A+ A-

Emekler sel oldu

Ünye, Fatsa ve Perşembede ‘gökyüzüyle birlikte’ ağlıyor... .
Yayınlanma tarihi: 09 Ağustos 2018 Perşembe, 21:22

[Haber görseli]

Ordu’nun tarihe adını yazdıran, türkülere konu olan iki ilçesi, Ünye ve Fatsa, deyim yerindeyse “ağlıyor.” Gökyüzü kapkaranlık... Gökyüzü ne kadar karardıysa, iki ilçe merkezlerinde ve köylerinde de insanların yüreği bir o kadar umutsuz. Birçok ailenin 1 yıllık geçim kaynağı olan ve bin bir emek verilerek hasat edilen fındık, kendi deyimleriyle “Karadeniz’e yüklendi.” Ünye’de, Karadeniz Sahil Yolu’nu bağlayan en önemli köprülerden birinin, Cevizlidere Köprüsü’nün yıkılmasına, aradan 24 saat geçmesine karşın halk bir türlü inanamıyor.

Sel felaketinin yaşandığı Ünye’nin köylerinde yaşayan yurttaşlar “yaşanan bu afetin Allah’tan geldiğini” düşünürken, Ünye merkezde ise durum biraz daha farklı. Ünye’nin merkezinde ise insanlar “yanlış kentleşmeye, Karadeniz’in illerine yapılan HES’lere, ‘bölgenin iklimini gözetmeden temelleri atılan köprülere, sanayi tesislerine’ kızgın. “Bir yere bir şey yapmadan once o yerin özelliğini tanımalısın. Tanımıyorsan, gelişigüzel şekilde bu her bir yanı yeşille ve maviyle süslü ilçenin başına gelen felakete de katlanmak ve bu felaketi üstlenmek zorundasın” yorumları yapılıyor.

[Haber görseli]

‘Yaralarımız ne zaman sarılır...’

Ünye’deki sel felaketinden en fazla zarar gören köylerden biri de yaklaşık 150 hanenin bulunduğu, ormanların içindeki o meşhur Karadeniz köy evlerinin yer aldığı Yiğitler Köyü. Köyün Eğrimeşe Mahallesi’nde Öztürk ailesinden 50 hane bulunuyor. En fazla zararı da bu ailenin mensupları görmüş. Zaten “son yıllarda para etmediğini düşündükleri” fındık için iki ay boyunca çalışırlarken, bu iki aylık emekleri bir sel suyuyla denize dökülmüş. Köylünün deyimiyle “sermaye Karadeniz’e yüklenmiş.” Gittiğimiz hemen hemen her evin bireyinin gözü yaşlı. “Gazeteci” olduğumuzu söylediğimiz halde bizleri sanki bir “devlet yetkilisi” gibi görüyorlar. Hangi evin kapısını çalsak, “AKP’yi, MHP’yi, CHP’yi bir arasanız... Belediye Başkanımızı da arayın, buraya gelsinler, evlerimiz yıkılmak üzere” diyorlar. Çok değil, sel felaketinden bir gün once topladıkları fındığın bir anda sel suyuna karışıp, denize dökülmesinin ardından ise sadece bakakalmışlar.

[Haber görseli]‘Bir gürültü koptu ki...’

Köylülerden iki çocuklu, iki çocuğundan da torunları olan Gülsüm Öztürk, “Her günkü gibi sabah kalkmış, kahvaltı yapıyorduk. Bir anda öyle bir gürültü koptu ki... Çocuklar ağlamaya başladı” diye anlatıyor. Sonrasında da “ne oldu demeye kalmadan selin bir anda koca ağaçları sürüklediğini gördüklerini ve o ağaçların gövdelerinin de bir anda evlerine çarpığını, evlerinin sallanmaya başladığını” belirtiyor. Gülsüm Öztürk’ün evi ağaç kütüklerinin çarpmasıyla “ağır hasar” almış. Buna karşın oturmaya devam edeceklerini, çünkü gidecek başka yerlerinin olmadığını belirtiyor.
‘Ya devlet gelecek, ya devlet gelecek!’

Aynı aileden Hüsne Öztürk’ün evi de heyelan riskiyle karşı karşıya. Evinin önündeki toprak kaymasını ve evin bozulan yolunu gösterek, “Benim evim tehlikede. Ya devlet gelecek, ya da devlet gelecek. Buraya set çekecekler. Evin önü boşluk. Eğer çakıl, çimento ve demir atılmazsa, aşağıya doğru ailecek aşağıya doğru sürükleneceğiz” diyor.

‘Evin önü toprak yığını’

Köyün az ilerisinde bir ev dikkatimizi çekiyor. Evin girişi yok. Selin sürüklediği toprak, evin giriş yönünü tamamen kapatmış. Eve girebilmek için küçük bir tepe oluşturan toprak yığınının üstünden geçilmek zorunda. Ev sahibi Ahmet Öztürk de önceki gün akşamdan bu yana kazma ve kürekle o tepeyi aşmaya çalışıyor.

80 bin ton fındık gitti

Ünye ve Fatsa’nın girişinden itibaren Karadeniz, mavilikten çok uzak. Sel ile birlikte sürüklenen toprak da olduğu gibi denize akmış. Denizin bir yarısı maviyken, bir yarısı ise kahverengi. 80 bin ton fındığın denize aktığı belirtiliyor.  Fındık ve mısır tarlalarının birçoğu da su altında. Köylüler, su içinde kalan toprağın oluşturduğu çamuru ellerine alarak, “Emeğimizi çamura gömdük” diyorlar.

Oktay: Basındaki kadar büyük değil

Sel felaketinin ardından Ordu ’ya gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, dere yataklarına yapılan konut ve işyerleri konusunda bundan sonra daha hassas davranılacağını belirterek, “Cumhurbaşkanımızın beklentisi de bu yöndedir. Buna hazırlıklı olmak zorundayız. Afet olduktan sonra değil, olmadan tedbirlerimizi almak zorundayız. Bu anlamda gerekli dönüşümü önce zihinsel, sonra da yapısal boyutta gerçekleştirmek zorundayız” dedi. Sel felaketinde can kaybı olmadığını açıklayan Oktay’ın “Hasarın boyutu da yine hamdolsun basında ve medyada algı boyutundan daha az seviyelerde” ifadelerini kullanması dikkat çekti.

 

Enginyurt: Fındık fiyatı 15 lira olmalı

MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, “İki yıl once Ordu , yine buna benzer bir sel felaketi yaşadı. O gün de Devlet Su İşleri’nin bir an önce dere yataklarını ıslah etmesi gerektiğini ve derelerin denize döküldüğü bölgelerin daraltılmaması, açılması gerektiğini söyledik. Bu önlemler alınmadığı için böyle bir felaket yeniden yaşanıyor” dedi. Ordu ’nın acil afet kapsamına alınması gerektiğini söyleyen Enginyurt, “Morallerin yükseltilmesi için fındık taban fiyatlarının 15 TL ilan edilmesi gerekir” dedi. Enginyurt, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldır ile birlikte sel bölgesine bir inceleme heyeti gönderdiğini söyledi.

Torun: Ulusal iklim politikamız olmalı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun da “Ülke olarak, ulusal iklim politikası geliştirme çağrımızı yineliyoruz. En kısa zamanda, küresel iklim değişikliğine uygun, dünyanın bugünkü durumuna hitap eden ulusal iklim ve çevre politikası belirlemeli ve uygulamaya geçmeliyiz. Kâğıt üzerinde kalmayacak. Programa ve atılacak adımlara ihtiyacımız var” değerlendirmesinde bulundu. İYİ Parti de Genel Başkan Yardımcısı Musavvat Dervişoğlu başkanlığında bir heyeti sel bölgesine gönderdi.

[Haber görseli]

 

SEL FIE

Ünye- Fatsa arasında ulaşımı sağlamak amacıyla geçmişte Ermeniler tarafından yapılan, tarihi niteliğe sahip Cevizdere Köprüsü’nün yıkılması Ünyeliler için deyim yerindeyse “Mucizenin yıkılması gibi bir şey.” Hatta halk kendi arasında bu “mucizevi durumu”, “asla batmaz denilen Titanic gemisinin batması gibi bir şey” olarak da nitelendiriyor. Öyle ki Ünyeliler belediye tarafından köprünün söküm çalışmalarını yakından izliyor, an be an özçekim yapıyor. Bazıları ise “Nasıl olur da bu köprü yıkılır, inanılır değil” dercesine bakan gözlerle, köprüdeki hasarları tek tek inceliyor... Çalışmaların tehlikeli olabileceğine yönelik uyarıları ise hiç umursamıyor. “Ünye’nin simgesi bir sel suyuna yenik düşmüş, belleğimizi, anılarımızı da sel süpürmüş... Bunun her bir anını  ölümsüzleştirmek istiyoruz” diyenler bile var.

 

 

 Sellerin üç nedeni

Mimar ve mühendisler, Karadeniz’de günlerdir devam eden, şiddeti ile dereleri yıkan sel felaketinin 3 nedeni olduğuna dikkat çekti:

-Dere yataklarında yapılaşma: TMMOB, imar barışı adı altında dere yataklarına yapılmış yerleşimlere ruhsat verildiğine işaret ederek, derelerin üstleri kapatılarak-dere yatağı betonlaştırılarak suyun doğal yollarla denize ulaşmasının engellendiğine dikkat çekti.
 

-Karadeniz Sahil Yolu: Selde Karadeniz Sahil Yolu üzerinde bulunan Cevizdere Köprüsü yıkıldı. TMMOB’ye göre, Karadeniz Sahil Yolu’nun oluşturduğu set derelerin Karadeniz’e ulaşmasına engel oluyor. Dolgu alanlarla bölge adete sellere karşı savunmasız hale getirildi.

-HES’ler ve madencilik: Karadeniz’de son 10 yıl içerisinde 203 HES yapıldı. 2017 itibariyle inşaatı devam eden 20 HES projesi bulunuyor. 123 HES de etüt ve proje aşamasında. TMMOB, HES’ler nedeniyle derelerin akış rejiminin bozulduğuna dikkat çekti. Bölgede yoğunlaşan HES ve madencilik faliyetleri nedeniyle doğal bitki örtüsünün de yok edildiğine işaret etti.  

Çarpık kentleşme

TMMOB Başkanı Emin Koramaz, “Doğu Karadeniz bölgemizde yılın aynı dönemlerinde yaşanan yağışlarda hep aynı manzaralarla karşılaşıyoruz: Dereler taşıyor, dere yataklarındaki evler sular altında kalıyor ve Karadeniz Sahil Yolu’nun bir bölümü yıkılıyor. Bu durum, yaşadıklarımızın doğal afet değil, plansız ve çarpık kentleşmenin sonucu olduğunu gösteriyor” dedi.

Affın sonu felaket

TMMOB’a bağlı odaların başkanları yaptıkları değerlendirmede, uyarılara rağmen hükümetin gereken önlemleri almadığı için bu sonuçla karşılaşıldığını vurguladılar.

-TMMOB Şehir Plancıları Odası Başkanı Orhan Sarıaltın: Dere yatakları gibi yapılaşılmaması gereken yerler imara açılıyor. Hükümet imar affı çıkararak bunların yasallaşmasını ve artık dönüşümünün imkansızlaşmasını da neden olan uygulamalar yapıyor. Karadeniz Sahil Yolu, alelacele bir şekilde çoğu yerde dolgu şeklinde yapıldı. Dolguyla kıyı bölgesinde yapıldığı gibi düzgün bir altyapıyla yapılmaması da herhangi bir yağış ortamında çok ciddi sorunları beraberinde getiriyor.

-TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör: Geçen sene fındık fiyatı 10 lira civarındaydı fındığın maliyeti zaten 10 lira. Bu felaketten sonra hükümet fındık üreticilerini mağdur etmeyen bir fiyat politikası uygulamalı. 2017 yılında 670 bin ton olan fındık üretiminin aşırı kuraklık, sebepsiz yağmurlar ve fırtına nedenleriyle bu yıl 550 bin tona düşeceğini önceden açıkladık. Dün selin 30 bin ton fındığı denize döktüğünü gördük. Bu durum zaten mevcut olan tarımımızın daha da kötüleşeceğinin, gelirimizin daha da azalacağının işaretidir. Hükümetin şirketlerin yanında değil üreticinin yanında olması lazım.

-TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu: Yıkılan yapılar ve kentleşmenin de olduğu bölgeye baktığımızda su kapma kapasitesi olan bölgelerin imara açıldığını görüyoruz. Öncelikle yapılaşmayı dere yataklarına ve suyu tutacak olan yerlere yapmamak gerekiyor. Yapılan yapılarla birlikte suyun denizle buluşma koşulları engelleniyor. Bu durumda da su önüne kattığı yapıları yıkıp geçiyor. İklim değişikliğine karşı erken uyarı sistemleri oluşturulmalı. Orada yaşayan vatandaşların belki de bir cep telefonu mesajıyla çok hızlı bir şekilde haberdar edilip önceden önlemlerin alınması lazım.

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Devlet Bahçeli, Seyit Torun