Bağımsızlığın reddi değişim getirecek

20 Eylül 2014 Cumartesi

İskoçya bağımsızlığı yüzde 45’e 55 oranıyla reddetti. Londra’nın bölgeye daha fazla yetki vermesi bekleniyor

İskoçya’da bağımsızlık referandumu heyecanı Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallık’ıyla 307 yıllık birliğin “sağlama alınmasıyla” sönüverdi. Tarihi referandumun dün sabah netleşen sonuçlarına göre, “İskoçya bağımsız bir ülke olmalı mı” sorusuna yüzde 45’in “Evet” demesine karşılık yüzde 55 “Hayır” yanıtını verdi. Referandumda kayıtlı 4.3 milyon seçmenden 3.6 milyonu sandığa giderken yüzde 85’le katılım rekoru kırılmış oldu. İskoçya’nın bağımsızlık yanlısı Başbakanı Alex Salmond referandum dan “Hayır” sonucu çıkması üzerine hem başbakanlıktan hem de İskoç Ulusal Partisi liderliğinden istifa edeceğini açıkladı.
Tarih yüklü başkent Edinburgh’da dört gündür parçalı bulutlu havada yüzünü göstermekten çekinmeyen güneş yitip giderken hâkim olan sis, pus ve yağmur altında herkes rahat bir nefes almış görünüyor. 5.3 milyon nüfuslu İskoçya, öngörülebilir bir gelecekte kalan 58 milyonla birlikte var olacak. Fakat İskoç milliyetçilerinin “kendi kaderini tayin hakkını” zorladıkları referandum sayesinde bir parçası olarak kaldıkları “birlik” de değişimlere gebe… Bölgelere ve belki de şehirlere daha federal model sunacak bir “kurumsal devrimin” alametleri işitiliyor. Hatta yazılı bir anayasa bile yapılmasından bahsediliyor. Kimileri hiçbirisinin gerçekleşeceğine inanmasa da…

İrlanda- Galler teması
İskoçya’da iktidardaki İskoçya Milliyetçi Partisi (SNP), sandık yenilgisiyle “daha adil, eşitlikçi, sosyal demokrat, nükleer karşıtı, yeşil ve dış politikada saldırganlıktan uzak durulması” hedeflerine ulaşamadı. Bu sonuçta ayrılığın ekonomik maliyetleri ve olası siyasi belirsizlik etkili. Ama geniş bir nüfusu harekete geçirerek Londra’daki merkezi hükümetten yeni yetki devri vaatleri kopardı.
Şimdi salt İskoçya değil, birliğin geri kalanını oluşturan İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda için de aynı meseleler gündeme alınacak gibi görünüyor.
Nitekim Kuzey İrlanda birinci Başbakanı Peter Robinson, İskoçya’dan çıkan sonuçtan memnuniyetini aktarıp Galli meslektaşıyla daha geniş yetkiler üzerinde görüşeceklerini söyledi.
SNP lideri Alex Salmond, İskoçyalılara teşekkür ederken, yıllardır politikanın dokunmadığı konuları gündeme taşıdıklarını belirtti. Çoğunluğun kararını kabul ettiğini söyleyip herkesi bu demokratik kararı kabullenmeye çağıran Salmond, Londra’da iktidardaki Muhafazakâr Parti, koalisyon ortağı Liberal Demokratlar ve ana muhalefetteki İşçi Partisi’nden oluşan “birlikçi partilere” yetki devri sözlerini tutmaya çağırdı.

West Lothian sorusu…
Muhafazakâr Başbakan David Cameron, ilk beyanında bu vaatleri tutacaklarını söylerken sadece İskoçya değil diğer bölgeleri de meseleye kattı. Cameron, İskoçya halkının dört ulustan oluşan ülkenin parçalanmasına izin vermediği için teşekkür etti, “İskoçyanın bağımsızlığının bir kuşak için artık çözümlendiğini” savundu. Ardından “Birleşik Krallık’ın bir araya gelip ilerlemenin vakti geldi” vurgusu eşliğinde İskoçya için öngördükleri yetki devri vaatlerini içeren anlaşmanın İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda’nın da hakkı olduğunun altını çizdi. Birleşik Krallık’ta “West Lothian Sorusu” diye anılan mesele aslında derin tartışma konusu. 1990’ların sonundaki yetki devri İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın vekillerine nüfusun yüzde 85’inin yaşadığı İngiltere’ye dair konularda karar hakkı sunarken tersi mümkün olamıyor. İşte Cameron, liderliği sorgulanırken bu soruyu gündeme taşıyarak İskoçya’ya sunulan vaatlere öfkeli İngilizleri teskine çalıştı, “İskoçya’nın kendi vergi, harcamalar ve refah devletine dair kararlarını parlamentosunda oylayabilmesi gibi İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda da onaylayabilmeli. Bunlar bir tandem halinde yapılmalı” dedi.
İşçi Partisi lideri Ed Miliband da İskoçya’ya güçlü yetkiler vereceklerini söylerken İngiltere, Galler ve bütün Birlişik Krallık’ta değişim arzularına yanıt vermeleri gerektiğini belirtti. Liberal Demokrat lider Nick Clegg de geniş kurumsal reform ihtiyacına atıf yaptı.

Vaatlerin çerçevesi
Elbette yetkilerin çerçevesi henüz belirsiz. Üç parti bağımsızlığı reddetme karşılığında İskoçlara hitaben yayınladıkları yeminde bir anlaşma ortaya koymuştu. Cameron anlaşmanın uygulanmasına nezaret etmesi için şimdiden Lord Smith’i atadı. Vergi toplanması, harcamaların kontrolü ve sosyal güvenlik harcamalarında İskoç parlamentosu Holyrood’un yetkilerini genişleten bu anlaşma için 2015 başında bir “İskoçya yasası” çıkartılması söz konusu. Salmond yasanın gelir vergileri ve şirket vergilerinin tamamanın kontrolü için bastırıyor. Ancak mayıs ayında genel seçimler varken yasanın kabulü de ötelenebilir.

İskoçların yarısı rahatladı, yarısı pes etmiyor
İskoçya’da önceki gün düzenlenen referandumda bağımsızlığın 10 puanı bulan bir farkla reddedilmesi, siyasi ve ekonomik belirsizlikten çekinen pek çok insanı rahatlatsa da pes etmeyenler eksik değil. Referandum sonucunun sabah saatlerinde belli olduğu dün, ilk şokun ardından akşama doğru parlamento önüne biriken yaklaşık 500 kişi, kâh şarkılar söyledi kâh danslar etti. Hayal kırıklıklarını hiç gizlemeseler de pes ettikleri söylenemezdi.  

Gözler diğer ayrılıkçılarda
İskoçya’daki referandumun ardından gözler Avrupa’nın diğer bölgelerindeki ayrılıkçı hareketlere çevrildi. Kuzey İtalya’da Veneto bölgesi ve Güney Tirol bölgesi, İspanya’da Katalonya, Danimarka’daki Faroe Adaları, Fransa’da Korsika, İspanya’da Bask bölgesi ve Belçika’daki Flander bölgesindeki hareketler başta olmak üzere Avrupadaki ayrılıkçı hareketler için Pandora’nın Kutusu açıldı yorumları yapılıyor. Almanya’nın Bavyera eyaletinde bağımsızlık isteyenler yüzde 20’yi geçerken, daha fazla özerklik isteyenlerin sayısı artıyor. İskoçya tüm bu bölgeler için hayranlık verici bir örnek. Avrupa’nın birçok bölgesine yayılan ayrılıkçı hareketlerin bağımsızlık taleplerinin çeşitli sebepleri var. Örneğin diğer birçok harekete kültürel farklılıklar sebep olsa da İtalya’nın milli gelirinin üçte ikisini üreten Kuzey İtalya’daki Veneto bölgesinde ekonomik sebepler öne çıkıyor. İspanya’nın ekonomi lokomotifi Katalonya’daysa hem ekonomik hem kültürel sebepler söz konusu.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

ABD’de darbe tehdidi 7 Eylül 2018
Zaharçenko darbesi 5 Eylül 2018

Günün Köşe Yazıları