Çapa ve Cerrahpaşa'yı tefeci sistem batırdı

Çapa ve Cerrahpaşa'nın çöküşünün nedenlerini masaya yatırdık.

17 Ağustos 2015 Pazartesi, 00:10

Cumhuriyet’in manşetten gündeme getirdiği Çapa ve Cerrahpaşa ile ilgili “Türk tıbbının iki devi iflasın eşiğinde” haberinin ardından İÜ Demokratik Üniversite Girişimi’nden bir grup akademisyen bir araya gelerek, değerlendirmeler yaptı. İÜ Demokratik Girişim adına açıklama yapan Prof. Dr. Raşit Tükel “Üniversite hastanelerinin sağlık hizmeti ağırlıklı bir çalışma düzenine geçmesi isteniyor. Bununla, çok sayıda poliklinik yapılsın, zor olmayan vakalar kısa süreli yatışlarla tedavi edilsin, bunları yaparsanız kar edersiniz deniliyor” diyerek performans sistemini eleştirdi. Tükel, sorularımıza şu yanıtları verdi.

 

Borç katlanıyor

- Üniversite hastanelerinin performans sistemi ile çalışmasının ne gibi sıkıntıları var?

R. Tükel: Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) SUT fiyatlarına göre geri ödeme yapıyor. SUT fiyatları 8 yıldır güncellenmiyor, bunun sonucu olarak da hastanelere SGK tarafından, sağlık hizmeti üretme maliyetlerinin çok altındaki değerlerde geri ödeme yapılıyor. Tıp fakültelerinde personel harcamaları, işletme giderleri, yatırım, bakım, onarım, araştırma giderleri gibi birçok kalem tıp fakültesi döner sermayesinden karşılanıyor. Eğitim ve araştırmaya ağırlık vermesi, nitelikli sağlık hizmeti sunması beklenen bu kurumların, bir işletme olarak görülüp kâr elde etmesi istendiğinde önüne iki yol çıkıyor: Kârlılığı öne çıkartıp üniversite hastanesi vasfını kaybetmek ya da üniversite hastanesi olmayı sürdürdüğü ölçüde giderek borçlanmak. Şu anda İstanbul Üniversitesi’ne bağlı 5 hastanenin (İTF, İÜ CTF, Diş Hekimliği Fakültesi, Onkoloji Enstitüsü, Haseki’deki Kardiyoloji Enstitüsü) 310 milyon TL borcu var. Bu borçlanmanın sonucunda mal ve hizmet tedarikçilerinin tıp fakültelerinden alacakları artıyor.

 

Protokole itiyor

- Üniversite hastanelerinin Sağlık Bakanlığı ile birleşimi projesi, İÜ hastaneleri için de söz konusu olabilir mi?

Bu risk tüm üniversite hastaneleri için var. Döner sermayesi borç yükü altında üniversite hastanelerine Sağlık Bakanlığı’nın önerdiği bir yol bu. 2012’de bununla ilgili bir yasa çıkartıldı. Bu yasaya göre, 750 bin nüfusa kadar olan yerlerde üniversite hastaneleri ile Sağlık Bakanlığı’na bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri ‘birlikte kullanım ve işbirliği” protokolü yapmak zorunda. Bu protokol üniversite hastanesinin Sağlık Bakanlığı’na bağlanması anlamına geliyor. Mevcut sistem üniversite hastanelerini borçlandırarak, Sağlık Bakanlığı ile protokol yapmaya itiyor. Şu söylenmiş oluyor: Siz kendinizi idare edemiyorsunuz, bu protokolü yapar da bize bağlanırsanız, borçlarınızdan kurtulursunuz. Şu ana kadar Marmara Üniversitesi de dahil olmak üzere 17 üniversite, Sağlık Bakanlığı hastaneleriyle protokol yaptı.

- Üniversite hastanelerinin Sağlık Bakanlığı hastaneleri ile birleştirilmesi veya birleştirilmek istenmesi, üniversitelerin bağımsız, özerk yapısına zarar vermez mi?

Kesinlikle verir. Bu, başhekimin Sağlık Bakanlığı tarafından atanması, Sağlık Bakanlığı mevzuatına göre yönetilmeniz demek. Kamu Hastane Birlikleri içinde yer alan bir hastane konumuna geliyorsunuz. İTF ve CTF’nin, bütün olumsuz koşullara karşın, kâr elde etmeye çalışmak yerine bir eğitim kurumunun, bir üniversite hastanesinin gereklerini yerine getirdiğini, bu yönde yoğun bir çaba içinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu sistem, Sağlık Bakanlığı’na bağlanarak borçlarınızdan kurtulmayı bir seçenek olarak önünüze koyarken sizden eğitim ve araştırmayı ikinci plana itmenizi, sağlık hizmetini kâr elde etmeyi amaçlayan bir işletmenin gereklerini yerine getirerek vermenizi istiyor.

- Üniversiteler iflas ettirilmek isteniyor mu?

Koşullar zaten üniversite hastanelerini zarar ettirmeye odaklı. Ya üniversite hastanesi olma vasfınızı bırakacaksınız, hizmet hastanesi gibi çalışmaya başlayacaksınız, o zaman kâr etmeyi hedefleyecek ve ayakta kalmaya çalışacaksınız ya da üniversite hastanesi olmayı sürdürüp giderek borçlanacaksınız. Size başka bir yol sunulmuyor.

 

Eski rektör üniversite arazilerini TOKİ'ye devretti

- Üniversitenin binaları da çok kötü ve yenilenmesi ile ilgili durum nedir?

Rektörlük, Çapa ve Cerrahpaşa yerleşkelerindeki binaların yerinde yapılanması için 28 Aralık 2011 tarihinde İtalyan Proger firması ile master planı ve avan (ön) proje anlaşması imzalıyor. 240 günlük süre veriliyor. 2012 Ekim ayında avan proje tamamlanıyor. Daha sonra TOKİ ile 9 Ocak 2014’te bir protokol imzalanıyor. 28 Kasım 2014 tarihinde de uygulama projesine başlanıyor ve bunun 1 yıl içinde tamamlanması öngürülüyor.

TOKİ ile yapılan protokole baktığımızda şunları görüyoruz: İÜ’nün Küçükçekmece Göl Havzası’nın iki yanında, hem Avcılar, hem de Halkalı tarafında arazileri var. Küçükçekmece Gölü’nün Avcılar tarafındaki arazi, 2 bin 577 dönüm. Bu arazinin 600 dönümü 1. derece SİT alanı ve 2009 yılından bu yana Bathonea olarak adlandırılan bu yerleşkede arkeolojik kazılar sürüyor. Geri kalan 2 bin dönümlük alan da aynı şekilde 1. derece SİT alanı iken 2010 yılının Temmuz ayında önce 3. derece SİT alanına dönüştürülüyor, aynı yılın Aralık ayında ise SİT alanından çıkartılıyor.

 

3. köprünün dibi

Küçükçekmece Gölü’nün Halkalı tarafında İÜ’nün bin 100 dönüm bir arazisi daha var. Yapılan protokolle Küçükçekmece Gölü’nün her iki yanında İÜ’ye ait toplam 3 bin 685 dönüm arazi TOKİ’ye verilmiş durumda. Bu arazilerin karşılığında ise, Çapa ve Cerrahpaşa yerleşkelerindeki hastane binaları ve diğer yerleşkelerdeki kimi hizmet ve eğitimöğretim binaları inşa edilecek.

Bu arazi aynı zamanda 3. köprü, ikinci havaalanı, Kanal İstanbul için rezerv yapı alanı olarak belirlenen bölge içinde yer alıyor.

 

5 maddelik kurtarma paketi

- Üniversite hastaneleri için hazineden ödenek verilmeli.

- Türkiye’nin en köklü iki tıp fakültesi ve diş hekimliği fakültesinin acilen yerinde yapılanmasını talep ediyoruz. Bu yapılırken Küçükçekmece Göl Havzası korunmalı, bu bölge yapılaşmaya açılmamalı.

- Üniversite hastaneleri borç batağından kurtarılmalı, ilk olarak da performans sistemi kaldırılmalı.

- Bakanlık ve YÖK seyrediyor. Her iki tıp fakültemizde, üniversite hastanelerinde performans sisteminin başladığı 2011 yılından bu yana öğretim üyelerimizin yaklaşık dörtte biri ayrıldı.

- Devlet hem tıp ve diş hekimliği fakülteleri hem de üniversitenin geneli için gerekli ödeneği sağlamalı, TOKİ ile protokol iptal edilmelidir.