En sevmediğim kişilik özellikleri

Asıl büyük tehlike, hiç kuşkusuz, çeşitli toplumsal, dönemsel, tarihsel vb. nedenlerle, burada sıraladığım olumsuz kişilik özelliklerinin ve benzerlerinin bir toplumu içten içe kemirerek dağılmaya, yozlaşmaya, yok oluşa sürüklemesidir ki iktidarların bu türden kişi ve çevrelerce ele geçirildiği ülkeler bakımından geçerliliği çok yüksek bir tehlikedir bu...

13 Mart 2020 Cuma, 15:23

1) Kabalık

En sevmediğim kişilik özelliklerini düşündüğümde aklıma öncelikle kabalık geliyor. 

Aslına bakılırsa olumsuz kişilik  özelliklerinin en kötüsü, en zararlısı değildir.

Fakat buna karşılık çoğu kez bir muhatabı, yöneldiği bir başka kişi,kişiler vardır.

Tedirgin ediciliği buradan geliyor olmalı.

İkinci sırada söz edeceğim kibir, kendini beğenmişlik gibi bana kalırsa son derece itici özellikler, eninde sonunda bu özelliklerinin sahibinin kişilik sınırları içindedir. Böyle birine sırtınızı döner gidersiniz, olur biter. Fakat kaba bir davranışla karşılaştığınızda, yöneldiği kişinin siz ya da bir başkası olması (en azından benim için) çok fark etmez. Tedirgin olur, karşılık vermek, uyarmak gereksinimi duyarsınız. Sanırım bu gibi nedenlerle, en sevmediğim kişilik özelliklerinin ön sırasında kabalık yer alıyor. 

Kabalığın bilgisizlikle, görgüsüzlükle ilgisi olduğu kuşkusuz. Onun bu türüne geri kalmış, az gelişmiş diye tanımlanan ülkelerde, toplumlarda sıkça rastlanıyor. Fakat bir de büyük ölçüde uygarlaşmış sayılan ülkelerde rastlanan bir kabalık türü var ki, onu ikiyüzlü, nezaket maskeli kabalık diye adlandırıyorum...

***

Çok yıllar önce ilk ülke dışı yolculuklarım sırasında gözlemlediğim bir kabalık türüdür bu. Sözünü ettiğim yolcukların izlenimlerinden bir tanesi şöyledir:


Yılan gibi kibar

İngiliz sınır polisleri

Soruyorlar:

“Niye geldin

Ne kadar kalacaksın

Kaç paran var...”


Bu birkaç dizenin kahramanı “İngiliz sınır polisleri” olmakla birlikte, söz konusu ülkelerin gerek sınır kapılarında gerek içlerinde bu özelliğe çeşitli ilişki biçimlerinde sıkça rastlanır. Üstelik sadece başka ülke insanlarına karşı değil, kendi aralarındaki ilişkilerde de... Hangi türü olursa olsun, kabalık çok rahatsız olduğum bir kişilik özelliğidir... 

***

2) Kibir, kendini beğenmişlik

Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, varsılıyla yoksuluyla, cahiliyle bilginiyle, insanı en çirkinleştiren kişilik özelliği bu olsa gerek. Kibir, kendini beğenmişlik; nedeni, gerekçesi ne olursa olsun, eninde sonunda zavallılık, açık ya da gizli bir aşağılık duygusu, sevgisizlik, bencillik ve sonuçta da kupkuru bir yalnızlık demektir. Bizim halk kültürümüz, halk şiirimiz, “ingin gönüllü”, “engin gönüllü” olmayı öğütler...Gerçekte de halk insanımız genellikle öyledir. Özgüvenli, gururlu, fakat kibirli değildir. Buna karşılık köyden kasabaya, oradan da büyük şehirlere hızlı geçişlerin yarattığı kültür karmaşasında halk insanımızın bu özelliği bozulmuş; özellikle de dürüst olmayan yollarla zenginleşmeyi, yukarılara tırmanmayı başaran ya da bunu başarmayı umut eden kimi çevrelerde, kabalığın, onun bir türevi olan lümpenliğin yanı sıra da kibrin ve  kendini  beğenmişliğinin, alabildiğine çirkin, itici özelliklerini kişiliklerinde birleştirmeyi başarmış tipler türemiştir.. Günümüz Türkiyesi’nde her alanda iktidara tırmanmayı hedefleyen ve bunda büyük ölçüde başarı da kazanan bu tipler, Aziz Nesin’in “Zübük”ünü ya da Orhan Kemal’in “Bekçi Murtaza”sını yaratan toplumsal ortamlardan sonraki süreçlerin ürünleridir.

Bunları yazarken aklıma Guatemala’lı büyük yazar Miguel Angel Asturias’ın “Sayın Başkan”ı geldi... İşte size tarif ettiğim tipin evrensel bir örneği!

***

3) Yalancılık, iki yüzlülük, çıkarcılık vb

Doğru dürüst hiçbir insanın hoşlanmayacağı olumsuz birkaç kişilik özelliği daha...

İkiyüzlülük kavramına kabalık bölümünde değinmiştim.

Kötü ve tehlikeli bir kişilik özelliğidir.

Ciddi bir kişilik bozukluğudur.

Paradoksal olarak belki tek olumlu yanı çabuk anlaşılması; tıpkı yalancı, çıkarcı kişiler gibi ikiyüzlülerin de foyaları ortaya çıktığında dürüst çevrelerde yüz bulamayışları, bu çevrelerin dışına atılmalarıdır...  Fakat asıl büyük tehlike, hiç kuşkusuz, çeşitli toplumsal, dönemsel, tarihsel vb. nedenlerle, burada sıraladığım olumsuz kişilik özelliklerinin ve benzerlerinin bir toplumu içten içe kemirerek dağılmaya, yozlaşmaya, yok oluşa sürüklemesidir ki iktidarların  bu türden kişi ve çevrelerce ele geçirildiği ülkeler bakımından  geçerliliği çok yüksek bir tehlikedir bu...