Özdemir İnce

Sorgulayanı sorgulamak

03 Aralık 2023 Pazar

İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği aşağıda okuyacağınız 16.11.2023 tarihli yazı ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tunç Soyer hakkında soruşturma açmış: 

“İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yıl dönümü kutlamaları münasebetiyle düzenlenen ‘9 Eylül 100. Yıl Programı’ kapsamında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tunç Soyer 09.09.2022 tarihinde halka hitaben yaptığı konuşmasında, Osmanlı Devleti ve yöneticilerini hedef gösterip ‘100 yıl önceydi bu toprakları yönetenler gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içindeydi. Gençleri, kadınları, çocukları, geleceği hiç düşünmediler, sadece saraydaki saltanatı korumak için bütün bir milleti ateşe attılar, insanlık onurumuzu, bağımsızlık tutkumuzu ve yaşam hakkımızı ayaklar altına aldılar ve teslim oldular ve teslim oldular’ şeklindeki sözleriyle kişinin hatırasına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçunu işlediği iddiasına ilişkin olarak...”

Bu soruşturma metnini yazan makamın, Tunç Soyer’in soruşturma konusu yapılan sözlerinin Atatürk’e ait olduğunu ve Söylev’den alındığını öğrendikten sonra, Söylev’e bakması ve gerçeği öğrendikten sonra soruşturmayı geri çekmesi gerekirdi. Böyle yapılmadı. Öyleyse, yapılmayanı biz yapalım ve Atatürk Araştırma Merkezi tarafından 2005 yılında yayımlanan Nutuk’un 470’inci sayfasını okuyalım:

“Gerçekten de, her ne sebeple ve ne şekilde olursa olsun, Vahdettin gibi hürriyetini ve hayatını milleti içinde tehlikede görebilecek kadar adi bir yaratığın, bir dakika bile olsa, bir milletin başında olduğunu düşünmek ne hazindir! Şükre değer bir durumdur ki bu alçak, mirasına konduğu saltanat makamından millet tarafından atıldıktan sonra, alçaklığını sonuna kadar getirmiş oluyor. Türk milletinin bu işte önce davranması elbette takdire değer.

Âciz, adi, duygu ve anlayıştan yoksun bir yaratık, kendisini kabul eden herhangi bir yabancının koruyuculuğuna sığınabilir; ancak, böyle bir yaratığın bütün Müslümanların halifesi sıfatını taşıdığını ifade etmek elbette doğru değildir. Böyle bir düşünce tarzının doğru olabilmesi, öncelikle, bütün Müslüman milletlerin esir olmaları şartına bağlıdır.”

Atatürk, Vahdettin’i “adi” sözcüğü ile sıfatlandırıyorsa iş bitmiştir! İçişleri Bakanlığı kimse hakkında soruşturma açamaz. Hele Vahdettin’in dönemin ABD Başkanı Calvin Coolidge’a “Amerika Cemahir-i Müttefikiye Reisi Mösyö Coolidge Cenablarına” hitabıyla başlayan iltica mektubunu okuduktan sonra.

Değerli okurlar bir vatansever (!) olarak bu konuda, İçişleri Bakanlığı yüksek makamına bir ihbarda bulunmak istiyorum. İhbar konusu bir kitap. Kitabın adı: “Vahdettin Dosyası Hainlik Belgeleri” (Cumhuriyet Kitapları, 2023). Kitabı yayıma hazırlayan: Mehmet Alev Coşkun.

Efendim, Vahdettin’in İngilizlerle yaptığı gizli anlaşmayı, din adamlarının aleyhte fetvalarını, saltanat tarafından çıkarılan isyanları, yapılan idamları, Sevr Antlaşması’nın imzalanmasını, Milli Mücadele’yi dağıtma girişimlerini bir yana bırakalım, adını verdiğim kitaptan çok anlamlı bir alıntı yapalım:

Casusluk: Kuvayı Milliyecilerin Belgeleri Çalınıyor ve İngilizlere Veriliyor: Ankara hükümetinin Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Tengirşenk başkanlığında bir kurul, Paris ve Londra’da görüşmeler yapmak üzere Meclis tarafından görevlendirildi. Kurul Avrupa’ya gitmek için 7 Şubat 1922’de İstanbul’a geldi. Dışişleri Bakanı Tengirşenk’in özel kalem müdürü, akrabasının evinde kalıyordu. Polis eve gizlice girdi ve özel kalem müdürünün çantasındaki altı önemli belgenin fotoğrafları çekildi. Bu belgeler, Padişah Vahdettin tarafından İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold’a ulaştırıldı. Açıkçası Padişah Vahdettin, Milli Mücadele’nin gizli belgelerini İngilizlere sunuyor, “casusluk” yapıyordu. (s.18.)

Yeter mi?



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları