Olaylar Ve Görüşler

Sütümüzü bozdular - Burhanettin BULUT

18 Kasım 2021 Perşembe

Tarım ve hayvancılıktaki yüksek girdiler üretimi iyice zorlaştırıyor. Döviz kuruna bağlı olarak yem fiyatlarında, veteriner ilaçlarında ve diğer katkı maddelerindeki artış süt inekçiliğini sürdürülemez hale getirdi. 

Süt üretimi yapılan bir işletmedeki yem maliyeti toplam giderlerin yüzde 65’i olarak kabul edilmektedir. Hangi sektörde olursanız olun bu kadar önemli bir girdinin yüzde 100 civarında zamlanması o sektörü iflas noktasına getirir.

Geçen sene 80 lira civarında olan 50 kilogramlık kesif yemin çuvalı 165 lirayı, kaba yem kaynakları olarak kullanılan saman 1 lirayı, mısır silajı 75 kuruşu, yonca 1.5 lirayı geçmiş durumdayken süt fiyatlarının eder fiyatları bulamaması vahim sonuçlar doğurmaktadır. Üstelik süt üreticisinin tek maliyeti yem de değildir. Bunun yanında, işçilik, nakliye, enerji, veterinerlik ve finans giderleri de bulunmaktadır.

BÖYLE DEVAM EDEMEZ

Bu maliyetlere karşılık Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı çiğ süt referans fiyatı 3.20 liradır. Yani kilosu 3.30 lira olan yemden 1 kilo dahi alınamamaktadır. Market raflarında sütün litresi 9 TL’ye dayanırken üreticinin sütüne bir kuruş zam gelmedi. Süt ile yem arasında bir parite vardır ve bu oran yapılan üretimin kârlılığını göstermektedir. Dünya standartlarında 1 litre süte karşılık 1.5 kg yem alınması denge noktası sayılır ve işletmenin sürdürülebilir olduğunu gösterir. Bizdeki oran çoktan iflasın dibini gösteriyor ama geliyorum diyen krize karşılık üretici çaresizlikten ne yapacağını bilmiyor. 

Bu maliyetlerle süt üretimine devam etmek mümkün değildir. Yem ve tarımsal girdiler pahalı, süt ucuz olunca, süt ve hayvancılık destekleri de yetersiz kalınca kaderine terk edilen yetiştiriciye de mezbahanın yolunu tutmaktan başka çare kalmıyor. Hayvanını besleyecek gücü ve parası kalmayan yetiştirici, cazip olmayan kesim fiyatlarına rağmen zararın neresinden dönersek iyidir diyerek damızlık dişi hayvanlarını kesime göndermektedir.

BAKAN ÜRETİCİDEN KOPUK

Adana’da sadece son 1 ayda mezbahanın kestiği büyükbaş hayvanların yaklaşık yüzde 80’inin dişi olması yaşanacak krizin habercisidir. Bugün çiğ sütte yaşanan istikrarsızlık yüzünden kesime giden dişi hayvanlar yarın kırmızı et krizini de tetikleyecektir. Yerli ve milli olduğunu iddia eden iktidar ise üreticinin feryadını duymazdan geliyor.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, “Bu sezon itibarıyla ‘Ben zarar ettim’ diyen çiftçi yok, olmaması gerekir” açıklaması üreticinden ne kadar kopuk olduğunun da açık bir göstergesi. Üretimde istikrar esastır; istikrarın sağlanması için de süt/yem paritesine uyulmalıdır. Ocak ayı beklenmeden Ulusal Süt Konseyi toplanmalı, içinden çıkılmaz bir krize dönüşmeden süt fiyatları revize edilmeli, primler artırılmalı, artan yem fiyatlarından dolayı zararına üretim yapan süt üreticisi desteklenmelidir. Unutulmasın ki kesilen her anaç, her dişi hayvan ülkemizin geleceğidir.

ÖNÜ ALINAMAZ

Faiz, enflasyon ve kur baskısı altında adeta tükenme noktasına gelen hayvancılık sektörünün yeniden canlandırılabilmesi için bakanlık, zaman kaybetmeden ve işin tüketici ayağını da unutmadan et - süt - yem piyasasını yeniden düzenlemelidir. Aksi halde üretimden vazgeçerek ineklerini kesime gönderecek yetiştiricilerin önünü alamayacaktır. Bu durum yem, et ve süt sektöründe telafisi mümkün olmayacak sonuçlar doğuracak, sofraya yansıyan et ve süt fiyat artışlarının önüne geçilemeyecektir. 

BURHANETTİN BULUT

CHP ADANA MİLLETVEKİLİ



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları