Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Cenderedeki Ülke

4 Kasım 2008 Salı

Prof. Dr. Bilsay Kuruç ile dünya ekonomik bunalımının ülkemize etkisini konuştuk bu kez:

- Bunalım karşısında hükümetin tavrı ne?

- Hükümetin yaklaşımında iki nokta ön planda. İlki, korsan sermayeyi çekmek. Yasa hazırladılar, yurtdışından para ve döviz getirenlere, başka varlık sağlayanlara çok özel aflar ve avantajlar getiriyorlar. Fakat, bu hem Türkiyeyi saygıdeğer bir ülke olarak dünyadan uzaklaştıracak, hem de içeride iş ahlakını bozacak bir şey. Hükümet, korsan sermayenin gelişiyle IMF karşısında pozisyonunu daha güçlü kılacağı kanısında. Oysa IMF ile pazarlık sürdürmenin de, korsan sermayeyi çekmenin de krizin asıl yaratacağı etki, resesyon ile bağlantısı yok. Ekonomide daralma, işsizliğin büyümesi, üretim kapasitelerinin küçülmesi, ücretlerin düşmesi, sosyal hakların azaltılması gibi sonuçlar hükümet için kötü sayılan şeyler değil, bilhassa böyle olmasını istiyorlar zaten. Korsan sermaye, kriz ortamlarını sever, fahiş faiz ve ilave özelleştirme ganimeti için gelir. Ama bu ikisi de hükümeti fazla ilgilendirmiyor...

- Bütün bu sonuçlar, sermayeyi de ilgilendirmiyor galiba...

- Hükümetin iş ahlakını bozucu yasasına TÜSİAD başta olmak üzere iş dünyasının temsilcileri hiç ses çıkarmadılar. Çünkü sermaye, yalnızca IMF üzerinden gelecek fonla ilgili. IMF fon oluştursun, özel sektör borçlarını karşılasın istiyorlar, o kadar. Yaklaşık 90 milyar dolar pozisyon açığı var şirketler kesiminin. Kısa vadeli borç da 50 milyar dolar civarında. Bir yıl içinde 50 milyar dolar bulamayacakları için IMFnin özel sektör borçlarını karşılayacak fon oluşturmasını bekliyorlar. IMF fon oluşturacak, bunun karşılığında Hazine garantili kâğıtla bu borçlara teminat verilecek. Ardından gelsin yeni vergiler, yeni özelleştirmeler... Dolayısıyla halk ödeyecek bunun karşılığını. Sermayenin istediği bu.

- Muhalefet de suskun sanki...

- Siyasette muhalefetten, bu kriz nedir, kapsamı nedir, Türkiyenin geleceği açısından ne anlama gelir, herhangi bir tepki göremedik. Ne bir toplantı, ne TBMMde bir görüşme... Burada ya bir durumu kavrayamamak var ya da durumu kötü görüp mevcut gündemden ötesine Aman başımıza iş açmayalımdiyerek geçmemek var... Krizi fırsat bilip Türk halkı için nasıl yeni politikalar oluşturabiliriz, hükümetin ve sermayenin gündemi dışında Türkiye için nasıl politikalar gerekir düşüncesi yok ortada. Oysa dünya yeni bir arayışa gidiyor. Çok gürültü çıkacak. Bir at pazarlığı olmadan yürümeyecek işler. ABD bu yeni at pazarlığını önlemek için, yayılmacı politikasını sürdürebilmek için girişimlerde bulunuyor. Öte yandan, İngiltere Başbakanı Gordon Brown muhalif sesler çıkarıyor. Çinlilere de göz kırparak Dünyaya yeni bir yönetim tarzı lazım diyor. Bu,ABD ile olmuyordemek açıkçası. Dünya bunları tartışırken bizde krizin geometresi yalnızca teğette... Türkiye, düşünme, algılama, teşhis koyma kapasitesini yitirmiş gibi. Bu da geçen 30 yılın bir ürünü. Yani, düşünmemeye mahkûm edilen, çok dar tek çizgi üzerinde düşünmeye mahkûm edilen Türkiyenin bu cenderenin dışına çıkamadığını gösteriyor.

Kara Para

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğluna göre, son af yasası Türkiye Cumhuriyetini kara para aklayan bir ülke konumuna getirecek:

Her demokratik ülkede paranın kaynağı sorgulanır. Paranın kim tarafından, ne zaman, nereden, hangi gerekçeyle getirildiği sorgulanır. Kara para; terör için, yeraltı dünyası ya da Cumhuriyete düşman tarikat ve cemaatlerin güçlendirilmesi için gelebilir. Eğer paranın kaynağını sorgulamıyorsanız, bütün bunlara göz yumuyorsunuz demektir. Dahası, Türkiye Cumhuriyetinin kara listeye girmesi demektir. OECDnin bu konuya sıcak bakmayacağı çok açıktır. Ama AKPnin gözü kararmış bir kere. Krizi de kullanarak yandaşlara af çıkarmak istiyor. Hem Kanal 7, hem de Deniz Feneri dosyasını kapatmak, bundan sonra böyle işlemleri yapmış ve yapacak olanlara yasallık kazandırmak derdinde.

Unutmadan: Siz, verginizi zamanında ödeyenlerden misiniz?

Ödeyenlerdenseniz, AKPnin sizi bir kez daha enayiden saymakta olduğunu bilin!

Hacıbektaş İçin

Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu, önümüzdeki yerel seçimlerde bir kez daha bağımsız aday olacak. Çünkü:

Güzel Sanatlar Fakültesinin kararı çıktı; kuruluşu, binası bitmedi. O tamamlanacak.

Amfitiyatronun üzeri kapatılıyor. Bir insanlık müzesi kurulacak, 2 bin kişilik kongre merkezi yapılacak. O hazırlıklar sürüyor.

Su hatları, altyapı işlemleri yarım kaldı. Bunlar bitirilecek. İlçe dışında bir besi sitesi kurulması tasarlandı. O sonuçlanacak.

Dahası, Hacı Bektaş Veli adıyla bir vakıf üniversitesi yaratma düşüncesi var. O yaşama geçecek.

Çalışkan, dürüst ve iyi insan Ali Rıza Selmanpakoğlu, Hacıbektaşlılardan bir dönem daha istiyor, bu güzelim ilçeyi bir bilim ve kültür merkezi yapmak için...

Görev

Toplumun dokusu değişmiş, aylaklaşmış. CHP Ankara İl Başkanı Yaşar Çatakın gözlemleri bu saptamayı doğruluyor:

Kentin alt gelir grubunun olduğu, sınıfsal niteliği gereği sola yakın olması gereken kesimlerde çaresizlik, günübirlik sorunun aşılmasını öne çıkarıyor. Ne söylediğinize değil, ne getirdiğinize bakıyorlar. İnsanlar iş aramaktan yorulmuşlar, bir çaresizlik, teslim olmuşluk çok belirgin. Kömürüm gelsin, gıda paketim gelsin istiyorlar. Ondan sonrası onları ilgilendirmiyor...

Sola; o kesime kömür, gıda paketi yerine para \tdağıtma vaadi değil, iş olanakları yaratma görevi düşüyor...

Tümü Işık Kansu - Son yazıları

Neşe bozacak silindir geliyor! 16 Mart 2019 Cmt
Fahir Atakoğlu’nun özlemi 9 Mart 2019 Cmt
Haseki ne demek? 2 Mart 2019 Cmt