Kapat
A+ A-

Wilhelm Genazino'dan 'Aşk Aptallığı'

Wilhelm Genazino “Aşk Aptallığı”nda, kıyamete dair seminerler düzenleyen, başarısız bir evliliğin ardından iki sevgilisi Sandra ve Judith’den hangisiyle yaşayacağına karar vermeye çalışan isimsiz anlatıcının ruh hâlini ve girdiği çıkmaz sokağı, ayrıntılar ve ilginç toplumsal gözlemler eşliğinde okura sunuyor.
Yayınlanma tarihi: 01 Ağustos 2018 Çarşamba, 15:30

‘Çılgınlığın diyalektiği’nde bir erkek
 
1965’ten bu yana edebiyat sahnesindeki Alman yazar Wilhelm Genazino, yayımladığı ilk kitabından (Laslinstrasse) itibaren, gözlemlerini ince mizahıyla bütünlediği romanlar kaleme alıyor. Sütre gerisinde duran Genazino, karakterlerin zihninde gezdirdiği okuru hayatın ve deneyimlerin içinden geçiriyor.

Anlık sessizliklerden sahneler türeten ya da önemsiz diye nitelenen ayrıntıların, hayatta nasıl kilit rol oynayabileceğini anlatan Genazino, yalınlığın sıra dışılığını her kitabında mutlaka işliyor.

Yazarın bir başka yönü, absürd denebilecek olayları romanlaştırması. Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk’tan (Çeviren: Zehra Aksu Yılmazer, Ayrıntı Yayınları, 2016) ve O Gün İçin Bir Şemsiye’den (Çeviren: Çağlar Tanyeri, Jaguar Kitap, 2014) sonra Türkçeye çevrilen Aşk Aptallığı’nda Genazino, dünyanın sonuna dair seminerler düzenleyen, başarısız bir evliliğin ardından iki sevgilisi Sandra ve Judith’den hangisiyle yaşayacağına karar vermeye çalışan isimsiz anlatıcının ruh hâlini ve girdiği çıkmaz sokağı, yine ilginç ayrıntılar eşliğinde okura sunuyor.
 
İKİRCİKLİ TUHAF SEVGİ

Almanca uzmanı, sosyolog ve felsefeci Genazino, etrafında olup bitenleri ve insan davranışlarını hayli titiz biçimde gözlemlerken takıldığı eşiklerin kişinin hayatını nasıl zorlaştırdığını iyi süzüyor.

Aşk Aptallığı’nın başkarakteri anlatıcının ikilemi, bunu körükleyen hüzün ve kafa karışıklığı, beraberinde çözümsüzlük getiriyor. Anlatıcının evliliğini başarısız kılan da Sandra ile Judith ikilemine sürüklenmesine neden olan da bir türlü aşamadığı o eşikler. Fakat kendisi bunları netleştiremediğinden tedirgin bir yaşam sürüp benliğiyle hesaplaşması gerektiğini biliyor ve “Olduğu gibi devam eden hayat nerede?” diye soruyor.

Anlatıcının, Sandra ve Judith ikilemi, kişiliğini özetleyen tuhaf bir sevgi doğuruyor: “Kadınları kıyaslamanın iğrençlik ve hatta zevksizlik olduğunun farkındayım. Ama bu kıyaslama eğlenceli oluyor” dediğinde zihin dünyasına dair bir ipucu yakalıyoruz. Daha sonra zaten dökülüyor: “Bütün erkeklere iki kadın ve bütün kadınlara iki erkek dilerim, en azından dönem dönem çünkü iki kadın veya iki erkek, kendimizi hemencecik o yoksunluk yasasına teslim etmeden önce, zavallı hayatlarımızla baş etmek için kullanabileceğimiz asgari bolluktur.” Bu “veciz” sözü, orta yaş krizi gibi bir klişeyle açıklamak zor çünkü derinlerde gedikleri bulunuyor anlatıcının. Hakkında konferanslar verdiği kıyamet teorileri ve zekâsı bile sorununu belirmede yetersiz kalırken genel gidişat içinde erittiği durumunu, olumsuzluklara rağmen sonunda bir olumlamanın geldiği ve her şeyin bir şekilde devam ettiği “çılgınlığın diyalektiği” diye tanımlıyor.
 
KARAR VERME PSİKOZU

“Çılgınlığın diyalektiği”nde debelenen anlatıcının bulduğunu sandığı “çözümler” de ilginç: Sandra veya Judith’den birini seçmek ya da üçlü olarak yaşamak! Bu delilik hâlinin en kestirme tanımı, eril bir seçme ikileminden doğan korku ya da romanın ismi gibi tam anlamıyla bir aşk aptallığı.

Gelecek, teknoloji, var oluş ve insanı sarıp sarmalayan açmazlar hakkında konuşup fikirler ortaya atan anlatıcı, kendisini enikonu bir açmaza hapsediyor. Üretmeye çabaladığı “çözümlerle”, dâhilik ve salaklık arasındaki ince çizgide gezinirken “her zaman bir çıkış kapısı veya ikinci gerçeklik aradın sen, aşkta da öyle yani kendine karmaşık bir yaşam biçimi seçtin, şimdi de bunun bedelini ödeyeceksin, o kadar” diye bir cümle zihninde dolanıyor. Bu ifade, anlatıcının yaşadığı çatışmanın; “aşk aptallığının” ve içsel doyumsuzluğunun özeti.

Âdeta bir ergen sarsaklığıyla yol alan anlatıcının hâli pürmelâlini ortaya koyan ifadelerden biri de şu: “İçimdeki darmadağın suskunluk keyfi de bu aleni kayıtsızlık ortasında dikilmek de hoşuma gidiyor.”
Adını koyamadığı derdini çözmeye uğraşan ve evliliği gibi bunda da başarısız olan anlatıcının tasvirleri tamam ama iş teşhise geldiğinde sıkıntısı büyük. Anlık ruh hâlinden ötürü yanlış karar verme psikozu, onun sürekli sendelemesine ve ikilemde kalmasına neden oluyor. Böylesine ikircikli bir karakter ise Genazino’nun yazınsal başarısı ve Aşk Aptallığı’nın altyapısını sağlam kılan en önemli öğe.
 
Aşk Aptallığı / Wilhelm Genazino / Çeviren: Özden Özberber / Jaguar Kitap / 178 s.

Cumhuriyet İMECESİ