Butlan darbesinin üç günlük sonuçları
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Butlan darbesinin üç günlük sonuçları

25.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Savaş, sıkıyönetim, darbe... CHP hepsini gördü. Kapatıldı, liderleri hapsedildi, yasaklandı. Ancak hiçbirinde genel merkezi panzerle, gazla, copla sınanmadı. Kurucu partiye bunu yapmak Erdoğan’ın sınır tanımaz rejimine nasip oldu.

İster yargıya bakıp “butlan” deyin ister polis ordusuna bakıp “darbe”. Perşembeden pazara yaşananların hem politik bir hedefi hem de politik bir sonucu var.

Eksiğiyle fazlasıyla şöyle özetleyeyim:

- İktidarın hedefi, CHP’yi birinin yönetmesi değil, CHP’nin yönetilememesi. Genel merkezine dün polis sokarak, koridorlarını gaza boğarak, CHP’yi bugünden sonra siyaset yapan; kendi programıyla, bayrağıyla, söylemiyle topluma söz söyleyen bir organ olmaktan çıkardı. Uzun süre boyunca tabanıyla tepesi arasında sürecek bir nifak havuzunun içine itti.

- Butlan kararı çıkmadan bir saat öncesine kadar CHP’nin kritik bir ismi ile beraberdik. Butlan çıksa dahi tedbir kararı alınmayacağını, sürecin yıllar alacağını anlattı. Gelgelelim bir saat sonra tedbirli butlan çıktı. Butlan akşamı görüldüğü gibi; CHP Genel Merkezi, göstere göstere gelen bu karara hazırlıksız yakalandı. Kararı verenler ise oldukça hazırlıklıydı.

- Özgür Özel, 21 Mayıs’ta genel merkez önünde yaptığı konuşmada örtülü bir dille kendisine yapılan teklifi de işaret etti. Öyle anlaşılıyor ki butlan kararı, Özel liderliğine İmamoğlusuz yol yürüme teklifini Özel’in geri çevirmesinin sonucunda geldi. Haliyle butlan kararı bir lider değişiminden çok, İmamoğlu’nda ısrar eden kadroların tasfiyesi. İki ayrı Meclis grubu, iki ayrı genel başkan, iki ayrı genel merkez... Kaçınılmaz sonucu önce fiili, ardından belki de resmi olarak iki ayrı parti olacak.

YAVAŞ’IN ADAYLIĞINA HASAR

- Erdoğan, kendisine meydan okuyan ilk cumhurbaşkanı adayını 19 Mart operasyonuyla tasfiye etti. Butlan kararının görünmeyen bir sonucunu belki de önümüzdeki günlerde hissedeceğiz. Zira butlan darbesi genel merkeze vurulmuş gibi görünse de yaratacağı sonuçlar en çok Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına hasar verecek.

- CHP’de yönetim değişti, operasyon olmaz yanılgısında olanlar var. Aksine... CHP’deki tasfiye süreci kendisini yeni operasyonlarla devam ettirecek. Geçen cuma günü yargıdan özellikle sızdırılan gizli tanık ifadesi nereye yöneleceğini de gösteriyor. Yargının ilk hamleleri İmamoğlu’nun etki alanını hedef alıyordu. İkinci aşaması, Özel’in periferisindeki isimleri hedefliyor. Cumartesi sabahı delegelere yapılan gözaltı ve tutuklamalarla başlayan hamle, öyle anlaşılıyor ki İzmir’e doğru uzanan operasyonlarla sürecek.

GÜRLEK-ERDOĞAN HATTI BELİRLEDİ

- Butlan kararı iktidar içindeki iki eğilimi görünür kıldı. Geçen ay AKP’li Şamil Tayyar, butlan kararının hazır olduğunu ancak iktidar içi ayrışmanın sonunda ertelendiğini söylemişti. Doğruydu da... Ilımlıların en büyük argümanı “Butlan önce ekonomiye, sonra AKP’ye zarar verir” idi. İkinci kanat ise her şeyin kolay olacağını söylüyordu. Nitekim onların dediği oldu. Sonucu adalet bakanı-Beştepe hattı belirledi. Erdoğan’ın “olur” vermesinin ardından karar UYAP’a yüklendi.

- Butlan talebinin reddedildiği yerel mahkeme kararıyla kabul edildiği istinaf arasında bir dizi gelişme yaşandı. Gürlek’in İstanbul Başsavcılığı’na getirilmesiyle nasıl İmamoğlu’na uzanan operasyonlar yapıldıysa, iki mahkeme arasında aynı Gürlek adalet bakanı yapılarak Uşak ve Antalya dosyalarından çıkarılan ifadeler, görüntüler, suçlamalarla butlan kararına hem gerekçe hem kamuoyu yaratıldı.

- Butlan kararınının gerekçe bölümünde kanuni atıflar olsa da kararı hem yazan hem icra eden siyaset. Yazılı olmayan kural: Siyasi kararları verenler siyasetle yükselirler. Önümüzdeki kararnamelerde muhtemel ki istinaf hâkimlerinin yükselişini okuyacağız.

YENİ ANAYASAYA BUTLAN HAMLESİ

- Türkiye’de butlan kararı tarihsel olarak çözüm sürecinin rahminde büyüdü. Olağan siyasal işleyişten saptıkça sürecin işleyişinin de bozulacağını düşünenler, MHP ve DEM liderliği başta olmak üzere, bu tezini dile getirdi. Daha önce anlattığım 5 Mayıs mutabakatı bunun üzerine kurulmuştu. Ama Erdoğan hem süreci hem butlan müdahalesini aynı tencerede pişirmek istiyordu. Burada da bir çelişki görmüyordu. Zira hem süreci hem butlanı iktidarını sürdürmek için bir fırsat olarak görüyordu. Birinci çözüm sürecinin muhalefeti güçlendirdiği yerde bittiğini hatırlarsak sürecin içinden güçlenmiş bir muhalefet çıkarmamak için de butlan darbesini vurdu.

- Mehmet Şimşek’in siyasette ağırlığı yok. Fakat uygulamalarıyla siyaseti doğrudan etkiliyor. Şimşek’in Londra’daki toplantısının yarıda kesildiği yalanlandı. Ancak görünür bir gerçek var: Ekonomiye darbe vuracak butlana hazır olsa en azından o gün orada olmazdı.

- Ekonomiyi tutabilmek için yine rezervler yakıldı. Yine alımlar yapıldı. Ancak ortada acı bir gerçek var. 21 Mayıs 2026 ile 19 Mart 2025 karşılaştırıldığında, tartışmasız bir şekilde 19 Mart ekonomide daha yıkıcı etki bırakmıştı. Zira servet sahipleri, sermaye sınıfı, faiz baronları, sıcak para vurguncuları demokrasi peşinde değil, “istikrar” ve “öngörülebilirlik” peşinde. CHP’ye butlan müdahalesini yapanlar, 19 Mart’a kıyasla her ikisini de sermayeye fazlasıyla vermiş görünüyor.

- Anayasa kalemle değil, zorla ve baskıyla yazılır. Öğrendiğimize göre, Erdoğan önümüzdeki ay yeni anayasa düğmesine basacak. 2017’de rejimi değiştirdiği başkanlık referandumuna 2016’da MHP’deki liderlik mücadelesine yapılan yargı müdahalesi eşlik etmişti. MHP bölünüp İYİ Parti çıkarken Türkiye’de sistem değişti. Şimdi Erdoğan’ın muradı olan yeni anayasaya CHP’ye yapılan butlan müdahalesi eşlik edecek. Kim el kaldırır, kim olur verir, kim soğan doğrar bilinmez. Kesin olan bir şey var ki muhalefete vurulan darbe, anayasa yazımında Erdoğan’ın elini rahatlatacak.

- Butlanın yarattığı hukuk düzeni yeni anayasanın ruhunu da veriyor. Zira güç sahibinin isterse anne karnındaki çocuğu hükümsüz sayabileceği, bu yolla insanın her şeyini iptal edebileceği bir yeni kanun düzeniyle karşı karşıyayız. Bu düzenin sürmesinin gelecekte de sonuçlarının olacağı muhakkak.

TRUMP’IN VERDİĞİ MEŞRUİYET

- 19 Mart ve 21 Mayıs... İkisinden de önce Trump ile Erdoğan’ın “İlişkimiz yolunda” görüşmelerini, mesajlarını okuduk. Trump’ın “Ona ihtiyacı olanı, meşruiyeti verelim” sözünün anlamı daha açık görüldü. ABD Elçisi Barrack’ın bölgede ancak demokrasi dışı monarşik idarelerin başarılı olduğunun altını çizmesinin de... Geçmişte, sıradan bir tutuklama dahi Erdoğan adına Batı’da bir meşruiyet tartışması yaratırken bugün Avrupa ve ABD, başta güvenlik olmak üzere aynı sebeplerle Erdoğan’ın sopasını cilaladı. Olanlar muhalefete bir ders gibi: Dünya artık piyasa demokrasisinin Batı’ya doğru yürüyerek ithal edildiği 21. yüzyıl dünyası değil, demokrasinin Doğu’ya doğru yürüyerek devrimle kazanıldığı 20. yüzyıl dünyası.

- Bir süredir unutulan “toplumsal muhalefet” kavramı yerini CHP’ye ve CHP içi siyasete bırakmıştı. Bu, siyasette her şeyin CHP olduğu bir sonuca neden olmuştu. Butlan kararı sonrası yaşananlar, CHP’nin varoluşunun bile toplumsal muhalefete bağlı olduğunu gösterdi. Pazar günü herkesin içine çöken karamsarlığı dağıtacak, yolun bulunmadığı yerde gerekirse yeni bir yol yapacak da burası. Her ne kadar Erdoğan’ın aklındakinin “fırsat bu fırsat” diyerek baskın seçim yapmak olduğu söylense de başta ekonomi olmak üzere bir dizi veri halen 2027 sonbaharına işaret ediyor. Haliyle muhalefet için CHP içine sıkışmamış bir toplumsal seçeneği üretmek için daha vakit var.

Kısacası...

Mahkemeye bir karar yazdırıldı. Genel merkeze polis girdi. Topluma üç gün boyunca “Bu iktidar değişmez” mesajı verildi. Ancak ağaç sökülse dahi köküne can veren toprak olduğu yerde duruyor. Yeter ki irade arayanlar toprakta filizlenmekten vazgeçmesin.