Darbenin perde arkası: İki Bolivya

Doç. Topal, Bolivya’daki darbenin perde arkasını Cumhuriyet’e değerlendirdi...

Doç. Dr. Aylin TOPAL*
16 Kasım 2019 Cumartesi, 00:05

20 Ekim seçimlerinde oyların yüzde 84’ü sayılmış ve seçimin ikinci tura kalması kesin görünürken sayım işleminin 23 saat durmasının ardından Devlet Başkanı Evo Morales’in 10 puan önde  kazandığının ilan edilmesiyle birlikte muhalefet seçimlerin hileli olduğu iddiasıyla sokağa indi. Seçimlerin yenilenme kararı alınmasına rağmen, eylemler sona ermedi. Ordu Komutanı, Morales’in istifa etmesi gerektiği yönünde muhtıra verdi. Ve 10 Kasım günü Morales istifasını açıkladı. Son olarak, meclisteki sağ muhalefetin başkanı Jeanine Anez, İncil önünde yemin ederek kendini geçiş dönemi başkanı ilan etti. 

Morales’in dördüncü kez başkanlığa adaylığını koyması 21 Şubat 2016’da yapılan referandumda yüzde 49’a karşı yüzde 51’e oyla kabul edilmedi. Bu kez, Anayasa Mahkemesi kararıyla seçimlere girmenin yolunu açması 20 Ekim seçimlerinin meşruiyetini en başından gölgeledi. Açıklanması imkansız sayım şaibesiyle birlikte, Morales’in yaşanan olaylarda sorumluluğu olduğunu kabul etmek gerek. 

ABD BAĞLANTISI

Okurlar eminim ABD’nin bu olayların arkasında olduğuna dair değerlendirmeler okumuşlardır. Ben bu yazıda bu iddiaya dair somut ve uzun erimli bağlantıları göstermeye çalışacağım. ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) Morales’in iktidara geldiği 2005 seçimlerinin kampanya sürecinde ve ertesinde Bolivya’da hızla yerleşti. 2004 yılında, USAID bünyesinde kurulan Geçiş İnisiyatifleri Ofisi (OTI) tarafından Demokrasi Programı olarak adlandırılan etkinlikler düzenlendi. ABD çıkarları açısından stratejik ülkelerdeki siyasi dönüşümlere yön vermek için kurulan OTI’ler büyük miktarlarda parasal kaynağı kendileriyle işbirliği içindeki aktörlere aktarmakla görevli birimlerdir. 2004 ve 2005 yıllarında Morales karşıtı partilere eğitim ve mali destek verdiği bilinen OTİ, Morales’in seçimleri kazanmasının ardından Doğu Bolivya’daki Media Luna (Yarım Ay) ayrılıkçı hareketini destekledi. USAID’ın bu dönemde yerelleşme, bölgesel özerklik projelerine verdiği parasal destek 2009 yılında belgelendi. 

O yıllarda Morales’in toplumsal desteğinin çok güçlü olduğunun farkında olan muhalefet, Bolivya’yı ikiye bölmeyi denedi: biri Aymara ve Quechua yerlilerin iktidarında olan tarımsal üretimin hakim olduğu Antiplano yönetimi; diğeri ise Avrupa kökenlilerin ve kökenleri yüzyıllar içinde karışmış (mestizo) nüfusun yaşadığı su, gaz ve nadir metaller açısından zengin Media Luna bölgesinde kurulacak yönetim. 

Gelişmiş bölge ayrılıkçılığı 2000’lerin ortasında Bolivya, Ekvator ve Venezüella’da sol iktidarlara karşı geliştirilen ABD destekli bir stratejiydi. Bu politikalar pek başarılı olmamış görünse de, yerli halklara karşı yükselen ırkçılığın ve faşizan tavrın söylemsel zeminini kurdu: “Gelişmiş bölgeler üretiyor, vergi veriyor, popülist iktidarlar bu vergileri tembel yerlilere sosyal yardım olarak veriyor.” 

2016 Anayasa referandumu sürecinde iki Bolivya arasındaki siyasi mücadelede bir tarafın sesi sistematik olarak daha çok duyuldu. Morales uyguladığı politikalarla çokuluslu şirketlerin ve onların yerli ortaklarının kârlarını kamulaştırırken, sağ muhalefet işçilerin ve çiftçilerin gelirlerinin düştüğüne, işsizliğin arttığına dair sayısız propaganda materyali üretti. Belli ki, USAİD yardımlarının bir kısmı bu iş için kullanılmış. 

DİRENİŞİN EKSENİ

Darbe kavramını geniş anlamıyla anlamak lazım. Morales’in ve yerlilerin iktidarına karşı ABD doları ve ordu zoruyla birlikte sermaye kesimlerinin yaptığı bir darbedir. Ve tabii ki, bu aktörlerin propaganda gücü sayesinde halkın önemli bir kısmını yanlarına aldığı göz ardı edilemez. 

Morales’in Başkanlık sarayını terk etmesinin ardından muhalefet liderlerinden -Media Luna’nın en zengin şehri- Santa Cruz’lu milyarder Luis Fernando Camacho, saraya bir elinde İncil diğerinde Bolivya bayrağıyla girerek, “Pachamama bir daha bu saraya giremeyecek, bu saray İsa’nındır” dedi. 

Muhalefetin işi hiç kolay değil. Morales 12 Kasım günü Meksika’ya indiğinde yaptığı açıklamada, mücadeleden vazgeçmeyeceğini ifade etti. 

EVANJELİST KİLİSESİ DEVREDE

11 milyonluk Bolivya’nın Antiplano bölgesinde yaşayan 3.5 milyon yerliyi sindirme politikaları yeni direniş dalgalarıyla karşılaşacak. Yerlilerin tüm yaşamsallıklarının bağlı olduğu doğaya karşı büyük bir saldırı olacak. Ancak, İnka medeniyetinin Tanrıçası Pachamama’yı (Toprak Ana), o inanıştan gelen doğa ile ilişkilenme biçimini yok etmek kolay olmayacak. Metalaşma ve piyasalaşma yeni direnişlerle karşılaşacak. Son tahlilde, yerliler 2003 yılında su ve doğal gaz kaynaklarının özelleştirmesine karşı verdikleri mücadele sonucu Morales’i iktidara taşıdıklarının farkındalar. Bu yazının gazeteye gönderildiği dakikalarda yüzbinlerce yerli Kongre’ye doğru yürüyordu. Siz bu yazıyı okurken, Bolivya tarihinde yeni bir sayfa çevrilmiş olabilir.

Jeanine Añez’ de “İncil Kongre’ye geri döndü!” dedi. Son yıllarda Evanjelist kilisesi sağ iktidarların yaslandığı önemli bir kurum oldu. Örneğin, Trump yönetiminin iki kilit ismi Mike Pence ve Mike Pompeo, Brezilya başkanı Jair Bolsonaro bu kiliseye derinden bağlılar. Aile, kadın, LGBTİ konularında ultra-muhafazakar bir siyaset çerçevesinin uygulamaya konacağı kesin. Yani bu konular da önümüzdeki dönemin direniş eksenleri olacak. 

İki Bolivya arasındaki eşitsiz siyasi rekabette Antiplano Bolivya’sının gerçeklerini seslendirmek önemli. Bolivya yerlilerinin sesine ses katabilmek umuduyla... 

*ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü