'Evde kal' çağrıları yapılırken işe gitmek zorunda olanlar anlatıyor

Hükümet yetkilileri ve sağlık otoriteleri bir yandan "evde kalın" çağrısı yaparken, evden çalışmaya ya da ücretli izne ayrılmasına izin verilmeyen milyonlar hala işe gitmek zorunda.

19 Mart 2020 Perşembe, 13:09

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün kamuoyuna açıkladığı "Ekonomik İstikrar Kalkanı paketi" işverenlerin yüzünü güldürürken, işlerini kaybetme korkusuyla salgına yakalanma korkusu arasında tercih yapmaya zorlanan çok sayıda çalışan  hala işe gitmek zorunda. Ücretli izin hakkının konuşulmaya dahi açılamadığı bu sürece biz de işçilerin gözünden bakmaya çalıştık.

Koronavirüs salgını Türkiye'de ve dünyada can almaya devam ederken yeterli hijyen koşullarının sağlanmadığı  iş yerlerine gitmek zorunda olan 5 ayrı sektörden çalışan ile konuştuk. Ulaştığımız çalışanlar arasında en çok zorlananların  AVM, market, çağrı merkezi, kargo, turizm gibi hizmet sektörü yoğunluklu olduğunu görüyoruz.

Erdoğan'ın ulusa seslenişinin hemen ardından konuştuğumuz bir market çalışanı, iş yerinin bu süreçte karını katladığını belirterek, "Devletimiz işçiyi değil işvereni düşünecek şekilde uygulamalar yapıyor” diyor.

‘ÇOK FAZLA ABARTMAYIN’ 

İstanbul'da yaşayan 36 yaşındaki iş güvenliği Uzmanı Serkan işe gitmek zorunda olanlardan yalnızca biri. Salgın yayılmaya başladığında iş yeri tarafından kendilerine bir mail atılmış. Mailde "durumun çok abartıldığı ancak yine de dikkatli olunması gerektiği" belirtilmiş.

Serkan "korona günlerinde" çalışma rutinini şöyle paylaşıyor:

"Gün içerisinde bazen kısa süreli bazen gün boyu olmak üzere 2-3 firmayı ziyaret ettiğimiz oluyor. Toplu taşıma kullanıyoruz. Sabah çıkıyoruz, akşam eve gidiyoruz. Mesleki olarak da zaten bu süreçte çalıştığımız firmaları bilgilendirmek zorundayız. 

Rutin olarak yaptığımız çalışmaları evden de yapabiliriz. Ama işyerine ziyaret gerçekleşmediğinde şirket karşı taraftan para alamadığı için bize iş yeri ziyaretini zorunlu tutuyor. 

Kendimi tehlike altında hissediyorum çünkü gün içerisinde çok fazla toplu taşıma kullanıyorum. Mağazalara ve AVM’lere gidiyorum iş nedeniyle ve enfekte olan birinin buralara gelme ihtimali yüksek. Sabit lokasyonumuz yok sürekli gezmek durumundayız. Eve geldikten sonra sürekli eşyalarımızı değiştirip ellerimizi yıkama operasyonu gerçekleştiriyoruz."

‘ÇALIŞANLAR DEĞİL MÜŞTERİLER DÜŞÜNÜLÜYOR’

7 yıldır Bursa’daki bir alışveriş merkezinin içindeki giyim mağazasında çalışan Özgür ise, başta maske takmalarına dahi izin verilmediğini bunun iş verenin insiyatifine bırakıldığını söylüyor.

Özgür, hala çalışmaya devam eden AVM'lerdeki durumu şöyle özetliyor:

"AVM’lerde hiçbir yerde maske takılmasına izin verilmediğini duyuyoruz. Bunun nedeninin de ‘müşteriler tedirgin olup gelmezler’ endişesi olduğunu düşünüyoruz. Yine çalışanlar değil müşteriler düşünülüyor. Dezenfektan gönderildiği söylendi ama elimize ulaşan hiçbir şey yok. Saat başı elimizi yıkama iznine çıkma da yeni geldi. 

Sakinlikten faydalanma adına yıllık izne çıkarılıyor çalışanlar. 

Eldiven takıyoruz ama müşterilerle yakın temastayız yine de. AVM’lere ara verilmesi gerektiğini düşünüyoruz en azından kontrol altına alınana kadar. Biz hepimiz panik içerisindeyiz."

"BEN SADECE SAĞLIKLI BİR YERDE ÇALIŞMAK İSTİYORUM"

Ankara'da, aralarında Türk Hava Yolları'nın da bulunduğu firmalara çağrı merkezi hizmeti sunan bir şirktte çalışan 30 yaşındaki Öykü* ise aynı işi evden yapabilme imkanları olduğu halde kendilerine bu imkanın sunulmadığını söylüyor.

Koronavirüs salgının ortaya çıkmasının ardından iş yüklerinin arttığını söyleyen Öykü, şöyle devam ediyor:

"Normalde de zaten çalışma şartlarımız çok kötü ve virüs nedeniyle herhangi bir önlem alınmadı. Çalıştığımız ortam çok pis ve havasız. Aldıkları tek önlem camları açmak. Aramızda 1 metre mesafe yok, ortak bilgisayarlarla çalışıyoruz. Bu işi evden de yapabiliriz. Benim ofise gitmemi gerektirecek bir durum yok aslında.

Virüs gündemi nedeniyle çalışma süremiz arttı. Fazla mesaiye kalarak çalışıyoruz. Vardiyalı olduğumuz için gece de orada insanlar çalışıyor. Ben şu an raporluyum ve işe dönmeye korkuyorum. 

Benim beklediğim tek şey evden çalışabilmek. Annemin akciğerlerinde sorun var ve onun için kokuyorum en çok.

Ücretli izne çıkmanın talep edilebileceği bir yer değil. Ben sadece sağlıklı bir yerde çalışmak istiyorum. Eğer orada çalışacaksam da en  azından daha temiz olsun, 1 metre kuralına uyulsun, daha havadar bir yer olsun."

"KÂR ARTTI AMA İŞÇİYE FAZLA MESAİ ÜCRETİ BİLE YOK"

Üniversite mezunu olan 27 yaşındaki Nebil ise iş bulamayınca son çare olarak çalıştığı marketin kapısını çalmış. 1 yıldır burada çalışan Nebil, koronavirüs salgını nedeniyle iş yükünün de şirketin kârının da 3 katına çıktığını belirtiyor:

"Bizim günlük ciromuz normalde 7.5 binken şu an 20 binler bandında. Mağazaya giren bir kişi bu süreçte sepetini doldurmadan çıkmıyor. Zaten şu an reyonların yarısı boş, yetiştiremiyoruz. Temizlik ürünleri bitmiş durumda, kolonya gelmiyor bile artık. Bizim için hiçbir koruyucu önlem alınmadı. Geçen günlerde mağazaya dezenfektan gönderildi biz de çalışanlar olarak bizi gönderdiklerini sandık. Meğerse müşteriler için göndermişler. Bunu bile bize hak olarak görmüyorlar. Maske ve eldiven gönderilmedi. Bazen kendimiz alıyoruz ama fiyatları baya yüksek.

Çalıştığım firmanın tüm mağazalarında çalışan yetersizliği var. Çok sayıda çalışan istifasını verdi ancak bu istifalar sürekli erteleniyor iş veren tarafından. 

Biz koruyoruz çünkü mağazalarda herhangi bir dezenfeksiyon işlemi dahi yapılmadı. Bizim yönetimden beklentimiz en azından bizim sağlığımızı düşündüklerini göstermeleri. Bizi düşündüklerini bilmemiz lazım. Son 1.5 haftadır aşırı çalışıyoruz ve yaptığımız fazla mesainin hakkını alamıyoruz"

"BEYAZ YAKALAR EVDEN ÇALIŞIYOR, PEKİ YA MAVİ YAKA?"

Gebze Organize Sanaayi Bölgesi'ndeki 2 bin 600 işçinin çalıştığı Farplas Otomotiv'de çalışan 38 yaşındaki Hakan* ise fabrikada çalışan beyaz yakalıların evlerine götürüldüğünü ancak mavi yaka işçilerin hala çalıştırılmaya devam ettirildiklerini söylüyor. Hakan çalışanların virüs paniğinin yanı sıra işten çıkarılma korkusu yaşadıklarına da vurgu yapıyor.

"Beyaz yakalılar evlerden çalışabiliyor, peki ya mavi yaka?" diye soran Hakan, "Biz çalışmaya razıyız ama önlem adı altında yaptıkları bizi zo durumda bırakıyor" diyerek şunları anlatıyor: 

"Yarından itibaren yemekhaneyi kapatacaklar bize  makina başında sandviçler verip onalrı yemeye zorluyorlar. Buna itiraz ettiğimizde yukarıya ileteceğiz denildi. Soyunma odalarını da kapatacakalrmış. İş elbiselerimizi giyinerek gelmemiz ve gitmemiz isteniyor. Bu insanlar servislere biniyorlar topluca. 

Ücretsiz izne çıkma konusunda da yeterli bilgi vermiyorlar. Bu durum insanları çok rahatsız etti işten çıkarılmaktan korkuyolar. İnsanların borcu var. Ücretli izin ihtimali hiç konuşulmadı bile. Bizi fabrikaya götürüp çalıştırmaya devam etmek istiyorlar."

Hakan hijyen açısından bazı önlemlerin alındığına da aktarıyor, örneğin fabrikaya girerken ateşleri ölçülüyor ve dezanfektanlar yerleştirilmiş. 

*Haberdeki bazı isimler, çalışanların işlerinden olmaları kaygısı nedeniyle değiştirilerek verilmiştir. 

İŞÇİLERİN ÇALIŞMAKTAN KAÇINMA HAKKI VAR!

 İşçiler için yakın bir tehlike olması nedeniyle koronavirüse karşı önlem alınmadığında işçilerin çalışmaktan kaçınma hakkı bulunuyor.

İşçilerin karşılaştıkları veya karşılaşacakları ciddi ve yakın tehlikelerden dolayı 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun “Çalışmaktan Kaçınma Hakkı” başlıklı 13. maddesine göre;

- Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar kurula, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul acilen toplanarak, işveren ise derhâl kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir.

- Kurul veya işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi hâlinde çalışan, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışanların çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklıdır.

- Çalışanlar ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda birinci fıkradaki usule uymak zorunda olmaksızın işyerini veya tehlikeli bölgeyi terk ederek belirlenen güvenli yere gider. Çalışanların bu hareketlerinden dolayı hakları kısıtlanamaz.

- İş sözleşmesiyle çalışanlar, talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda, tabi oldukları kanun hükümlerine göre iş sözleşmelerini feshedebilir. Toplu sözleşme veya toplu iş sözleşmesi ile çalışan kamu personeli, bu maddeye göre çalışmadığı dönemde fiilen çalışmış sayılır.