Şike Davası değil, Para Davası

Eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun, "Aziz Yıldırım'ın 1 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildiği davanın tamamı aslında bir Cemaat operasyonudur. Paraya Ulaşma Operasyonu'dur."

cumhuriyet.com.tr
09 Ocak 2015 Cuma, 14:55

Eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun' bugün piyasaya çıkan ‘İn-Baykal Kasedi-Dink Cinayeti ve Diğer Komplolar’ isimli kitabında, "Cemaate yakın polislerin yaptığı komploları" anlatıyor.

Bölümlerden biri de "Şike davası" ile ilgili. Uzun, kitapta, Cemaat'in Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu'na önemli bir "Cemaat İmamı" yerleştirdiğini  söylüyor. Ve bu yerleştirme işinde, Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Odyakmaz'ın "Bilmeden ricacı" olduğunu,  Aziz Yıldırım'ın da "Bilmeden destek" verdiğini iddia ediyor.

Uzun, "İstanbul'da 3 Temmuz 2001'de başlatılan İstanbul Özel Yetkili Mahkemesi'nde sürdürülen Aziz Yıldırım'ın 1 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildiği davanın tamamı aslında bir Cemaat operasyonudur... 'Paraya Ulaşma Operasyonu'dur... Türkiye Cumhuriyeti'ne "ekonomik kuşatma operasyonu'dur" diyor.


Sabri Uzun kitabın "şike davası değil, para davası" bölümünde şu iddialarda bulunuyor.

"Futbol maçlarını televizyondan izlerken ekranlarda sık sık ama ne iş yaptığını ve kim olduğunu bilmediğim, uzun boylu, esmer, 30-35 yaşlarında bir kişi görüyordum.
Sağlık görevlisi değildi. Elinde sağlık çantası yoktu. Yönetici değildi ama saha içinde bulunuyordu. Teknik Direktör değildi oyunun gidişatına hiç müdahale etmiyordu. Stat görevlisi değildi.  Değişik maçlarda değişik statlarda görüyordum.
Sanıyorum 2002 veya 2003 yılıydı. Ankara'da bir pastanede tanıştık bir daha da görmedim.

İsmi İ.Çobanoğlu'ydu. Futbol Federasyonun'da görevli olduğunu söylemişti. Sürmeneli olduğunu öğrendim.

Sürmene'den Dilaver, Efendioğlu, Malkoçoğlu, Dervişoğlu, Seypmen, Erdöl, Kulaçoğlu, Bayramoğlu, Küçükali, Çebni, Çavuşoğlu ailelerini ve Hakim Köksal Şengün'ü tanırdım hepsi birbirinden üstün karakterli ailelerdi. Bu anlayışla kendisine yaklaştım. Anlattıklarını dinledim.

Futbol ile Cemaatçiliğin hiçbir bağlantısının olmayacağını düşünerek, kendi inancını yaşayan bir insan olarak değerlendirmiştim İ.Çobanoğlu'nu.

Fakat gazeteci Fatih Altaylı ile Hakan Ünsal'ın futbol ve Cemaat yapılanmasına dair karşılıklı sert açıklamalarını görünce İ Çobanoğlu'nun futbol camiası içindeki etkinliğini daha farklı değerlendirmeye başladım. Ünsal, Galatasaray'da futbolcu olduğu dönemde namaz kıldığı için yönetici Fatih Altaylı'nın tepkisihni çektiğini ve klüpten gönderildiğini iddia etmişiti. Altaylı ise Hakan Ünsal'ı namaz kıldığı iiçin değil, 'tarikat ilişkileri'ni klübe taşıdığı için klüpten gönderdiğini söylemiş ve 'Dikkat edin Galatasaray'a gelen bütün genç çocuklar bir yerden sonra tarikata girmek zorunda kaldılar' demişti. Bende bugün artık Gülen Cemaati'nin önce futbolcuları şakirt yaptığına sonra Futbol Federasyonunu ele geçirmeyi amaçladığına 8,5 milyar dolarlık futbol piyasasını elde ederek 'Paraya ulaşmak' istediğine inanıyorum

Çok iyi biliyorum ki Cemaat Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu'na önemli bir "Cemaat İmamı" yerleştirdi. Bu yerleştirme işinde, Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Odyakmaz "Bilmeden ricacı" oldu. Aziz Yıldırım da "Bilmeden destek" verdi.

O kişinin 'Cemaat İmamı' olduğunu Mecnun Odyakmaz bilmiyordu yalnızeca Sivaslı bir hemşehrisi olduğu için Tahkim Kurulu'na seçilmesini istemişti. Aziz Yıldırım da Mecnun Odyakmaz'ın ricası üzerine bu kişiye destek vermişti.

Oysa o kişi Cemaat imamıydı ve Yıldım ile Odyakmaz bilmeden onun Tahkim Kurulu'na girmesine yardımcı olmuşlardı.

Aziz Yıldırım ile Mecnun Odyakmaz arasında geçen ve mahkemeye intikal eden telefon konuşmalarında o Cemaat imamının adı hiç söylenmemiştir, ses tapelerinde yoktur!

İstanbul'da 3 Temmuz 2001'de başlatılan İstanbul Özel Yetkili Mahkemesi'nde sürdürülen Aziz Yıldırım'ın 1 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildiği davanın tamamı aslında bir Cemaat operasyonudur... 'Paraya Ulaşma Operasyonu'dur... Türkiye Cumhuriyeti'ne "ekonomik kuşatma operasyonu'dur.

Şu kadarını söyleyeyim ki iki avukat 'Davanın şüphelisi bir kişinin tutuklanmaması karşılığında' davanın vekilliğini almıştır. Bunun bedeli 700 bin ABD dolarıydı. Gerçekten o şüpheli kişi tutuklanmadı!

Bu avukatlık ücretinin ne kadarı Cemaat'e 'Himmet' parası olarak ödendi bilemiyorum ama kanaatim 300 bin dolar tutarında bir paranın ödendiği şeklindedir."