime uğradı. Dışa açık bir ekonomik kalkınma ve büyüme patikası izleme amacıyla banka 1987 yılında kapatılarak yerine Türkiye İhracat Kredi Bankası (Türk Eximbank) kuruldu. Yeni anlayışın ifadesiyle banka yeniden düzenleniyordu.1

1960’larda başlayan kalkınma programlarının temel taşlarının başında gelen Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ise DYB’den 4 yıl önce, 1960 yılında kuruluyor. Devletin ekonomik planlarının oluşturulması ve bunların etkin bir şekilde yürütülmesi için kurulan DPT, 24 Ocak kararlarından sonra da bu görevini sürdürüyor ama 2011 yılında kapatılıyor. 

1980 sonrası dışa açık ekonomi programlarını ilke olarak edinen siyasetçilerin çoktan içi boşaltılmış olan planlama konusuna soğuk bakması bu kararda etkili oldu. 

Planlamanın özel sektörün üretim ve dağıtım anlayışına bir rakip uygulama olarak görülmesi ve liberal ekonomik yaklaşımların (ne demekse) da baskısıyla oluşan bu atmosferde yapılan hatanın boyutu daha sonra anlaşılacaktı. Halbuki, DPT’nin kuruluş bildirgesinde “bakanlıkların ekonomik faaliyetlerinin koordinasyonunu temin etmenin yanında ... özel sektörün plan, hedef ve gayelerine uygun şekilde gelişmesini teşvik ve tanzim edecek tedbirleri hükümete tavsiye etmek görevi” vardı.2

Diğer bir ifadeyle, planlı kalkınma modeli özel sektör için de bulunmaz bir maliyetsiz ürün niteliğindeydi. 

Özelleştirme, özerkleştirme ve benzeri yaklaşımlar Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) için de geçerliydi. 1926 yılında Merkezi İstatistik Dairesi adı altında kurulan, 1962 yılında ismi Devlet İstatistik Enstitüsü olarak değişen ve yapısı da daha çok planlı ekonomi dönemine uygun şekilde düzenlenen bu kurum, planlama programları ile belirlenen istatistiki faaliyetlerin yürütülmesini organize etmek ve uygulanmasını sağlamanın yanında daha birçok amaca hizmet etmekteydi. 

Olmadı, ettirmediler... 

Hepsi kapatıldı. 

Sanki özel sektör önüne çekilmiş bir bent olarak algılanan ve devlet adını hiçbir kurumda duymak istemeyen ama devletin sağladığı sermaye birikimi ve olanaklarıyla varlıklı hale gelen bir topluluk bunların hepsini kapattı. Yerine de kalkınma bakanlığı, kalkınma ajansları ve TÜİK gibi kurumları kurdular. Siyasetle içi içe bir çark oluşturdular. 

Ne mi oldu sonunda? 

Başıbozuk bir ekonomik anlayış, serbest harcamaya dayalı bir yöntem, sermaye birikiminin olmadığı, üretimin ithalata bağlı olduğu bir ekonomi... 

Yanında da fakirlik. 

1 https://eximbank.gov.tr/tr/hakkimizda/kurumsal/bankamiz-hakkinda 

2 https://www.ekonomim.com/koseyazisi/bir-zamanlar-dpt-vardi-boslugudoldurulamadi/710011



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Sen üret yeter! 2 Haziran 2024

Günün Köşe Yazıları