Sosyal Oligarşi

30 Kasım 2019 Cumartesi

Anayasanın değiştirilemez 2. maddesine bakarsanız Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Ama hepimiz biliyoruz ki bu temel ilkelerin tümü, Saray düzeninde bırakın değiştirilmeyi, toptan ortadan kaldırılmıştır.

Türkiye, demokratik değildir. Ne olduğu belirsiz bir meşruti monarşi bulamacı ile yönetilmektedir.

Devlete İhvancı, tarikatçı, cemaatçi, dinci bir anlayış egemendir.

Hukuk, yargı tek adam güdümündedir.

Sosyalliğe gelirsek… Özellikle emperyalizmin yeni masalı küreselleşmenin yeni dünya düzenine kapılandığımız dönemden, yani aşağı yukarı 1980’den bu yana adım adım sosyal devlet anlayışından uzaklaşılmış, AKP iktidarında da sürece son nokta konulmuştur.

Emeklilikte yaşa takılanların sorunlarının dinlenmemesi, emeklilerin maaşlarının düşüklüğü, emekçi ve dar gelirliden adaletsiz vergi alınması, sağlığın, sosyal güvenliğin özelleştirilmesi ve fiyatlandırılması, sosyal devletin yok edilmesinin ürünleridir.

Halkı kimsesiz bırakan AKP, kendi oligarşisini sağlamlaştırma, güvenceye alma adına, devlet yönetiminde işlevsiz bırakılmış, dahası elinden egemenlik yetkisi alınmış Meclis’in milletvekillerine “sosyal devlet” ayrıcalıkları tanıma peşindedir.

Haberlere bakılırsa, her yaptığı işin arkasında bir soru işareti bırakan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, özel hastanede doğum yapan eşinin sağlık harcamalarını cebinden ödemesi, ayrıcalık tanınmasının fitilini ateşlemiştir!

Yurttaş sağlığını satın almak zorunda kalırken Saray’ın bakanı ve milletvekilinin cebinden kuruş çıkmaması için yasa hazırlanmaktadır…

Üstelik işin içinde bir de cinlik vardır: Eğer Sayıştay, Yargıtay, Danıştay ve de Anayasa Mahkemesi, olur da bu yasa ya da uygulamaya karşı durursa diye, o kurumların üyelerine de aynı ayrıcalık tanınmaktadır.

Milli irade adına, sosyal oligarşidir bu…



Amiral Gemisi



40 yılı aşkındır Cumhuriyet’teyim, gazetemiz komünistlikten tutun faşistliğe, tutuculuktan tutun zındıklığa, teröristlikten tutun bölücülüğe kadar ipe sapa gelmez ne kadar suçlama varsa onunla karşı karşıya geldi.

Ama, şükür ki, “amiral gemisi”, “paşanın emir eri”, “genel başkanın kankası”, “reisin arka bahçesi” filan gibi tanımlarla anılmadı.

Gazetemiz, bilinçli okurlarının desteğiyle ilkelerinden vazgeçmeden görevini sürdürüyor.

Kullanılmadan, ayak oyunlarına saplanmadan, onun bunun çıkarına yol vermeden, gerçeğin peşinden yürüyor.

Değerini bilen biliyor.

Bizim gemimiz su alan cinsten değil. Doğru bildiği rotadan şaşmıyor.



Kirli Düzen



Madem bir kirli düzen söz konusu...

CHP’liler, doğruydu, yanlıştı, o mu sızdırdı, bu mu yönlendirdi, yok öyleydi, yok böyleydi tartışması içine hiç girmeyeceklerdi.

Bir CHP’linin Saray’a çıkıp partisini karıştırıcı iş yapmayacağını kesin bir dille açıklayacaklardı, o kadar...

Ne oldu şimdi?

Kirli düzeni kurgulayanların istediği oldu.

Yerel seçimlerde büyük çoğunluğun desteğini almış CHP, yine iç kavgalarla boğuşan bir parti görüntüsüne büründürüldü.

Hem de AKP parçalanmanın eşiğindeyken...




Yazarın Son Yazıları

Saray’a Bekçi 8 Şubat 2020
Deprem Algı Operasyonu 1 Şubat 2020
Bunlar gidici 18 Ocak 2020
Cambaza bakmaya devam 4 Ocak 2020
Fıkhi Kurul 21 Aralık 2019
Ormanda Millet Kalmadı 14 Aralık 2019
Sosyal Oligarşi 30 Kasım 2019
Mektup ne oldu? 23 Kasım 2019