A+ A-

Umutsuz gençlik IŞİD’e katılıyor

“IŞİ D-Terör Ordusu’nun İçyüzü” kitabında örgütün nasıl adam kazandığı derinlemesine inceleniyor. Arap dünyasındaki yıkımlar nedeniyle geleceğinden umut görmeyen gençlik IŞİD’e katılıyor.
Yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2015 Perşembe, 06:01

IŞİD’in yabancı savaşçılarının ruh hali

ABD’li eski terörle mücadele yetkilisi Richard, IŞİD’in yabancı katılımcılarının psikolojik özelliklerini şöyle açıklıyor: “Çoğu maceracı, geldiği yerde dikili bir ağacı olmayan, 19 yaşlarında Avrupa’da yaşıyor olsa da, yapabilecekleri çok sınırlı ergenler topluluğu ve bunlar hayatları için bir şeyler ispatlamak çabasındalar.’’

“IŞİD - Terör Ordusunun İçyüzü’’ kitabının yazarları Michael Weiss ve Hassan Hassan, IŞİD’in yönetim kadrosunda Bağdadi dışında hemen çoğu liderin Saddam’ın eski Baas rejiminden ve istihbaratından kalanlar olduğunu belirliyor. Usama bin Ladin’in, 2003’te Irak işgali sonrasında Baas kalıntıları ile işbirliği yapılabilir fetvasının da etkisiyle, Baas ile El Kaide ve sonrasında Bağdadi’nin ilişkilerinin yoğunluğu görülüyor.

Yazarlar, IŞİD içindeki yüksek sayıdaki eski Baas rejimi üyeleri hesaba katıldığında, örgüt içinde ‘Baasçı Sosyalist görüşe sahip sekülerler ile halife hayali olan tekfirci bir başka grubun birlikte yaşayabildiği’ ilginç bir metobilizma tasviri yapılıyor.

2014 yılı yazında Musul’un IŞİD tarafından elde edilmesi de, yine Saddam’ın Baas rejimi yetkililerinden İzzet el Durri’nin organizasyonunun büyük yardımıyla meydana geliyor.

IŞİD’in bir devlet gibi hareket edebilmesi, petrol ve diğer malları kaçakçılık yoluyla satıp, para alması ile yine buna benzer birçok mafyavari kara para hareketleri yapabilmesinin nedenleri, eskiden beri Irak’ta bulunan ve bu işlerin nerede ve nasıl yapılacağını bilen bu Baas rejiminin karanlık isimlerinin IŞİD’e katılması ile mümkün oluyor.

Baas rejiminin acımasızlığı ve bazı terör yöntemleri de IŞİD tarafından kullanılmaya devam ediliyor. Ayrıca Saddam Baas’çılığının, aynı IŞİD gibi Şiilerden nefret ettiği, Saddam’ın iktidarda kaldığı 30 yıl boyunca 150 bin kadar Şii’yi öldürdüğü biliniyor. Her şeye rağmen Saddam, bütün Şii toplumunu yok etme derecesinde katliamlara girişmezken, IŞİD’in soykırımsal yaklaşımı, arada fark olduğunu hatırlatıyor.

Kitap, şu an IŞİD’in üst düzey yöneticileri arasındaki isimleri sayıp, bu kimselerin Saddam’ın eski Baas rejimi içindeki görevlerini anlatıyor. Bunlardan bazıları Ebu Abdurrahman el-Bilawi, Ebu Ali al-Anbari, Ebu Ayman el-Iraqi, Fadel Ahmet abdullah el-Hiyali ve daha başkaları.

IŞİD’in Cazibesi

Kitap, IŞİD üyesi birçok Suriyeli ve diğer Araplarla da mülakatlar içeriyor ve bizzat üyeleri tarafından IŞİD hakkında verilen ilk elden bilgiler, IŞİD’i tanımak adına eşi bulunmaz bazı penceler açıyor. Abdulsettar da IŞİD ile hikayesi olanlardan biri.

Abdulsettar, IŞİD’e biat etme nedeni olarak ideolojisine hayranlığını gösteriyor. IŞİD’in nasıl da gerçek İslam’ı yaşadığı ve diğer Müslüman ülkelerin nasıl da İslam’dan saptığını, IŞİD ile farkettiğini belirtiyor yazarlara. Bir başka argüman da, IŞİD’in kullandığı şiddet yollarının, daha önceki İslami devletler olan Abbasiler ve Emevilerce de kullanıldığı IŞİD üyelerince ileri sürülüyor.

IŞİD üyelerinin ikna gücünün çok yüksek olduğu, IŞİD’e biat etmeyi kabul etmiş birçok Suriyeli tarafından yazarlara mülakatlar sırasında aktarılmış. Diğer taraftan, IŞİD’i beğenmeyen ve IŞİD’in kendi yaşadıkları alanlara geldiğinde o bölgelerden kaçan Ebu Bilal al-Layli gibi ılımlı Suriyeli muhalifler ise, IŞİD’in para kullanımı ve hırsızlığa karşı mücadelede etkili olduğunu, en azından geldiği bölgelerin daha önceki yöneticilerinden daha dürüst olduklarını ifade ediyor.

Sünni Aslanlar grubu

IŞİD’in pan-Arap bir oluşum olmaması, onun yerine pan-İslam ve ümmetçi bir bakışa sahip olması, onun gerek Kürtler gerekse de başka milliyetlere açmış. Bu da, Suriye’deki diğer İslamcı muhalif gruplara, gerek El Kaide gerekse Selefi ve ılımlı gruplara karşın IŞİD’i avantajlı bir hale getiriyor. Kürt demişken, gerek Suriyeli gerekse Iraklı birçok Kürdün ve Türkmenin de IŞİD’in üyesi olduğunu hatırlatalım.

IŞİD organizasyonunun orta ve üst kademelerinden birçok radikal, tekfirci Selefinin, Suriye’nin ünlü Sednaya hapishanesinden 2011 Esad affıyla çıkan mahkumlar tarafından oluştuğunu eklemek gerekir. Sadece bir örnek vermek gerekirse, Esad’ın affıyla Sednaya hapishanesinden çıkan Ebu el-Athir el-Absi, çıktığı gibi Halep’in kırsalında kurduğu ve daha sonra IŞİD’in önemli gruplarından biri olan ‘Sünni Aslanlar’ grubu akla geliyor. 2012’nin sonlarında Suriye’ye gelen Bağdadi’nin, Halep’teki birçok El Nusra gruplarından biat kazanmasında el-Absi’nin etkisinin altı çiziliyor.

Bunun dışında bazı IŞİD üyeleri IŞİD’in etkili savaş ve alan kazanmasından etkilenerek bu gruba katılırken, bazıları da, Suriye’de bulunan diğer muhalif grupların disiplinsizliği ve parasızlığından dolayı IŞİD’e katılıyor.

Kazançlı olan hep IŞİD

Suriye’de bulunan pekçok diğer irili ufaklı muhalif İslamcı ve cihatçı gruplar, Esad ile olan savaşın temel olduğundan hareketle, IŞİD gruplarına karşı ilk dönemlerde silah doğrultmazken, bu muhalif grupların aralarındaki muhalefetten sıyrılıp kazançlı çıkan IŞİD oluyordu. 2013 sonlarında ve 2014 yılında birçok İslamcı muhalif liderler veya savaş lordları, IŞİD’e teker teker biat etmeye başladı. Nusra Cephesi ve İslami Cephe üyelerinden IŞİD’e kayış daha berrak görünüyordu.

Suriye’nin kuzeyinde daha önceki dönemlerde IŞİD’in acımasızlığından yakınan bazı Suriyelilerin, zaman geçtikçe IŞİD’e katılmaktan başka çareleri olmadığını, 2013 ve 2014 yılında yazarlarla irtibatta olan Esad karşıtları söylüyor.

IŞİD, Nusra Cephesinden ayrıldığı 2013’ten itibaren, Suriye’de giderek artan İran etkisi, Hizbullah savaşçıları, Milli Savunma Güçleri, Kata’ib Hizbullah ve Irak’daki Şii Bedr Ordusu’nu örnek göstererek, takipçilerini daha da mezhepçi bir argümanla Sunni- Şii ayrımı için körüklüyordu.

IŞİD nasıl adam kazanıyor?

Yazarlar kitapta, IŞİD’in nasıl adam kazandığını da derinlemesine inceliyor.

Arap dünyasındaki yıkımların, gerek ABD’nin Irak’ı işgali sonrası yaşanan kargaşa ve iç savaş, gerekse Suriye’de 2011 yılından beri süregiden şiddetin, genç Arapların duygu dünyasını yakıp, kavurduğu ve böyle bir ortamda, geleceğinden ümitsiz bir gençliğin IŞİD şiddetini kabullenir göründüğü ileri sürülüyor.

IŞİD’in bu dönemde, bölgede, Şii güçlenmesine karşı Sunnilerin savunmasını yapıyor rolünü oynaması, IŞİD’i Sunni gençlik gözünde cazip kılan bir başka gelişme.

Cumhuriyet İMECESİ