Ergenekon'da ikinci tahliye

Ergenekon davasının dünkü duruşmasında emekli yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk'ün çapraz sorgusu yapıldı. Öztürk ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek arasında "ajanlık" atışması yaşandı. Davanın 16. duruşmasında 18 aydır tutuklu bulunan Gazi Güder tahliye edildi. Öztürk'ün avukatı Yaşar Ağsu Danıştay saldırısının azmettiricisinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ileri sürdü.

05 Aralık 2008 Cuma, 08:23

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Cezaevi'nde görülen Ergenekon davasının 25. oturumu dün yapıldı. Duruşmada savunmasını tamamlayan tutuklu sanık Mehmet Zekeriya Öztürk'ün avukatı Yaşar Ağsu, iddianamedeki 'farklı yerlerde bulunan ancak benzerlik gösteren bombalar iddiasın'ı kabul etmediklerini belirterek, “Bu konuda cemaat kadrolaşmasının resmi hal olduğu emniyet dışında bir kurumdan rapor alınmalıdır” dedi.

İddianamede, Öztürk'ün görev yaptığı dönemde yasadışı yollarla bomba çıkardığına ilişkin herhangi bir iddia olmadığını ancak psikolojik ima çabalarının olduğunu söyleyen Öztürk, “Buradaki mantıktan hareket edecek olursak, iddianame 'sayın' savcısı ile Danıştay sanığı Alparslan Aslan’ın bütün hayatlarını inceleyelim Hangi okullara gitmişler? Hangi yurtlarda kalmışlar? Hangi ağabeylerden risale dersi almışlar? Bakalım yollarının kesiştiği bir yer var mı? Ama bu olamaz. Adalet Bakanlığı'nın iddianame savcılarının soruşturulmamaları konusunda kararı var” diye konuştu. Ağsu, Başbakan'ın bebek katiline ‘sayın’ kelimesi kullandığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu konudaki şikayete takipsizlik kararı verdiğini söyleyerek, “Bu olaydan sonra sevgi duyduğu birisine sayın sözcüğü ile diye hitap etmemeye çalışıyorum” dedi.

 

Danıştay'ın azmettiricisi

Danıştay saldırısının Recep Tayyip Erdoğan’ın Mersin konuşmasından bir hafta sonra gerçekleştiğini söyleyen Ağsu, “Şimdi Anayasa Mahkemesi’ne saldırdığı gibi o zaman da Danıştay’a saldırmıştı. Danıştay saldırısının azmettiricisi Recep Tayyip Erdoğan’dır. Hala kimse gerçek azmettirenin farkında değil” dedi.


Hedef Kızılelma

İddianamede Ergenekon örgütünün TSK bünyesinde faaliyet gösterdiğinin ileri sürüldüğünü söyleyen Ağsu, şöyle devam etti: “TSK gücünü önce amacından sonra da hedefinden alır. Hedef kızılelma, amaç ise Türkleri korumaktır. Çağlar geçer ama TSK her zaman koruma ve kollama görevini yerine getirir. Kimseden emir almaz. Turani kavme mensup olmak bu koruma kalkanının arkasında olmak için yeterlidir.”

TSK'nin koruma görevini kendi iç tüzüğüne göre yapması çabasına kimsenin müdahale edemeyeceğini söyleyen Ağsu, “Aksini düşünüyorsanız, 1960 ve 1980 ihtilallerini de irdeleyeceksiniz. 60,80 ve 28 Şubat'ı yasadışı mı buluyorsunuz? O zaman işlem yapacaksınız. 80 yargılanırsa çok da mutlu olurum. Marmaris ressamı bir sürü masum genci astı” diye konuştu. Türk ordusunun gücünün balyoz etkisinde olduğunu söyleyen Ağsu, TSK'nin en az iddianame savcıları kadar milletlerini sevdiklerini ve cemaatlerin hedeflerine peşkeş çekmediklerini söyledi.


Böyle örgüt üyesini asmak lazım

Örgüt üyelerinin eylem yapmak için kalpak bulamadıklarını, kiminin iş aradığını çoğunun da emekli maaşıyla geçindiğini anlatan Ağsu, “Böyle beceriksiz bir örgüt mü olur? Gelecekte örgüt kuracaklara ibret olsun diye bana kalsa bu tarz örgüt üyelerinden birkaç tanesini sallandıralım. Bakın 30 bin kişinin öldürülmesinden sorumlu bebek katili, özel cezaevinde özel olarak bakılıyor. Sık sık Avrupa'ya sağlıklı olduğuna dair hesap veriyoruz. Hala cinayetlerine devam eden gerçek terör örgütü üyeleri ise ciddi bütçelerle terörü devam ettiriyorlar. DHKP/C Belçika'daki üyesini Türkiye'ye verdirmiyor” dedi.


MHP içinde yetiştim

 MHP  ve ülkü ocakları içinde yetişmiş bir kişi olduğunu ancak şu anda başka bir siyasi partide siyaset yaptığını dile getiren Ağsu, bunu belli etmemeye çalıştığını söyleyince mahkeme başkanı “hiç belli olmuyor”  dedi. Ağsu da “Belli etmemeye çalışıyorum. Ama hala MHP içindeki gelişmeleri takip ediyorum. Ben Öztürk'ün avukatıyım. Burdan yola çıkarak Öztürk'ün MHP kongresine ilgi duyması nasıl bir terör faaliyeti olabilir?” dedi.

 

Perinçek'i danışman yapardım

Davanın tutuklu sanıklarından İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in 20 yıl önce yaptığı tespitlerin bugün gerçekleştiğini söyleyen Ağsu, şöyle devam etti: “Ben Genelkurmay Başkanı olsam Doğu beyi danışmanım yapar, Başbakan olsam yanımda isterdim. Ancak Doğu beyin Abdullah Öcalan’ı ziyaret etmesini hazmedemiyorum. Bu benim görüşümdür. Müvekkilimin yazdıkları da onun görüşüdür. Müvekkilim bir dönem Ulusal Kanal'daki çalışmasına görüş ayrılığı nedeniyle son vermiştir.”

Mozaik denilince farklı görüş dendiğini, tek millet denilince faşistlikle suçlandıklarını ileri süren Ağsu, saçının telinden ayak tırnaklarına kadar Türk olduğunu belirtti.



Dizide yaşıyorlar


İddianame savcılarının kesinlikle siyasi şartlanma içinde olduklarını savunan Ağsu, iddanamede AKP için Ak Parti dediklerine dikkat çekti. Evli çift arasındaki görüşmelerin bile örgütsel görüşme olarak sunulduğunu anlatan Ağsu, “Savcılar, usluplarından anlaşıldığı kadarıyla adliye yerine bir tv dizisinde yaşamayı tercih etmişler. Bugün evli çift arasındaki konuşmayı Kurtlar Vadisi dizisine bağlayan oradan da 'örgütteki yapıyı çözdüm' sonucuna ulaşan mantık ancak dizide yaşamını sürdürmeye devam edebilir” diye konuştu.

İddianamede, Öztürk'ün yaptığı üç ayrı msn görüşmesinin bir görüşme gibi yer aldığını söyleyen Öztürk, Öztürk'ün evinden alınan bilgisayarlarda yapılan bilirkişi incelemesini kabul etmediklerini söyledi. Bu bilirkişilerden İ. E'nin emniyetteki ve savcılıktaki  sorguya girdiğini ifade eden Öztürk, bazılarının da Kurtlar Vadisi dizisi ekibinde yer aldığının öne sürüldüğünü belirtti. Öztürk, “Bu 8 kişilik bilirkişinin burada dinlemesini ve uzmanlık alanlarının tespit edilmesini istiyorum” dedi.



Zapsu'yu ben de sevmem

Öztürk'te çıkan Cüneyd Zapsu hakkındaki belgenin suç olamayacağını  söyleyen Ağsu, “Çölde susuz kalsam Zapsu'nun bir yudum suyunu içmem. Milletimin düşmanı sayıyorum. Başbakan'ı çöplük gibi ABD'ye anlatandır” diye konuştu. Soruşturmayı yürüten emniyet ekibinin üzerinde siyasi baskı ve kadrolaşma olup olmadığının araştırılmasını isteyen Ağsu, “Dünyada terör örgütlerinin lideri belirlenir ve ona göre örgüt oluşur. Bu soruşturmadaki terslik, savcıların siyasi iktidarın baskısı altında olmalarıdır” iddiasında bulundu.



Baskıyı örgüt değil savcı yaptı

Ergenekon adlı bir örgütün Genel Kurmay'ın listesinde yer almadığını söyleyen Ağsu, savunmasını şu sözlerle bitirdi: “Bu örgütün üyelerinin yaptığı söylenen, baskıyı ve yıldırmayı soruşturmayı yapanlar kullanıyor. Devlete yıllarca ciddi hizmetler edenler, emekliliklerini cezaevlerinde geçiriyorlar. Soruşturma aşamasında ölenler oldu. Bu dava burada kapanmayacak. Nesillere aktarılacak. Siz Mustafa Kemal duruşuyla bu iddianameyi her yönüyle araştırıp son noktayı koyacaksınız. Hukukun zaferine imza atın. Tutuklamaları ceza ve zulum olmaktan çıkarın.”

 

Ajanlık tartışması

Ergenekon davasında öğleden sonra İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve avukatlarıyla sanık Mehmet Zekeriya Öztürk arasında “ajanlık” tartışması çıktı. Zekeriya Öztürk ve İşçi Partililer birbirlerini MİT, MOSSAD, CIA Ajanı olmakla suçlarken Öztürk, MİT Eski Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür ile görüştüğünü kabul etti. Emin Gürses vekili ve duruşma sırasında MHP üyesi olduğunu söyleyen Avukat Mehmet Taşdelen, Öztürk’ün eşi Güler Kömürcü’nün kendisini   tehdit ettiğini iddia etti. Çapraz sorgusu yapılan Öztürk, kendisine soru soran İşçi Parti'li avukatları terslerken Şebnem Korur Fincancı’nın  avukatlarının da Kandil Dağı’na rapor verdiğini iddia etti. Çapraz sorgu sırasında sanık Doğu Perinçek’in oturduğu yerden “ajan” diye bağırması üzerine Zekeriya Öztürk “Ben ajan değilim ama olsam olsam milli eksenli ajam olurum” dedi.

Zekeriya Öztürk, çapraz sorgusu sırasında Ulusal Kanal’da program yaptığı sırada alt kadronun kendisine “kontrgerilla” muamelesi yaptığını bu konuda Doğu Perinçek, Serhan Bolluk ile konuştuğunu anlattı. Sanık Zekeriya Öztürk’e soru sormak üzere söz alan Doğu Perinçek kendisinin Servet Cömert gibi çok değerli danışmanları olduğunu, Öztürk’ün danışmanlığına ihtiyacı olmadığını söyledi. Perinçek, Öztürk’e ait notlarda kendisi ile birlikte fotoğraf karesinde görünmek için çapa sarf ettiğinin anlaşıldığını belirterek şunları söyledi:  “Karargahlar, Gürbüz Çapan ile görüşün, İlhan Selçuk ile görüşün gibi notlar ilk şablon şemayı ortaya çıkarıyor. Bunlar Mehmet Eymür ile görüşmesinde kendisine dikte ettirilen konular. 2001’de şema yapılmış. Tuncay Güney ile o şemayı yapmak için harekete geçmişler. Yakalanınca işten atılmışlardır.”

Zekeriya Öztürk, kendisinin ait olduğu iddia edilen “Muzaffer Tekin’i Danıştay saldırısından sonra bana karşı Doğu Perinçek doldurdu” ifadesinin sadece bir yorum olduğunu söyledi. Öztürk, Muzaffer Tekin’in intihar girişiminde bulunduğu bıçağın emniyette olduğunu belirtirken neden yaralıyı saatlerce dolaştırdıkları sorusuna Kendisinin kabul etmediğini, daha sonra hastaneye gitmesi için ikna edildiğini anlattı.

 

Avukat olarak arkadaşım

Duruşmada öğleden sonra sanık Mehmet Zekeriya Öztürk’ün çapraz sorgusuna geçildi. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, sanığa ait harddisk ve flash belleklerde Levent Temiz’in “Türk milletinin tek çaresi kalmış o da silahlı mücadele” şeklinde bir mesajının bulunduğunu anlattı. “Avukat olarak arkadaşım” diye yanıt veren Öztürk ilgili sorular üzerine Büyük Hukukçular Birliği de dahil olmak üzere hiçbir derneğe üye olmadığını söyledi. Savcı Pekgüzel’in Vatansever Güç Birliği Hareketi ile bir dönem bağlantı kurmasına karşın nede ilişkisini kestiğine ilişkin sorusuna karşılık Öztürk, VGBH’nin İstanbul şubelerini oluşturmak isteyenlerin yetersiz olduğunu, nitelikli altyapısı bulunmadığını gördüğü için aralarından ayrıldığını anlattı.

Pekgüzel, bir telefon kaydındaki, “Zekeriya Öztürk beni aradı, yüzbaşı Muzaffer Tekin’i vurmuşlar” ifadesini sorarak, Tekin’in kendisini yaralamasından sonra kimi aradığını sordu. “Böyle bir beyanı olmadığını” belirten Öztürk Savcı Pekgüzel’e, “Terörle Mücadele Şubesi ile birlikte çalışıyorsunuz. Sormadınız mı” diye soru yöneltti.

Savcı Pekgüzel'in ilgili sorusu üzerine Öztürk Danıştay saldırısı ile ilgili gözaltına alındığı sırada Kemal Kerinçsiz’in kendisinin avukatlığını yaptığını ancak daha öncesinden de tanıştığını söyledi. Yine savcının sorusu üzerine Muzaffer Tekin’in kendisini yaraladığını soyadını anımsayamadığı Yurdakul’un (tutuksuz sanık Yurdakul Çağman) haber verdiğini bir saat sonra Tekin’in yanında olduğunu anlatan Öztürk şöyle devam etti: “Yanına gitti. Muzaffer Tekin belden yukarısı çıplak yerde oturuyordu. Kanı kurmuştu, 2.5 dudak şeklinde yarası vardı. Komada şokta değildi, Notları olduğunu söyledi, notlarını aldım.”
Neden yaralının bu kadar süre bekletildiği sorusu üzerine Öztürk, “Hastaneye gitmek istemediği için. Kardeşinin bir arkadaşının evine gitmek istiyordu. Rafet Aslan telefonda hastaneye götürün diye ısrar ediyordu. Zaten Rafet Aslan bizim bulunduğumuz yere gelince ikna etti ve hastaneye götürdük”
dedi.

Savcı Pekgüzel tutuksuz sanık Ayşe Asuman Özdemir’in iddianamedeki ifadelerine dayanarak Öztürk’ün Behiç Gürcihan’a “Tekin'in ipleri benim elimde” deyip demediğini sordu. Öztürk, “Böyle bir şey söylemiş olabilir miyim sizce? Bu hayatın olağan akışına aykırı. Bu sözü hukukçular çok kullanıyor. Benim büyüğüm, ikimiz de Türk Silahlı Kuvvetleri’ne hizmet etmişiz. Bunlar Behiç Gürcihan’ın ya da o hanımefendinin hayal ürünü” diye konuştu.

Tekin'in kendisini yaraladığı bıçakın ne olduğun sorusunu, “Bıçak bana teslim edilmedi” şeklinde yanıtlayan Öztürk, “Bu konuda sanıklardan herhangi biriyle cezaevinde tartışmaları olup olmadğını” sorusunu “Konuyu etkileyecek mi” diye soruyla karşıladı. Savcının “yok” demesi üzerine Öztürk, “Cevap vermiyorum” dedi. Savcı Pekgüzel’in “Alpaslan Arslan ile tanışmanızla ilgili Vatansever Güç Birliği Hareketi'nin bahçesinde gördüğümü tahmin ediyorum. Bir köpeğe tekme atmıştı. Kim bu diye sorunca ‘bizim avukat’ dediler” ifadesini anımsatması üzerine Öztürk, “Alparslan Arslan ile tanışmıyorum” dedi.

Savcı Pekgüzel’in “Kabul ettiğiniz Danıştay ifadesi” diye açıklamasına karşılık Öztürk, “Tanıştığıma dair bir ifade yok” diye ısrar etti. Savcının, “Alparslan Arslan ile Doğu Perinçek'in birlikte hareket edebileceklerine” ilişkin ifadesini anımsatması üzerine Öztürk, “Nasıl bu yoruma vardınız? Danıştay'daki bütün sorguyu anlatayım. Terörle Mücadele Şubesi’nde bulunuyorsunuz” dedi. Savcı “Hayır bulunmuyoruz” derken Öztürk, “Tanımıyorum, görmüş olabilirim. Bostancı’dan Taksim’e giden sarı dolmuşta da görmüş olabilirim” ifadesini kullandı.


Ben Cumhuriyet kurumları tarafındayım

“Muzaffer Tekin size bizim avukat” dedi mi sorusuna karşılık “Bunları nereden okuyorsunuz, Tekin bana böyle bir şey söylemedi” dedi. Öztürk’ün avukat Ağsu “Yorumlayarak okuyor” diye itiraz ederken Öztürk ifadeyi görmek istedi.
Öztürk, Danıştay saldırısından sonra yakalanan Alparslan Arslan’ın üzerinde Vatansever Güç Birliği Hareketi'nin kartı çıkması üzerine bunların üzerine gidildiğini, kendisinin Ankara Teröle mücadelede acımasızca sorgulandığını anlatan Öztürk, “Ben cumhuriyet kurumlarının tarafındayım” dedi. Ankara’daki sorgusunun görüntüsünün getirtilmesini isteyen Öztürk, “Kurtlar Vadisi dizileriyle gençlerin beyinleri iğfal edildi” deyince Başkan Şengün, “Soruya cevap ver” dedi. Öztürk'ün Ankara’daki ifadesine açıklık getirmeye çalıştığını, aksi halde başka yerlere gidebileceğini söylemesi üzerine Başkan Şengün, “Burada, hiçbir yere gitmez” diye dava klasörlerini gösterdi.

Öztürk, Ankara’da kendisine Hablemitoğlu cinayetinin bile sorulduğunu, oradaki ruhu anlatmak istediğini söyledi. Pekgüzel’in ilgili sorusu üzerine, “Veli Küçük'ün evine sosyal amaçla gittim. Belli kesimleri rahatsız eden iki emekli asker olarak görüştük. Veli Küçük'ü sivil toplum kuruluşlarının toplantılarında tanımıştım” dedi. Savcı Pekgüzel’in Öztürk’ün, “İşçi Partisi dört gözle askeri darbe bekler duruma gelmişti” ifadesini sorması üzerine, “Burada özür dilemek zorundayım. 6 gün gözaltındaydık, daralmıştım. Söyledim doğru, ama dalga geçmek bağlamında” şeklinde açıklama yaptı.

Savcı Nihat Taşkın’ın tutuklu tutuksuz herhangi bir sanıkla arasında husumet olup olmadığın sorusu üzerine Öztürk, “Adam, öldürecek aşamada mı. Ben adam değil PKK'li öldürürüm” dedi.  Savcı Taşkın’ın, “Turan Çömez'i tanıyıp tanımadığı” sorusuna, “Irak’a Türkmen bölgesine gidip gelen bir milletvekili arkadaşım” diye cevap veren Öztürk, Aziz Ergen’i tanımadığın söyledi. Daha sonra Ergeni hatırlayan Öztürk, “Aziz Albay karşı çuval hareketi içindeydi. Amerikalı bir subayı donuna kadar çırılçıplak soymuştu” diye konuşurken Başkan soruya kısaca yanıt vermesini istedi.

 

32 kez görüşmem mümkün değil

İlgili soru üzerine Veli Küçük ile 32 kez görüşmesinin mümkün olmadığını belirten Öztürk, Fikret Emek ile Kara Harp Okulu’ndan 1981-1985 yıllarında devre arkadaşı olduğunu söyledi. Nihat Taşkın’ın “devre arkadaşlığının” ne anlama geldiğini sorması üzerine Öztürk, “4 yıl 24 saat birlikte olursunuz, teğmen olarak mezun olursunuz” dedi. Taşkın’ın Emek'in Kara Harp Okulu’na 1980 yılında girdiğini anımsatması üzerine Emek’in devre kaybetmiş olabileceğini, bilmediğini söyledi. Fikret Emek’in  söz alarak Kara Harp Okulu’na 1980 yılında girdiğini ancak bir yıl kaybettiğini söylemesi üzerine salonda gülüşmeler oldu. Taşkın, Öztürk’ün ifadesi sırasında Muzaffer Tekin ile ağabey-kardeş ilişkisi içerisinde olduğunu anlattığını, Danıştay saldırısından sonra aralarında neden husumet olduğunu sordu.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bir gelenek olan ağabey-kardeş ilişkisinin “Düşük seviyedeki toplumların anlayamayacağını” söyledi. Öztürk, “Muzaffer Tekin’i hastaneye götürün, kapıda Terörle Mücadele komiserleriyle görüşen benim. Gürcihan’ın aleyhime yazısından sonra Tekin'in bana umursamaz davranması üzerine uzaklaştım ama kindarlık yok” diye konuştu. Tekin’in kendisini yaraladığı bıçağa ilişkin soru üzerine Öztürk, “Samanyolu’da yayınlandı. İsmail Paker’e ‘bıçağı getirin’ diyorum. O sırada Beykoz Jandarma Komutanlığı’ndan aradılar. Kimde olduğunu araştırdığım Samanyolu’nda görüntelerde var” dedi.

Savcı Nihat Taşkın’ın Mehmet Eymür’ün, “Mehmet Zekeriya Öztürk ve Güler Kömürcü ile Maslak’tak Princess Otel’in lobisinde buluştuğunu” söylediğini bunun doğru olup olmadığını sorması üzerine, “Evet, Maslak Princess Otel'de buluştuk” dedi. İlgili soru üzerine Zekeriya Öztürk, Doğu Perinçek ile mahkemelik olduğunu bütün Türkiye’nin bildiğini belirterek, “Ertaç Giray, İsmail Paker ve benden MİT üçlüsü diye bahsettiler. Muzaffer Tekin bana karşı Doğu Perinçek'in telkinlerinden dolayı uzaklaştığını düşündüm” dedi. Savcı Taşkın’ın “Nereden biliyorsunuz Tekin’i Doğu Perinçek’in doldurmuş diyorsunuz” soruna karşılık Öztürk, “Yapmayın herkes biliyor. Mahir Kaynak, benim Muzaffer Tekin’i öldürmek istediğini yazdı” diye konuştu.

Sanık Behiç Gürcihan ise Zekeriya Öztürk ile olumsuz bir görüşme yaptıklarının doğru olduğunu ancak Öztürk’ün “Tekin elimde” diye bir ifade kullanmadığını anlattı.
Muzaffer Tekin ise Doğu Perinçek ile birkaç kez görüştüğünü ancak cezaevinde yakından tanıma fırsatı bulduğunu Perinçek’i yönlendirme gibi bir durumu olamayacağını söyledi.
Avukat Kemal Kerinçsiz söz alarak, savcıların sorgu yaptığını sual sormayı bilmediklerini belirtti ve “Bakın sual böyle sorulur” diyerek sorularını sıraladı. Doğu Perinçek ve diğer İP’lilerin vekili avukat Hasan Basri Özbey, Zekeriya Öztürk’e Doğu Perinçek ile çalışmalarını sordu. Öztürk, Ulusal Kanal’da Haber Merkezi danışmanı olduğunu, anlattı. Perinçek ile Irak, Amerikan ordusu, çuval hadiseleri konusunda görüştüğünü anlattı. Avukat Özbey, Öztürk’ün, “Perinçek Çin ve Rus etkisi altındadır. Bu istihbarat örgütleri tarafından yönelendirilir. Ayrıca Alman ve İngiliz istihbaratları da bağlantılıdır” ifadelerine ilişkin hangi somut olgulara dayandığını sordu.

 

Tehdit aldım iddiası

Öztürk “kanaati” olduğunu, 2000’ne Doğru Dergisi’nde bu yana böyle düşündüğünü anlatırken, Avukat Özbey’in “MİT Ajanı olduğunuz doğru mu” sorusuna “Senin CIA ile bağlantın nedir” diye soruyla karşılık verdi. “İşçi Partililerin dört gözle darbe bekledikleri” yönündeki ifadesiyle ilgili soruya cevap vermeyeceğim diyen Öztürk’e avukat Özbey “neden koruma istediğini” sordu. Ulusal Kanal’da tehdit almaya başladığını anlatan Öztürk, “Türkmenlerle ilgili bir programda Barzani’yi Talabani’yi övdükleri için gelen bütün küfür telefonlarnı bana bağlıyorlardı. Serhan Bolluk, Adnan Akfırat, Perinçek, genç kadrolarla aramdaki ilişkiyi bilir. Bana kontrgerilla muamelesi yapıyorlardı. Danıştay'dan sonra da benzer tehditler aldığım için başvurdum” diye konuştu.

 

Perinçek ile görüntü verdiniz mi?

Öztürk, Avukat Özbey’in “Perinçek ile görüntü vermek istediniz mi” sorusunu tam tersi diye yanıtladı ancak, “birlikte görüntü vermemiz gerekiyor” diye bir elyazısı notundan söz etti. Özbey, Öztürk'e ait iddianamede de bulunan “medya-basın sizinle görüntü istiyor”, “İlhan Selçuk ziyaret edilmeli” şeklindeki notların “dikte edilmiş bir dili” olduğunu savundu. Öztürk, avukat Özbey'e sizin zihin probleminiz var derken  bir yerdu tuttuğunu anlatan Öztürk “Sizin zihin probleminiz var” dedi. Ulusal Kanal'a silahla girip girmediği sorusu üzerine silahla girdiğini anlattan Öztürk ancak, “Serhan Bolluk'un dolaba koyalım ricası üzerine silahımı getirmedim” dedi. Avukat Özbey Öztürk'ün Ulusal Kanal'a girişi sırasında güvenlik görevlisinin cihazın ses vermesi üzerine üzerinden 10 adet farklı kimlik kartı çıktığını gördüğünü anlattı. Öztürk ise “Sizin kanalda hiçbir zaman böyle bir şeyden anlayacak yetenekli bir adam çıkmadı ki” şeklinde yorum yaptı.

Bunun üzerine Başkan Şengün, “Aklına gelen her şeyi söyleyemeyeceği” konusunda Öztürk'ü uyardı. Zekeriya Öztürk ise “Dayak yeyip sesimi çıkarmayacak mıyım” diye sordu. Öztürk, Alparslan Arslan ile Doğu Perinçek'in bir araya gelebilecekleri yorumunu nereden çıkardığını soran Özbey'e, yanıt vermedi. Öztürk, Özbey'in “Danıştay saldırısı sonrasında gözaltına alındığında Doğu Perinçek'e ilişkin soru soruldu mu” sorusunu “evet” diye yanıtladı.

Avukat Özbey'in sorusu üzerine önce “Eymür ile görüştüğümü hatırlamıyorum” diyen Öztürk, daha sonra “Eymür'e sempati duyuyorum, görüşmüşümdür” dedi. Bu sırada  salondan bağrışmalar yükselmesi üzerine Şengün “Ahengi bozmayalım” uyarısında bulunurken Doğu Perinçek “MİT Ajanı” diye bağırdı. Öztürk ise “Ben bir milli ajanım, senin gibi merkez kaç ajan değilim” diye yanıt verdi. Avukat Özbey'in neden kensini “binbaşı” olarak tanıttığı sorusu üzerine Öztürk “Sizin orada spikerle müstafi demeyi bilmiyorlardı ben öğrettim” dedi. Ne kadar maaş aldığın sorusuna ise “Emek sömürüsü var sizin orda. Bütün çalışanlar açlıktan geberiyorlar” dedi.

Muzaffer Tekin'in avukatı Engin Çelik Kadıgil'in Alparslan Arslan'ı Vatansever Güç Birliği Hareketi'nin Maltepe Şubesi'nde görüp görmediğini sordu. Öztürk, "görmüş olabilirim” dedi. Veli Küçük'ün vekili Avukat Taciser Ilıcalı'nın sorusu üzerine Öztürk MHP kongresinde olay çıkabileceği konusunda aldığı duyumu Oktay Vural'a ilettiğini söyledi.

Sanık Orhan Tunç ve Emin Gürses Vekili avukat Mehmet Taşdelen ise Oktay Vural'a ilettiğiniz notu nereden aldınız. MİT mi CIA'dan mı diye sordu. Öztürk ise “Sizin gibi CIA, MOSSAD ajanı değilim, milli eksenli ajan olabilirim” dedi. Avukat Taşdelen'in MHP üyesi olduğunu anlattığı konuşmasını başkan Şengün kesti. 

Tutuksuz sanık İbrahim Benli ise Öztürk'e Eymür ile nerede görüştüğünü sordu. Benli Maslak'taki Otelin adının değiştiğini belirterek “Princes miydi, Sheraton muydu” diye sordu. Öztürk Princess diye hatırladığını söyledi. İbrahim Benli, Öztürk'e Mehmet Eymür ile fotoğraf çektirip çektirmediğini sorarak “Benim bir kez karşılaşmam oldu. Fotoğraf çektirmek istedi. Bu davanın sanıklarıyla fotoğraf çektirme gayreti içinde” diye konuştu.

 

Ajandayı görünce cevap verebilirim

Daha sonra müdahil Şebnem Korur Fincancı'nın vekili avukat Özkan Yücel'in soruları her zamanki gibi tepkiyle karşılandı ve engellenmeye çalışıldı. Bir ajandasında bulunan notları soran ve bunları nereye ileteceğin soran Yücel'e Öztürk “Ajandayı görünce cevap verebileceğini” söyledi. Notlara ilişkin soruları yanıtlamayan Öztürk “Kandil'de göre yaptığın için yukarısıyla ne demek istediğin belli” dedi.

Bu sırada Savcı Şengün, cevaplamak istemediğini söylemesini ve kendisine bakarak konuşması konusunda Öztürk'ü uyardı. Öztürk ise avukatın yüzüne bakmadan konuşamadığını söyledi. Yücel'in sorularına avukat Yaşar Ağsu sık sık oturduğu yerden bazen de mikrofon alarak itiraz etti. Savunması sırasında Öztürk'ün bir internet sitesinde yayımlanan ve kendisi hakkındaki soru üzerine Öztürk “Terörist öldürdüm, insan öldürmedim. Siz Kandil'de eğitim almışsınız” dedi. Avukat Yücel,  Başkan Şengün'den müdahale etmesini istedi.

Bu tartışmalar arasında avukat Mehmet Taşdelen ile tutuksuz sanık Güler Kömürcü tartışmaya başladı. Avukat Taşdelen, “Güler Kömürcü beni tehdit etti. Ben kimseden korkmam” derken Güler Kömürcü Öztürk “Hakkında tazminat davası açacağım. Bana hakaret etti” diye konuştu.

Ergenekon’da ikinci tahliye

Ergenekon davasının 16 oturumunda savunmasını yapan, “terör örgütü üyesi olmak ve hukuka aykırı kişisel bilgileri saklamakla” suçlanan Gazi Güder, tahliye edildi. Mahkeme heyeti, delil durumu, Güder’in cezaevinde yattığı süre, sorgu ve savunmasının tespit edilmiş olmasının dikkate aldı. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nden Ergenekon terör örgütü ve bu örgüte bağlı başka oluşumlarla ilgili bilgi istenmesine hükmeden mahkeme, MİT’ten Tuncay Güney’in hangi konumda ve hangi zaman dilimlerinde teşkilatta çalıştığının sorulmasına karar verdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan da Tuncay Güney’le ilgili yapılan işlemleri içeren soruşturma dosyası, tetkik ve iade edilmek üzere istendi.


1 numara yine gizli kaldı

Mahkemeye gelen ve örgütün 1 numaralı isminin de yer aldığı şemanın sanıklara verilmesi konusu yine ertelendi. Mahkeme heyeti, şemanın nasıl bir çalışma sonucu hazırlandığını MİT’te sormaya karar verdi. Şemanın devlet sırrı niteliğinde olmadığını ancak düzenlendiğinde üzerinde “çok gizli” kaşesinin vurulduğunu kaydeden heyet, aradan geçen süre dikkate alındığında belgenin gizlilik niteliği taşıyıp taşımadığının bildirilmesine hükmetti. MİT'ten gelecek yanıt üzerine, şemanın sansürsüz haliyle sanıklara verilip verilmeyeceği konusunda karar verilecek. 

Veli Küçük'le devam edilecek Sanıklara ait bilgisayarların gerekli güvenlik incelemesi yapıldıktan sonra sanıkların kullanımına tahsis edilmesine hükmeden mahkeme, bu konuda gerekli ortamın sağlanması için Adalet Bakanlığı’na yazı yazılmasına karar verdi. Davaya, 15 Aralık Pazartesi günü, tutuklu sanık emekli tuğgeneral Veli Küçük’ün sorgu ve savunmasıyla devam edilecek.

Öte yandan, Perinçek, mahkemenin şemanın sanık ve avukatlara açık haliyle verilmesi talebini yineleyerek, “Türkiye'yi 1 numara teröründen kurtarın. Neyse ki benim adım açık, geceleri rahat uyuyabiliyorum” dedi. Perinçek, semanın Tuncay Güney’in açıklamaları sonucu hazırlandığına dikkat çekerek, şemada ABD’nin projelerine karşı çıkan generallerin isimlerinin yer aldığını belirtti.