Başkent Oda Orkestrası

29 Aralık 2008 Pazartesi

Türkiye Cumhuriyetinin Atatürkün her alanda devrimleri içeriğinde bulunan çok önemli bir olay geçtiğimiz günlerde sanat dünyamızda sessiz geçti?! Bu olayı tekrar iletmemiz gerekiyordu:

Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi sahnesinde ilginç bir Orkestra Konseri dinlemiştik: Piyano sanatçısı Rüya Tanerin solist olarak katıldığı genç şef Artun Hoiniçin yönetiminde çalan Başkent Oda Orkestrasının konseri idi.

Programda: A. Vivaldinin Sol Minör Orkestra Konçertosu, V.A. Mozartın KV 488 La Majör Piyano Konçertosu (Solist Rüya Taner), Mozartın KVL83 sayılı Sol Minör Senfonisi vardı. Konserin benim için en ilginç yanı 44 yılını geride bırakmış olan Başkent Oda Orkestrasının seslendirişiydi. 1 Aralık 1964 günü rahmetli Fevzi Kopuz ve çevresinde toplanan bir avuç amatör yaylı çalgı müzikçilerinin salt birlikte müzik yapma heyecanıyla bir araya gelerek kurdukları Halkevleri Genel Merkezi Orkestrası zaman içinde katılan yeni üyeler ile gelişerek ve adı önce Ankara Amatör Oda Orkestrasına, sonra sonra rahmetli Mithat Fenmenin önerisiyle Başkent Oda Orkestrasına çevrilen müzik topluluğu olarak çalışmalarını günümüze kadar geliştirmesidir. Ülkemiz için bu olağandışı başarının sırrı, orkestra üyelerinin değişik meslek sahipleri ya da emekli olmuş kimseler tarafından kurulmuş olmasıydı. Aralarında önce başka orkestralarda çalışmış olan birkaç müzisyen ve müzik öğrencisi bulunuşu idi. Hepsi özverili müzik sevgisi ve sorumluluğu ile yıllardır pazar günleri bir araya gelip seçtikleri eserlere katkı sağlarlardı. Başlarında onlara öğretmenlik yapan ve çalışmaları yöneten konsermaysterliği Ömer Can var. Can, profesyonel bir müzikçi. Orkestra deneyimi var. Keman öğretimi, bir dizi metot yayımlanış. 40 yıldan beri hiçbir karşılık beklemeden orkestraya yönetmenlik yapıyor. Orkestrayı çalıştırıyor. Eserler olgunlaşınca bir şef bulunuyor. Konserler düzenleniyor. Ankarada ve Türkiyenin birçok yöresinde, üniversitelerde, okullarda konserler veriliyor. Tüm giderler kendileri tarafından karşılanıyor. Yardım eden kurul ve kuruluşlar da var. Örneğin Sevda Cenap And Müzik Vakfı da bunlardan biri. Orkestra günümüze kadar 20 dolayında şef ile çalmış. Bu şeflerden çoğu ilk kez sahneye bu orkestra ile çıkmış. Şefler arasında ilk kez bu orkestrayla çalışmış şefler var. Bu şefler arasında uzun süre sahneye çıkmış şefler de var. Örneğin bu şeflerin başında ünlü Bujor Hoinic de var. Hoinic sadece orkestrayı yönetmekle kalmamış, orkestra için eserler de yazmış. Türkiyede de bu eserlerin çoğu biliniyor. Bu eserler bu orkestranın ruhuna çok uygun, dinleyenlere heyecan veren, onu mutlu eden bir hava yaratıyor.

Başkent Oda Orkestrasının bir özelliği ise klasik gitar olan lavtanın kullanılmasıdır. Şöyle ki, lavta müzik dünyasında kökeni çok eskilere dayanan telli bir klasik çalgıdır. Lavta Arapça lût, Fransızca luth, İngilizce lute, Almanca laute, İtalyanca luita, İspanyolca port laud adlarıyla bilinmektedir. Roma ve Yunan olarak ilkel şeklinin adları ise tesdudo ve chelystir... Lavtanın geçmiş devirler açısından önemli bir geçmişi vardır. Lavta bağırsak tellerin bulunmasıyla ortaya çıkan çalgılardan biridir.


Yazarın Son Yazıları

Müzikal Beyin 9 Şubat 2009
Arif Hikmet Koyunoğlu 26 Ocak 2009
Müzikle 2009 Yılı 19 Ocak 2009
Bedri Baykam İçin 12 Ocak 2009
Yeni Yıla Girerken 5 Ocak 2009
Başkent Oda Orkestrası 29 Aralık 2008