Köşe Yazısı

A+ A-
Ebru Kılıçoğlu

Şişirmeyin

26 Kasım 2015 Perşembe

Son üç sezondur hep böyle oluyor. Beşiktaş Lig’e iyi başlıyor, ama sonra ister tecrübesizlik deyin, ister ortaya çıkan zaaflar ya da malum “dış faktörler”; şampiyonluk kaçıyor. Yorumcular da hep pembe tablolar çiziyorlar bu süreçte. Sadece olumlu tarafları ön plana çıkarıyorlar. Gerçekleri tam yansıtmayan bu eleştiriler hiç uyarıcı olmuyor.
Ayrıca ne kadar yüksekten düşerseniz o kadar acıtıyor. En son Sivasspor maçının yorumlarını dinledikten sonra kendimden şüphe ettim mesela. Çoğunluk “bu kadar da gol kaçmaz ki” havasında. İyi de kaçırılan pozisyonlar sadece forvetlerin beceriksizliğiyle açıklanabilir mi? Peki o pozisyonları veren her iki takımın savunma anlayışlarına ne demeli?
Tamam olumlu düşünelim olumlu olsun diyelim. Ne var ki bir takımı asıl olmuş tarafından değil olmamış tarafından ele almak gerekir ki yapılan yorumlar bir işe yarasın. Malum “bir zincir en zayıf halkası kadar güçlü”dür.

Herkes çalışacak
Beşiktaş gerçekten de iyi yolda. Seyredenlere heyecanlı, zevkli maçlar izletiyor. Fakat takımlarımızı bizim liglere göre değerlendirirsek hüsrana uğrarız. Şu anda Süper Lig’de en iyi futbolu oynamasına rağmen Kartal Avrupa Lig’inde S. Lizbon karşısında da, L. Moskova karşısında da adeta donup kaldı. İstediği oyunu oynayamadı. Hatta Kasımpaşa ve Bursa karşısında da çok zorlandı.
Çünkü olumlu yanları kadar olumsuz yanları da var Siyah-Beyazlıların. Belki bu yüzden, belki de doğru konuşmanın, açık sözlü olmanın bizim sisteme uymamasındandır; Şenol Güneş gergin.
Özellikle savunmada öyle hatalar yapılıyor ki bunların rakip tarafından değerlendirilememesi bu hataları yok etmiyor.
Sadece buzdolabına kaldırıyor. Ta ki o zaafları ortaya çıkaracak bir rakiple karşılaşana kadar.
Aslında Beşiktaş’ın savunma meselesi sadece geri dörtlüyle sınırlı değil. Takımın tümünün savunma anlayışı sorunlu.
Bu anlamda orta alanda takımın dümeni bir tek Atiba’ya bırakılmış. Şimdi yanındaki Oğuzhan’la birlikte oyunu ileri taşıyarak hem pozisyona giriyor, hem de rakibin kalesine gelmesini önlüyor Kanadalı. Oğuzhan’ın bu katkıyı yapması da çok belirleyici.
Kanatların göbek kadar iyi çalışmaması ise savunma ve orta alan kanat oyuncularının iki yönlü oyuncular olmamasından.

Yine iki yönlülük konusu
Başta Quaresma sadece atakta var. Arkasında oynayan oyuncunun rahatça ileri çıkması mümkün değil. Aslında ona ayrı bir top vermek lazım ki sürekli top istemekten vazgeçsin. Gökhan Töre’nin de savunmaya katkısı az. Beşiktaş’ın beklerinin hızlı rakip oyuncular karşısında zorlanmasının bir nedeni de bu. Hatta rakip takım topu bir kere Beşiktaş alanına geçirince defansın topluca geri kaçması refleksi de yine ileride forvetlerin presten çabuk vazgeçmesinden. Bu anlamda Sosa da eksik bir oyuncu mesela.
Zaten bir takımda ne kadar çok iki yönlü oyuncu varsa o takım o kadar güçlü oluyor. Tamam bazı oyuncuları ofansif yönü vazgeçilemez ölçüdedir. Savunma tarafını düşünmezsiniz. Çünkü onun eksiğini arkadaşları kapatır. Fakat bir takımda böylesi oyuncu sayısı artınca zayıf ekipler karşısında sorun yaşamazsınız belki ama güçlü ekipler karşısında hüsrana uğrarsınız. Büyük takımsanız, büyük hedefleriniz varsa, medya sizi havaya soksa bile siz girmeyeceksiniz. Dost acı söyler misali bir kez daha hatırlatayım dedim.

Tümü Ebru Kılıçoğlu - Son yazıları

Şampiyon... 20 Mayıs 2019 Pzt
‘Siz hepiniz, ben tek’ 16 Mayıs 2019 Per
Olmaz işler 12 Mayıs 2019 Paz

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Gökhan Töre, Şenol Güneş