Matematikçi Adam Kucharski, koronavirüs spekülasyonlarını bilimsel olarak değerlendirdi

Salgın hastalıkların yayılmasını inceleyen matematikçi Adam Kucharski, ölüm oranları da dahil olmak üzere, koronavirüs haberlerinde ortaya atılan bazı sayıların ne kadar doğru olduğunu ve eldeki verilere göre gerçek oranların ne olması gerektiğini açıklıyor.

12 Mart 2020 Perşembe, 16:25

Röportaj: James Gorman, The New York Times


SPEKÜLASYONLAR NE KADAR DOĞRU, GERÇEK ÖLÜM ORANI NE?

Adam Kucharski, salgın hastalıkların nasıl yayıldığını araştırıyor. Ancak ne bir laboratuvarda virüsler üzerinde çalışıyor ne de hastanede hastaları tedavi ediyor. Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu'nda görevli bir matematikçi olan Kucharski, Ebola, SARS, Influenza ve şimdi de Covid-19 gibi hastalıkların çıkış noktalarını anlamak için matematiği kullanıyor. Amacı, salgınları kontrol altına almak için daha iyi yollar tasarlamak.

FİKİRLER, SÖYLENTİLER, KRİZLER...

Kucharski, mevcut koronavirüs salgını öncesinde, ürkütücü bir tesadüfle, “Bulaşma Kuralları” adlı bir kitap kaleme aldı. Kitap İngiltere'de yayınlandı ve Eylül ayında da ABD'de yayınlanacak. Yazar bu kitapta sadece salgınların matematiğinden değil, aynı zamanda salgınlara dair fikirler, söylentiler ve hatta sonucunda oluşan finansal krizlerden de bahsediyor.

Dünya çapındaki koronavirüs salgını haberleri, bilim insanı olmayanlar için sindirmesi oldukça zor olan bir sürü sayı ve oran içerir. Dr. Kucharski'ye, bu sayıların hangilerine dikkat etmemiz gerektiğini ve diğer birçok başka soru yönelttim.

Matematikçi Adam Kucharski

ÖLÜM ORANI NASIL HESAPLANIR?

Koronavirüsten dolayı ölen hastaların yüzdesi hakkında pek çok şey duyuyoruz. Ölüm oranı diye bahsedilen şey bu mu?

Ölüm oranı, semptom geliştiren birinin sonunda enfeksiyondan ölme riskini ölçer.

Bu oran nasıl hesaplanıyor?

Büyük bir grup insanı, semptomlar geliştirdikleri noktadan ölünceye veya iyileşinceye dek izler ve sonra da ölen vakaların oranını hesaplarız.

O halde, toplam ölüm ve mevcut vaka sayılarının oranına mı bakmalıyız?

Problem şu ki, sadece toplam ölüm ve toplam vaka sayılarının oranı alındığında, bildirilmeyen vakalar hesaba katılmamış oluyor. Ayrıca, örneğin bir günde 100 kişi Covid-19 ile hastaneye geliyor ve şu anda hala hayattalarsa, bu ölüm oranının yüzde 0 olduğu anlamına gelmez. Onlara sonunda ne olacağını öğrenene dek beklememiz gerekiyor.

Ayrıca bazı vakalar gözden kaçabilir. Tıpkı, geçen ay İran'da olduğu gibi, iki vakadan iki ölümünüz varsa, bu büyük olasılıkla bir sürü vakayı kaçırdığınız anlamına gelir.

ÖLÜM ORANI YÜZDE 0,5 VE 2 ARASINDA

Ölüm oranlarıyla ilgili birçok sayı paylaşıldı. En son yüzde 3,4 tahminini duyduk, bu küresel anlamda isabetli bir tahmin mi?

Daha önce insanlar, kusurlu bir hesaplama yöntemi olan, mevcut vakaların toplamı ve ölümlere bakıyorlardı. Çin'den gelen verilere dayanarak da oranın yüzde 2 olması gerektiği sonucuna varıldı. Oysa, aynı hesaplamayı Çin'deki vakalara uyguladığınızda yüzde 4 civarında bir ölüm oranı elde edersiniz.

İnsanlar sürekli virüsle ilgili spekülasyonlarda bulunuyor, ilk günden beri bu istatistiksel yanılsamaya şahit oluyoruz. Elimizdeki en sağlıklı verilere göre, bildirilmeyen vakaları da göz önünde bulundurduğumuzda muhtemelen yüzde 0,5 ile 2 arasında bir ölüm oranı çıkıyor karşımıza.

R SAYISI NEDİR?

Şu her zaman duyduğumuz R (üreme) sayısı hakkında ne söylemek istersiniz? Bir hastanın kaç kişiye virüs bulaştırma olasılığı mevcuttur? Bu neden önemli ve neden hesaplanma gereği duyuluyor?

En basit şekliyle ifade etmek gerekirse, R, enfeksiyon konusunda ne kadar endişelenmeliyiz sorusunun cevabıdır. Şayet R sayısı 1'in üzerindeyse, bu her vakanın ortalama en az 1 kişiye virüs bulaştırması anlamına gelir. Şayet R, 1'den az ise bu bir grup enfekte insanın daha az enfeksiyon ürettiği anlamına gelir. Politika planlama açısından bakarsanız bu sayı size çok net bir hedef sunar. Örneğin, 2014'teki Ebola olayını ele alalım, R sayısı kriz yönetiminin gerçekten önemli bir parçasıydı. Amaç R'yi birin altında bırakmaktı.

HESAPLAMADA ÖNEMLİ “NOKTALAR”

Bu çok basit ve anlaşılır gibi görünüyor, ancak göründüğünden daha karmaşık olduğunu söylüyorsunuz. Kitabınızda R'yi hesaplamak için süre, fırsat, iletim olasılığı ve duyarlılığın (“NOKTALAR”) bilinmesi gerektiğini söylüyorsunuz. Onları tek tek ele alalım. Örneğin süre nedir?

Birinin ne kadar süre bulaşıcı olduğuna karşılık gelir. Örneğin, enfekte bir kişi ne kadar zamandır virüsü bulaştırma potansiyeli taşıyorsa, enfeksiyon yaymak için de o kadar vakti olacaktır.

Adam Kucharski’nin ABD’de yayınlanan ‘Bulaşma Kuralları’ kitabı

Koronavirüs için bu süre nedir?

Ortalama olarak bir veya iki hafta civarında. Tabii, eğer insanlar hastaneye kaldırılırsa, aynı şekilde toplum içinde enfeksiyon yayamazlar.

İkinci bileşen de fırsat. Bunu nasıl belirliyorsunuz?

Bu, bulaştırma potansiyeli taşıdığınız her gün içinde kaç kişiyle iletişim kurduğunuzun bir ölçüsüdür. Grip gibi bir hastalıkta çok uzun süre bulaşıcı olmazsınız, ancak etkileşimlerinizin bir çoğu potansiyel olarak hastalığı yayabilir.

Ve iletim olasılığı?

Bu, bir etkileşim sırasında enfeksiyonla karşılaşma olasılığının ölçüsüdür. Örneğin, cinsel bir birliktelik sırasında virüs kaçınılmaz bir biçimde bulaşacaktır.

R SAYISI NASIL ELDE EDİLİR?

En sonda da duyarlılık var. Bunu nasıl belirliyorsunuz?

Duyarlılık, etkileşimde bulunulan kişinin enfeksiyonu kapma ve bulaşıcı olma olasılığını ölçer.

Bu dört bileşen için toplam sayılar elde edildikten sonra, R sayısı nasıl tespit edilir?

Onları çarptığınızda üreme numarasını (R) elde edersiniz. Dolayısıyla, bu sayılardan herhangi biri doğrudan R'nin değerini etkiler.