Demokrasi: Temelden

15 Ekim 2018 Pazartesi

Geçen hafta bu köşede demokrasinin yerelde yeşertilmesi gerektiği vurgulandı. Bu konunun, ülkenin geleceğinin Cumhuriyetin değerlerinin yoluna yeniden girebilmesi için çok daha yaygın ve güçlü bir biçimde işlenmesi gerekiyor.

Unutmayın-1
Hiç unutulmamalıdır ki, bu ülkede, en başta onun temeli olan hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü olmak üzere, evrensel değerleri ile demokrasi artık geçerli değil.
Evrensel hukukun işlemediği bir toplumda diğer hak ve özgürlüklerden söz edilmesinin hiçbir anlamı yoktur.
Kişinin ölmeden önce bıraktığı son istek, vasiyetname, genel ahlaka ve yasalara uygunsa, kayıtsız, koşulsuz uygulanır. Eski çağlardan bu yana tartışmasız bir biçimde yerleşen hukuk ilkesi budur. Hemen her ülkenin hukuk düzeninde yerini alan bir vasiyetnamede istenenlerin kesinlikle yerine getirilmesi kuralı, bilindiği gibi, özel sermaye birikimine dolaylı da olsa çok önemli katkılar yapmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyetnamesinin Türkiye İş Bankası’nda bulunan ve getirisi tümüyle Türk Dil ve Tarih kurumlarına aktarılan pay senetlerinin çıkarılacak bir yasa ile Hazine ve Maliye’ye aktarılması, asırların yerleşik bir hukuk ilkesinin çiğnenmesi ve böylece hukuk kavramının toplumsal akıldan tamamıyla çıkarılması olacaktır.
Ülkenin bu sonu karanlık gidişine, demokrasi ışığını yerel düzeyde yakarak karşı çıkılabilir; daha doğrusu çıkılmalıdır.
Demokrasi isteyen tüm kişi ve kuruluşların yerel seçimlerden sonrası için tek bir hedefi olmalıdır: yerel yönetimlerde katılımcı demokrasiyi yaşama geçirmek; evrensel değerleriyle demokrasiyi yerel düzeyde çok güçlü bir biçimde toplumsallaştırmak.
Bu nedenle belediye başkanı adayı saptanmasında birinci ölçü, seçimin hangi adayla kazanılacağı değil, geçen haftanın yazısında da altı çizildiği gibi, seçildikten sonra yerel demokrasiyi yaşama geçirip geçirmeyeceği olmalıdır. Bu rejime girişin asıl basamağı olan 16 Nisan 2017 Halkoylamasında seçmenin yarısını oluşturan Hayır oylarının, olabildiğince belediye seçimlerine yansımasının sağlanması gerekiyor.

Unutmayın-2
Geçen hafta sonu 5-6-7 Ekim’de, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği’nin genel merkez ve 21 şubesinin katılımıyla düzenlediği 2018 Aydınlanma Buluşması için Eskişehir’deydim.
Buluşmayı ayrıntılı olarak derneğin www.ykked.org.tr adresinde bulabilirsiniz.
Üzerinde durmak istediğim konu başka. Ben 1949- 50 ders yılında, yargı kararıyla yaşım büyütülerek Beşikdüzü Köy Enstitüsü’ne parasız yatılı girdim; orada üç yıl okuduktan sonra, Enstitülerin kapatılması üzerine 1954’te Çifteler’e gönderildim ve üç yıl da orada, Çifteler Köy Enstitüsü’nden dönüştürülen Yunus Emre Öğretmen Okulu’nda okudum.
Toplantının son günü, diğer katılımcılarla birlikte otobüslere doluşarak Eskişehir’den yaklaşık 35 km uzaklıktaki Çifteler’e, okulumuza gittik. Yetkililer izin vermediği için içlerini göremediğimiz dersliklerimiz, kütüphanemiz, yemekhanemiz, işliklerimiz kullanılamaz durumdaydı; yıkılmaya bırakılmıştı; her sabah halay çektiğimiz geniş alana yeni binalar dikilmişti.
Her gün örnekleriyle yaşandığı gibi AKP iktidarı, hukuktan bilimsel bilginin yol göstericiliğine dek, ulusal bayramları bile silmeye çalışarak, Cumhuriyetin düşünsel değerlerini yok ediyor.
Dahası var; iktidar, başta Ankara olmak üzere ülkenin her tarafında Cumhuriyet döneminde yapılan binalara da katlanamıyor; Cumhuriyet uygarlığının fiziksel eserlerini de yok ediyor!
Aslına bakılırsa bu anlayış, IŞİD’in Suriye’deki Palmira antik kentini yerle bir etmesini andırmıyor mu?
AKP’nin elinden, yok ettiği demokrasi ile birlikte onun altyapısı olan Cumhuriyetin de tüm varlığıyla kurtarılması gerekiyor. Yerel seçimler belki de bunun son şansı olacak!  


Yazarın Son Yazıları

Yerelde yeşermeli 25 Mart 2019
Yıkımı durdurmak! 18 Mart 2019
‘Komünist’! 4 Mart 2019
Başkan- sermaye-emek 18 Şubat 2019
ODTÜ ile ‘uçurmak’! 11 Şubat 2019
İzmir zamanıdır! 4 Şubat 2019
‘Normalleşiyor’! 28 Ocak 2019
‘Parlamento’ 21 Ocak 2019
Bilgisizliğin gülmecesi 31 Aralık 2018