Şamar örnekleri

06 Nisan 2024 Cumartesi

Yakın geçmişte benzer örnekler yaşamıştık.

Çocukları, gösterişe düşkün çevresi, gönül ilişkileri ile ünlü kızı, davulcu damadı, papatya diye anılan yağdanlıkları, yakın çevresine iliştirilmiş gazetecileri ile bir siyasi şımarıklık içine giren Turgut Özal ve partisinin üzerinden 1989 yerel seçimlerinde, dönemin Adalet Bakanı Oltan Sungurlu’nun ifadesiyle “silindir” geçmişti.

Benzer bir durum AKP’nin iktidara geldiği seçim için de geçerliydi. 1999 seçimlerinde yüzde 22 oy oranı ile birinci olan Bülent Ecevit (DSP), koalisyonun başbakanı olmuş ancak dünya sömürgenlerinin isteği üzerine paraşütle ekonomiden sorumlu bakanlığa getirdiği Kemal Derviş’in halk çıkarlarına aykırı uygulamaları sonucunda 2002 seçimlerinde yüzde 1’e çakılmıştı.

Halkın büyük çoğunluğunun aptalca davrandığına, anlayışının kıt olduğuna ilişkin savların yanlışlığı geçen hafta yapılan seçimlerle bir kez daha kanıtlandı.

Bu halk zamanı gelince nasıl davranacağını, kime şamar atacağını, kimin sırtını sıvazlayacağını, açıkçası işini biliyor. Demokrasiyi de içine sindirdirdiğini gösteriyor ve asıl karar vericinin kendisi olduğunu çok iyi algılatıyor.

CAM TAVANIN YIKILMASI SONRASI

31 Mart seçimlerinin, Saray düzeninin yurttaşları soluksuz bırakan baskıcı havasının yarattığı karamsarlığın dağılması açısından çok önemli bir etkisi oldu.

Uygarlıktan yana her kesimde, demokratik kitle örgütlerinde, özellikle de gençler ve kadınlarda, karşıdevrim dayatmalarına karşı direnmenin er ya da geç başarıya ulaşacağına ilişkin inanç ve özgüven oluştu. Bu iyimser ortamın süreğenleşmesi için en önemli görev, yerel yönetim seçimlerinde tarihsel bir sıçrayış yaşamış olan CHP’ye düşüyor hiç kuşkusuz.

Adaylık sürecinde “değişim” sözlerini yaşama geçirmek üzere kadınlara, gençlere ve yeni yüzlere olanak sağlayan CHP’nin, bu tutumunun seçmen düzeyinde olumlu karşılandığı görülüyor. Seçilen belediye başkanlarının halkçı, dürüst, çalışkan bir yönetim biçimiyle yurttaşlara hizmet götürmeleri, CHP’nin iktidara ulaşabilme iddiasını artıracaktır.

Önümüzdeki dönemde CHP’nin iç çatışma ve çekişmelere yönelmesi durumunda, bu iddiasından hızla uzaklaşacağı, halkın partiye tanıdığı şansı yitireceği açıktır.

Geçtiğimiz sonbaharda yapılan kurultay öncesinde ve sonrasında dillendirilen Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu yarışının seçim sonuçları ile sona erdirilmesi, ilerisi açısından önem kazanmaktadır. Her iki ismin de seçim öncesi partinin başarısı için çok çalıştığı, Saray’ın oyun ve kışkırtmalarına karşı akıllı yöntemler kullandıkları gözlendi. Her iki isim de CHP’yi örgütünün ve tabanının özlediği sonuca ulaştırdılar.

Özgür Özel, bu seçim sonuçlarıyla, genel başkanlıktan liderliğe doğru aşama kaydetti. İmamoğlu da Türkiye’nin en büyük ilinin başkanlığını hem de iktidarın neredeyse tüm kabinesiyle yüklenmesine karşın büyük oy desteği kazanarak kendi siyasi geleceğine dönük yeni bir aşamaya girdi.

Dolayısıyla başarıda ortaklaşan bu iki ismin parti içinde ayrışma yerine bütünleşmesinin bambaşka bir gizilgüç yaratacağı kesindir.

O güç ki Özgür Özel’in ifadesiyle, yüzde 25’lik cam tavan nasıl yıkıldıysa Saray düzenini de tuzla buz edecek bir istençtir aynı zamanda...




Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları