Öztin Akgüç

Borsa makroekonomik risk mi?

25 Aralık 2019 Çarşamba

Menkul kıymetler borsasının pay (hisse) senetleri ayağının günü­müzdeki işleviyle, ulusal hatta global ekonomi açısından tehlike, risk oluşturduğu savı irdelenmelidir. Kuramsal açıdan borsanın oluşması ve gelişmesi; kârlı, verimli yatırımlara finansman sağlanması, biri­kimlerin yatırıma dönüşmesi, mülkiyetin yayılması, kişilerin uzun süreli, güvenli finansal varlık edinmeleri, sermaye hareketlerinin hız­lanması, risklerin dağıtılması açılarından savunulur. Teorik olarak kendinden beklenen işlevleri yerine getirdiğinde, yararlı bir düzenek olan borsanın günümüzde bu işlevleri yerine getirmesi sözde, kâğıt üstünde kalmaktadır. Borsa, reel değerlerin değil, beklentilerin alınıp satıldığı, gerçek olmayan değer artışlarının çoğu kez vergisiz olarak paraya çevrildiği, kısa süreli kâr amaçlı alım-satımın yapıldığı, katma değer yaratmayan, sıfır toplamlı, tarafların kâr ve zararına yol açan bir tür talih oyununa dönmüştür. Nitekim borsanın, kuramsal açıdan işlevini kısmen yerine getirdiği dönemde dahi John Maynard Keynes, “casino” benzetmesi yapmıştır.

Pay senedinin verimi, kâr payı (temettü), değer artışı ve sermaye artışı halinde kullanılacak rüçhan hakkı toplamından oluşur. Bu ya­rarlar gelecekte sağlanabileceğinden, alma, satma, elde tutma karar­ları beklentilere dayanır. Bu bağlamda tahmin yöntemleri, teknik ve temel analiz olarak bölümlendirilir. Teknik analiz, istatistiksel tah­min yöntemi olarak, geçmiş dönem fiyat hareketlerinin izlenerek analizi yoluyla gelecekteki fiyat gelişmesinin yönünü tahmindir. Teknik analiz, piyasada oluşan fiyatların arz ve talebe göre belirlen­diği, fiyatları etkileyen tüm etkenleri yansıttığı, geçmiş fiyat hareket­lerinin gözlenebilir bir eğilim oluşturduğu, oluşan eğilimin gelecek­teki fiyat hareketlerinin yönünü belirlediği varsayımına dayanır.

Temel analiz, pay senedi arz eden şirketin finansal yapısının, liki­ditesinin, kaynak kullanma etkinliğinin, kârlılığının, işgücü verimli­liğinin, büyüme hızının; taşıdığı kredi, kur, faiz, pazar, faaliyet risklerinin değerlendirilmesini kapsar. Temel analizde, şirketin pazar payı, rekabet gücü, ürün kalitesi, Ar-Ge giderleri, sahip olduğu haklar, kapasi­te kullanım oranı, yapılmakta olan yatırımlar, yönetim kadrosu, yö­netim ve işgücü etkinliği gibi kârlılığı ve verimliliği etkileyen etmen­ler de dikkate alınır. Kısa vadeli yatırım kararlarında, daha çok teknik analiz yapılırken, uzun vadeli amaçla finansal varlık edinimin­de temel analiz yol gösterici olur.

Borsada risk, tahminlerin, beklentilerin gerçekleşmemesidir. Olu­şan riskler, sistemik ve sistemik olmayanlar olarak bölümlendirilir. Sistemik, makro düzeyde riskler, tüm pay senetlerinin fiyatlarını, borsa endeksinin genelini etkileyen risklerdir. Faiz, enflasyon, kur oynaklığı gibi ekonomik; ambargolar, yaptırımlar, ticaret savaşları da dahil politik riskler, sistemik risk olarak tanımlanır. Faizlerin yüksel­mesi, enflasyonun hızlanması, devalüasyon, politik risklerin oluşma­sı, borsa endeksi genelinde düşüşe yol açarken faizlerin düşmesi, enflasyonun yavaşlaması, politik risklerin dağılması endeksi yükseliş yönünde etkiler. Sermaye piyasası derinliği olmayan GOÜ’lerde ser­maye hareketleri de sistemik risk oluşturur.

Sistemik olmayanlar, ilgili şirkete özgü, mikro düzeyde, bireysel risklerdir. Şirketin taşıdığı kredi, likidite, faiz, kur, pazar, faaliyet riskleri, mali yapısı, yönetim hataları, sistemik olmayan riskler olarak nitelendirilir.

Sermaye piyasasının küreselleşmesi, borsada işlemlerin aracılar kanalıyla gerçekleştirilmesi de risk oluşturur. Küreselleşme, bir ulu­sal piyasada başlayan gelişmelerin diğer piyasalara bulaşmasına, ya­yılmasına yol açmaktadır. Aracıların, işlemleri, genelde, oluşan bilgi kümelerine, belli göstergelere, verilere, eğilimlere, deneyimlere da­yanarak adeta otomatik pilota bağlayarak gerçekleştirmeleri de borsada hızlı fiyat hareketlerine yol açmaktadır. Borsa endeksi, genelde yaz aylarında durağanlaşırken yıl sonları­na doğru bilanço makyajı amacıyla da hareketlenmektedir,

Borsada fiyat balonlarının oluşması kriz tehlikesi doğurmaktadır. 1929 dünya büyük krizi, ABD’de borsada oluşan fiyat balonunun patlaması ile borsada çöküşün, finansal piyasalara ardından da reel sektöre yansımasından kaynaklanmıştır. FED’in faizleri düşürerek, kredilendirerek finansal sektörü desteklememesi de krizin derinleş­mesine yol açmıştır. FED, ancak gecikme ile pay senetlerinin teminat gösterilerek, spekülatif amaçla kredi kullanılmasını Regulation T ile engellemiştir. ABD borsa tarihine Kara Pazartesi olarak geçen 19 Ekim 1987 günü fiyatların yüzde yirmi oranında değer yitirmesi üze­rine, geçmişten ders alan FED, borsa aracılarını kredilendirerek krizin derinleşmesini önleyebilmiştir.

Günümüzde borsa sanal servetlerin yaratıldığı, fiyat balonlarının oluştuğu, katma değer yaratmayan, kriz doğurma tehlikesi de olan kapitalist sistemin bir düzeneğidir.





Yazarın Son Yazıları

Toplumumuzdaki ayrışma 26 Şubat 2020
Planlı kalkınma 12 Şubat 2020