Rejimi dizginlemek

17 Aralık 2018 Pazartesi

Sona ermekte olan 2018 yılı öyle görülüyor ki ülke tarihinde özel bir yer edinecek. Bunun nedeni 24 Haziran seçimlerinden sonra Başkanlık rejimine geçilmesidir. Rejim geçen hafta üç yeni özelliğini gösterdi.
Birincisi, bugünlerde Başkanlık tarafından hazırlanan rejimin ilk devlet bütçesi, Meclis’te görüşülüyor. Bütçe hakkı elinden alınmış olan Meclis, bütçe görüşmelerinde bütçe ile ilgili konuları bir tarafa bırakıyor, bütçe dışı nedenlerle sürekli kavga edilen bir salona dönüşmüş bulunuyor. Ekonomi ile siyasetin iç içe geçtiği bütçe süreci, oluşumu ve görüşmelerinin bu niteliğiyle, ülkenin demokrasiden nasıl uzaklaştırıldığını da kanıtlıyor.
İkincisi, Ankara’daki tren kazasının bir kez daha kanıtladığı gibi rejimin bürokrasisi, işe alma ve yükselmelerde beceriyi değil AKPMHP’ye bağlılığı esas aldığı için, çöküyor. Bu ağır kazanın nedeninin sinyalizasyon eksikliği olduğu öne sürülüyor. Oysa asıl sinyalizasyon eksiği, ilgili bakanın buz kesen duyarsızlığına da yansıdığı gibi, tüm denetim ve denge süreçlerini yitirmiş olan demokraside yaşanıyor.
Rejimin üçüncü yeni özelliği, aşağıda da değinileceği gibi, belediye başkanlığı adaylarının ittifaklarla saptanmasıyla ülkede bir başka ilk’in yaşanmasıdır.

Tepede paylaşım
Başkanlık rejiminin gerçek demokrasiden giderek nasıl uzaklaşmakta olduğunun çok önemli bir örneği geçen hafta belediye başkan adaylarının saptanmasında yaşandı.
Önde gelen partilerin üst yönetimleri arasında o ili al, bu ili ver yaklaşımıyla tam bir at pazarlığı yapıldı. Bir tarafta iktidar kanadı AKPMHP’nin, öbür tarafta CHP-İYİ Parti muhalefetinin genel başkanları ikişerli bir araya geldi ve son kararı verdi. Acımasızca olacak ama yazmalıyım, özellikle büyükşehir belediye başkanı adaylıkları işgal ordularının komutanlarını andırırcasına, paylaşıldı. Her iki taraf da aynı yöntemi kullandı; özellikle üç büyük kentte, seçimi kazanalım da kiminle olursa olsun anlayışıyla davranılıyor.
Asıl soru şudur: Muhalefet bu yanlışını nasıl düzeltebilir?

Demokrasi için işbirliği
AKP-MHP iktidarı ülkeyi gerçek demokrasiden uzaklaştırıyor; giderek adına yalnızca kendilerinin demokrasi dediği bir rejime sürüklüyor. İktidarın yerel seçimleri kazanmak istemesi baskıcı rejimin varlığını sürdürmesi için, kuşkusuz tam anlamıyla yaşamsaldır.
CHP-İYİ Parti muhalefetinin aday saptama yöntemi katılımcı ve demokratik olmaktan uzak olmakla birlikte iktidarın hiç olmazsa yerel seçimlerde rejimi dizginleyecek derecede yenilgiye uğratılması, ülkenin siyasetinin gelecekte yeniden demokratikleşmesi açısından gerçekten çok önemlidir. Yeni rejimin kendisini eleştirenlerin üzerindeki baskıları artarken, özellikle ekonomideki belirsizlikler toplumsal kaygıları artırıyor. Hukuka, özgürlüğe ve barışa susamış olan toplum, üstelik örgütsüzdür.
Daha özelde yerel seçimlerde başarı, muhalefet için de, en az iktidar kadar yaşamsaldır.
Bu nedenlerle, CHP ve İYİ Parti aday saptanmasında yaptıkları işbirliğini, ete-kemiğe büründürerek ve demokrasi için işbirliğine dönüştürerek sürdürmelidir. Bu ülkede geçmişte ve bugün çok başarılı yerel yönetim deneyimleri vardır. İki partinin yerel yönetimlerde ekonomik ve demokratik bir ortak temelde buluşmaları olanaklıdır ve dahası bunun için çalışmaları, nesnel anlamda zorunludur.
Ülke demokrasisinin sağlam bir dayanağının oluşturulması ve rejimin her gün yeni bir yıkıcı tarafını sergilemesinin önlenmesi için vazgeçilmez olan bu işbirliği iki ek yarar da sağlayacaktır. Önce, aday saptanması sırasında CHP’de kimi örgütlerde yaşanan kırgınlık ve küskünlükleri giderebilir. Sonra, CHP-İYİ Parti işbirliğinin dışında kalan, ancak hiçbir biçimde AKP-MHP ikilisine oy vermeyecek olan ve toplam seçmenlerin yaklaşık yüzde 15’ini oluşturan kesimin de seçimlere katılmasını sağlayabilir.
Seçimlere az bir süre kaldı; aday saptamada yapılan CHP-İYİ Parti işbirliği, tüm eksiklerine karşın, yerel yönetimlerde demokrasi temeline yerleştirilerek sürdürülmelidir.  


Yazarın Son Yazıları

Yerelde yeşermeli 25 Mart 2019
Yıkımı durdurmak! 18 Mart 2019
‘Komünist’! 4 Mart 2019
Başkan- sermaye-emek 18 Şubat 2019
ODTÜ ile ‘uçurmak’! 11 Şubat 2019
İzmir zamanıdır! 4 Şubat 2019
‘Normalleşiyor’! 28 Ocak 2019
‘Parlamento’ 21 Ocak 2019
Bilgisizliğin gülmecesi 31 Aralık 2018