Herkes şu soruyu sormalı: Neden biz böyleyiz?

07 Şubat 2020 Cuma

Deprem, çığ, uçak kazası... Peş peşe felaketler... Evet, doğal afetler de var ama ya insan eliyle yapılanlar? İhmaller, vurdumduymazlıklar? 3 elim olay yaşandı. Her üçünde de can kayıpları daha aza indirilebilirdi. Ama olmadı, olmuyor... Körlemesine ilerliyoruz...

Stratejik planlamanın, bilimin, bilimsel düşüncenin, liyakatin, denetim mekanizmalarının yerini rant alıyor, cehalet alıyor, para hırsı alıyor, baştan savmacılık alıyor... Hal böyle olduğunda da her alanda yaşam hakkı ihlalleri ile yüz yüze kalıyoruz.

Durumu en iyi Sabiha Gökçen’deki uçak kazasını yorumlayan kaptan pilot Bahadır Altan özetledi: “Ülke olarak bir duralım. Biz hâlâ 3. havalimanındayız, hâlâ kanal açıyoruz. Ülke freni patlamış kamyon gibi. Proje üstüne proje üretme yerine biraz aklıselim gerekiyor.”

Aklıselim mi? Kim, nerede kaybetti onu?

Çığ kurbanlarını kurtarmak için gidenler ikinci bir çığın altında kaldı. 36 can daha yitti. Neden? 

Çığ çok teknik bilgidir, bilinçsizce müdahale edilebilecek bir olay değildir. Ama onun yerine bir aklıevvel emir verdi, iş makineleri ile yolu açtırdılar. Yüksek desibel çığı tetikledi ve minibüs çığın altında kaldı. 

Depremi önleyemezsiniz ama çürük binalar yapmayarak, dolgu alanlara inşaat yasağı getirerek olabildiğince az kayıpla bir doğal afeti atlatmayı hedefleyebilirsiniz. Bir sel ve taşkınları önleyemezsiniz ama dere kenarlarına ev yaptırmayarak büyük faciaları önleyebilirsiniz...

Eğer çığ faciası henüz çok taze iken miting yapıp şehir hastaneleri ile övünen bir Cumhurbaşkanınız varsa, havaalanında iniş yaparken parçalanan uçaktaki yaralıları da apron servisi ile taşıyabilirsiniz...

Bugün devasa bir yetkinlik, sağduyu, uzmanlık, liyakat sorunu ile karşı karşıyayız. 

17 yıllık iktidarın, tek adamcı politikaların sonuçları yaşadıklarımız... 

Daha da kötüsü toplumda otoriteye karşı oluşan büyük güven erozyonu. Bir kere güven sarsıldı mı, onu onarmak çok zordur. Katman katman yayılır... 

Önümüzde koca bir tehlike daha var: koronavirüs.. Bizden çok uzakta, gelmez buralara dersek kafamızı kuma gömmüş oluruz. Dünya tarihi pandemik salgınlarla dolu. Avrupa nüfusunun üçte biri veba salgını yüzünden yok olduğunu unutmayın. 170 uçak kazazedesi için yapılması gerekenlerin bile yapılmadığı bir süreç yaşadık. Bir anda Çin’de olduğu gibi yüzlerce hatta binlerce insanın korona şüphesi ile Türkiye’de hastanelere gittiğini bir düşünün. Var mı bir B planımız, kriz yönetimi stratejimiz? Yeterli ve kapsamlı karantina alanlarımız peki?

Çin, 5 gün içinde günde 10 bin virüs taraması yapma kapasitesine sahip bir laboratuvar kurdu. 

2020 Türkiyesi’ndeyiz. Hadi bırakın insanı, soğuk zincir olmadığı için neredeyse yarım milyon aşının zayi olduğunu biliyor musunuz? Bu konudaki Sayıştay raporunu okumanızı öneririm. Peki, yine hayvanlara yönelik Aşı Takip Sistemi’nin sadece 6 ay önce uygulanmaya başladığını biliyor musunuz? Tarım Bakanı Pakdemirli yeni itiraf etti geç kalındığını...

Biz neden böyleyiz? Bir an önce şu soruyu ülkenin ana gündem maddesi yapmazsak daha çok felaket yaşayacağız. Herhalde biliyorsunuzdur... 

Prof. Türkel Minibaş...  11 yıl olmuş

“Türkel Minibaş’lar Yetişiyor” projesini duymayanınız var mı? 11 yıl önce yitirdiğimiz yazarımız, benim sevgili dostum, ÇYDD’nin ikinci başkanı, iktisat profesörü... Ama ötesi de var, çok geniş kitlelere, genç, yaşlı, çocuk birçok insana bir şekilde “yüreği ile dokunabilmeyi başarabilmiş” özel insan, örnek insan... Bu yüzden ÇYDD’nin bu projesi çok anlamlı, özellikle içinde bulunduğumuz sapla samanın birbirine karıştığı, değerlerin altüst olduğu bu dönemde... Türkel Minibaş’ı örnek alarak, onun izinden gidip onun gibi birçok konuda bilgi ve öngörü sahibi, mesleğinde uzman birer toplum önderi olabilecek kadınlar yetiştirmeyi amaçlayan projeye keşke herkes karınca kararınca katkıda bulunabilse... Dün ölüm yıldönümüydü. ÇYDD Fatih Şubesi Türkel Minibaş Eğitim Evi’nde, ÇYDD Ayvalık Şubesi de mezarı başında sevgili dostumuzu andılar. 



Yazarın Son Yazıları

Merak bu ya... 14 Şubat 2020