Öztin Akgüç

Toplumsal sorun: İşsizlik

27 Kasım 2019 Çarşamba

İşsizliğin; emekçilerin gelir kaybına uğraması, alım ve ödeme güçlerinin azalması, özgüvenlerinin sarsılması, ruhsal bunalımlara neden olması, üretim azalması, ekonomik durgunluk, gelir dağılımının bozulması, toplumda huzursuzluğun artması gibi bireysel, siyasal, ekonomik maliyetleri vardır.

Ağır maliyeti nedeniyle, çalışmak isteyenlere, iş arayanlara istihdam olanağı sağlamak, devletin toplumsal ve ekonomik amacı olan bir görevidir. ABD gibi kapitalizmin öncülüğünü yapan bir ülkede 1946 yılında “İstihdam Yasası” (Employment Act), 1978 yılında da “Tam İstihdam ve Dengeli Büyüme” (Full Employment and Balance Grawth kabul edilerek, yüksek istihdam amacına ulaşma konusunda Başkan ve yasama organı (Kongre) sorumluluk paylaşmış, Merkez Bankacılığı Sistemi de (FRS-FED), fiyat istikrarı yanı sıra istihdam sağlamaya da amaçları arasında öncelik vermiştir.

Ekonomistler, işsizliği nedenlerine göre, (ı) arızi, geçici, (ıı) mevsimlik, (ııı) yapısal, (ıv) ekonomik döngüsel (konjonktürel) işsizlik olarak dört türe ayırırlar. Bu ayrım alınacak önlemler izlenecek politikaları belirleme açısından da yol göstericidir.

Geçici işsizlik, iş görenin daha iyi iş olanakları arama, ailevi eğitimi tamamlama gibi nedenlerle çalışma yaşamına bir süre ara vermesinden kaynaklanır. Mevsimlik işsizlik, tarım, turizm gibi ekonomik faaliyetlerin belli mevsimlerde yoğunlaşmasından, ekonomik faaliyetin yavaşladığı dönemlerde işsizliğin artmasıdır. Yapısal işsizlik, teknolojik gelişme, ekonominin yapısında değişme, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş, sanayi toplumundan hizmet ağırlıklı ekonomiye geçiş dönemlerinde oluşan işsizliktir. Ekonomik döngüsel işsizlik, ekonomik faaliyet döngüsünün durağanlığa giriş evresinde işsizliğin artmasıdır.

Ekonomilerde her zaman geçici nedenlerden, mevsimlik dalgalanmalardan, yapısal değişmelerden kaynaklanan doğal işsizlik olarak tanımlanan işsizlik gözlenir. Doğal işsizlik oranı, ülkenin yaş kompozisyonuna, gelişme evresine, ekonomik yapısındaki değişme hızına göre farklılık gösterir. Ekonomistler arasında görüş ayrılığı olmakla beraber, yüzde dört-beş dolayında işsizlik doğal işsizlik olarak kabul edilir. Tam istihdamdan amaç, doğal işsizlik oranının üstünde iş arayanların istihdam edilmesi, emek arz-talebinin dengelenmesidir.

Ülkemizde işsizlik oranı yüzde 14.2 gibi her türlü olağan ölçünün üstündedir. Yüksek enflasyonla işsizlik oranının düşmesi beklenirken; ülkemiz yüksek enflasyonla aşırı işsizliği birlikte yaşamaktadır.

Yeni Zelandalı ekonomist A.W Phillips, İngiltere’nin 1861-1957 dönemindeki verilerine dayanarak enflasyon hızlandıkça işsizli­ğin azaldığını Phillips Eğrisi olarak göstermiştir. ABD’de Paul Samuelson, Robert Solow gibi tanınmış ekonomistler de, ülkenin 1960 öncesi verilerine dayanarak yaptıkları araştırmada Phillips Eğ­risini doğrular sonuçlara varmışlardır.

Phillips Eğrisinin geçerliliği ekonominin tartışmalı konularından olup, Milton Friedman başta olmak üzere parasalcılar, neo-liberal yaklaşım, enflasyonla işsizlik arasında ilişki olmadığını, enflasyonun istihdam düzeyini etkilemediğini savunur. Ancak 2007-8 krizi Phil­lips Eğrisini doğrular nitelikli sonuçlar vermiş; gelişmiş ülkeler, iş­sizliği önlemek, deflasyona sürüklenmemek için yüzde 2.0 düzeyinde enflasyon yaratmaya yönlenmişlerdir.

Ülkemizde yüksek enflasyona karşın işsizliğin artmasının neden­leri şöyle özetlenebilir:

* Ülkede istihdamın yaklaşık yüzde 10.0’unu yaratan KİT’lerin önemli bir bölümü özelleştirme yaftası altında yok edilmiş,yerlerine de üretim tesisleri kurulmamıştır.

* Yatırımların GSYH içindeki payı yüzde 30.0’lardan yüzde 20.0’nin de altına düşmüş, son yıllarda makine- teçhizat yatırımları reel olarak da azalmıştır.

* Üretken yatırımların payı azalırken; gösteriş, yandaş destek­leme yatırımlarına öncelik verilmiştir.

* Yurtiçi üretim yerine, ithalat artışı ülkede işsizliği artırırken dış ülkelerin işsizlik sorununa katkıda bulunmuştur.

* İzlenen ekonomi politikası yanı sıra, AB Gümrük Birliği imalat sanayiinin montaj sanayiine dönüşmesine yol açmış­tır.

* Özel kesim yatırım amaçlı değil, çoğu kez arbitraj kârı elde etmek için yurtdışından borçlanmış, düşük faizli dövizi TL’ye çevirerek faiz geliri elde etmeye yönelmiştir.

* Para politikasının işsizlik üzerinde etkisi çok sınırlı olduğu halde faiz indirimi ile çözüm yanılgısı sürdürülmüştür.

İşsizlik; yalnız ekonomik değil, artan şiddet olaylarının bir nedeni olarak da toplumsal bir sorundur.



Yazarın Son Yazıları

Toplumumuzdaki ayrışma 26 Şubat 2020
Planlı kalkınma 12 Şubat 2020